Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Erken doğum ve düşük doğum ağırlığı diş sağlığını etkileyebilir: İlk dişten itibaren takip önemli

Erken doğum ve düşük doğum ağırlığının çocuklarda diş minesinin gelişimini etkileyebileceği, bunun da bazı çocuklarda dişleri dış etkenlere karşı daha hassas hale getirebileceği belirtiliyor. Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, bunun tek başına çürük nedeni olmadığını vurgulayarak, ilk süt dişinin çıkmasıyla birlikte ağız bakımına başlanmasını ve düzenli diş hekimi kontrolünün ihmal edilmemesini öneriyor.

Erken doğum ve düşük doğum ağırlığının çocuklarda diş minesinin gelişimini

Erken çocukluk döneminde görülen diş çürükleri, çocukların yalnızca ağız ve diş sağlığını değil; beslenmesini, yaşam kalitesini ve gelişimini de etkileyebilen önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor.

Çürük oluşumunda ağız hijyeni ve beslenme alışkanlıklarının yanı sıra, bazı çocuklarda doğum koşulları ve erken dönemde yaşanan sağlık sorunlarının da etkili olabileceği belirtiliyor.

Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, özellikle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda diş gelişiminin daha yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Düşük doğum ağırlığı doğrudan çürük anlamına gelmiyor

Erken doğum veya düşük doğum ağırlığının çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmediğini belirten Demir, bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı farklılıkların görülebileceğini söyledi.

Demir şu ifadeleri kullandı:

“Erken doğum veya düşük doğum ağırlığı, çocuğun ilerleyen dönemde mutlaka diş çürüğü yaşayacağı anlamına gelmez. Ancak bu çocuklarda diş minesinin gelişiminde bazı bozukluklarla karşılaşma ihtimali artabilir. Mine yapısındaki değişiklikler, dişlerin dış etkenlere karşı daha hassas hale gelmesine neden olabilir.”

Bu nedenle erken doğan çocuklarda ağız ve diş sağlığının erken dönemden itibaren takip edilmesi önem taşıyor.

Erken doğum diş minesinin gelişimini etkileyebiliyor

Diş minesi, dişi dış etkenlerden koruyan en önemli yapılardan biri olarak kabul ediliyor.

Prematüre bebeklerde doğum öncesi ve sonrasında ortaya çıkabilen bazı sistemik sorunlar ile mineral ve kalsiyum metabolizmasındaki değişikliklerin mine gelişimini etkileyebileceği ifade ediliyor.

Mine yapısının düzensiz veya daha hassas olması, diş yüzeylerinde plak birikimini kolaylaştırabiliyor. Ancak uzmanlar bunun tek başına çürük oluşacağı anlamına gelmediğini, ağız hijyeni ve beslenmenin de önemli olduğunu vurguluyor.

Gece biberonuyla uyumaya dikkat

Erken doğan bebeklerde beslenme güçlükleri nedeniyle biberon kullanımının daha uzun süre devam edebildiğine dikkat çeken Dt. Nurgül Demir, özellikle gece beslenmesi konusunda aileleri uyardı.

Demir:

“Bebeğin biberonla uyuması ve özellikle şeker içeren sıvıların gece boyunca dişlerle temas etmesi, erken çocukluk çağı çürükleri açısından önemli bir risk oluşturabilir.”

dedi.

Bu nedenle yalnızca tüketilen yiyecek ve içeceklerin içeriğinin değil, beslenmenin sıklığının, zamanlamasının ve sonrasındaki ağız bakımının da dikkate alınması gerekiyor.

İlk diş çıktığında ağız bakımı başlamalı

Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması için süt dişlerinin tamamının çıkmasını beklemek gerekmiyor.

Dt. Demir, ilk süt dişinin ağızda görülmesiyle birlikte düzenli ağız bakımına başlanması gerektiğini belirterek, ilk diş hekimi ziyaretinin de bu dönemde yapılmasını önerdi.

Demir şöyle konuştu:

“Özellikle erken doğan veya düşük doğum ağırlığıyla dünyaya gelen çocuklarda ağız ve diş sağlığı takibi bireyselleştirilmelidir. İlk süt dişlerinin sürmesiyle birlikte düzenli ve doğru ağız bakımının başlatılması, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazandırılması ve çürük riskinin değerlendirilmesi koruyucu diş hekimliğinin temel adımlarındandır.”

Çürük riskini tek bir faktör belirlemiyor

Erken çocukluk çağı çürüklerinin tek bir nedene bağlı olmadığı belirtiliyor.

Çocuğun;

  • ağız hijyeni,
  • beslenme biçimi,
  • gece beslenme alışkanlıkları,
  • genetik özellikleri,
  • genel sağlık durumu,
  • diş minesinin yapısı

gibi birçok faktörün birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu nedenle erken doğum veya düşük doğum ağırlığı bulunan çocukların otomatik olarak “yüksek çürük riski taşıyan” çocuklar olarak değerlendirilmesi yerine, bireysel risk faktörlerinin diş hekimi tarafından belirlenmesi öneriliyor.

Amaç sorun çıktıktan sonra değil, öncesinde önlem almak

Uzmanlar, çocuklarda koruyucu diş hekimliğinin temel hedefinin çürük geliştikten sonra tedavi etmek yerine, çürük oluşumunu mümkün olduğunca önlemek olduğunu belirtiyor.

Düzenli diş kontrolleri, yaşa uygun ağız temizliği, dengeli beslenme ve gece boyunca dişlerin şekerli sıvılarla uzun süre temas etmesinin önlenmesi bu süreçte önem taşıyor.

Dt. Nurgül Demir de ailelere şu çağrıda bulundu:

“Ebeveynlerin burada temel hedefi, herhangi bir sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek yerine, çocuğun ilk dişlerinden itibaren koruyucu bir ağız sağlığı rutini oluşturmak olmalı.”