Küresel finans piyasalarında geride kalan hafta, son dönemin en yoğun para politikası haftalarından biri oldu.
ABD Merkez Bankası Fed, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4,00 aralığına yükseltti. Karar 12 üyenin tamamının oyuyla alındı. Böylece Fed, Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırımına gitmiş oldu. Banka karar metninde ekonomik faaliyetin sağlam hızda genişlediğini, verimlilik artışının güçlü seyrettiğini ve sermaye yatırımlarının dayanıklılığını koruduğunu bildirdi.
Fed’in özellikle enflasyona ilişkin mesajları piyasaların dikkatini çekti. Bankanın yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 3,6’dan yüzde 3,7’ye yükselirken, 2027 tahmini yüzde 2,3 seviyesinde korundu. 2028 tahmini ise yüzde 2’den yüzde 2,1’e çıkarıldı.
Fed yetkililerinin faiz beklentilerini yansıtan nokta grafiği, üyelerin önemli bölümünün yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı daha ihtimalini masada tuttuğunu gösterdi. Bu görünüm, piyasalarda “yüksek faiz daha uzun süre” temasını yeniden güçlendirdi.
Fed Başkanı Kevin Warsh da basın toplantısında enflasyonun hâlâ çok yüksek seviyelerde bulunduğunu ve faiz artırımının fiyat istikrarına dönüş açısından gerekli olduğunu vurguladı. ABD Başkanı Donald Trump ise karar sonrasında faizlerin yüzde 1 veya daha düşük seviyelere indirilmesi yönündeki çağrısını yineledi.
Dolar yükseldi, tahvil faizi yüzde 5’i gördü
Fed’in sıkı duruşunu koruyacağı beklentisi küresel varlık fiyatlamalarında belirgin biçimde hissedildi.
Dolar endeksi haftayı yaklaşık yüzde 1 artışla 100,2 seviyesinde tamamladı.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi ise hafta içerisinde yüzde 5,04 ile 2007’den bu yana görülen en yüksek seviyelerden birine ulaştı ve haftayı yüzde 5 civarında kapattı.
Tahvil faizlerinin bu kadar yüksek seyretmesi, özellikle teknoloji hisseleri ve yüksek büyüme beklentisiyle fiyatlanan şirketler üzerinde baskı oluşturuyor.
Piyasalarda ayrıca yapay zeka şirketlerinin teknoloji geliştirme hızında yavaşlama yaşanabileceğine yönelik endişeler de risk iştahını sınırlayan unsurlar arasında yer aldı.
Öte yandan petrol fiyatlarında daha farklı bir tablo oluştu.
Orta Doğu’daki jeopolitik riskler devam etmesine rağmen petrol arzının alternatif kanallardan sürdürülebileceğine ilişkin beklentiler fiyatların gerilemesine neden oldu. Kasım vadeli Brent petrol haftayı yüzde 1,4 düşüşle 103,2 dolar civarında tamamladı.
Petroldeki düşüş ise altına destek verdi. Ons altın haftayı yüzde 0,7 yükselişle 4 bin 378 dolar civarında kapattı.
Wall Street’te teknoloji ile sanayi hisseleri ayrıştı
ABD borsalarında hafta genelinde net bir yön oluşmadı.
S&P 500 endeksi haftalık bazda yüzde 0,08, Dow Jones yüzde 1,69 değer kaybederken teknoloji ağırlıklı Nasdaq endeksi yüzde 0,72 yükseldi.
Yatırımcıların özellikle yapay zeka şirketleri, tahvil faizleri ve Fed’in yeni faiz patikasına ilişkin beklentiler arasında pozisyon aldığı görüldü.
Yeni haftada ABD piyasalarının gündemi oldukça yoğun olacak.
Salı günü Richmond Fed imalat endeksi, çarşamba imalat sanayi göstergeleri, perşembe haftalık işsizlik maaşı başvuruları ile yeni konut satışları, cuma günü ise dayanıklı mal siparişleri ve Michigan Üniversitesi tüketici güven endeksi izlenecek.
Bu veriler Fed’in bir sonraki faiz kararına ilişkin beklentileri şekillendirebilecek.
Avrupa’da gözler yeniden enflasyonda
Avrupa borsalarında da hafta karışık tamamlandı.
İngiltere Merkez Bankası politika faizini yüzde 3,75 seviyesinde sabit bıraktı. Karar 6’ya karşı 3 oyla alındı. Üç üye 25 baz puanlık faiz artışı talep etti. BoE, enerji fiyatları ve Orta Doğu’daki gelişmelerin enflasyon açısından yukarı yönlü risk oluşturmaya devam ettiğini vurguladı.
Avro Bölgesi’nde ağustos ayı enflasyonu aylık yüzde 0,4, yıllık ise yüzde 3,2 olarak gerçekleşti. Enerji fiyatlarının yıllık enflasyona katkısı yüksek kalmayı sürdürdü.
Haftalık bazda İngiltere FTSE 100 yüzde 0,08 yükselirken Fransa CAC 40 yüzde 1,40, Almanya DAX yüzde 1,03 ve İtalya MIB 30 yüzde 1,84 değer kaybetti.
Yeni haftada Avrupa’da salı tüketici güveni, çarşamba Avro Bölgesi, Almanya ve İngiltere PMI verileri, perşembe Almanya Ifo iş dünyası güven endeksi, cuma ise Almanya GfK tüketici güveni takip edilecek.
Japonya faizi 31 yılın zirvesine çıkardı
Asya piyasalarında haftanın en önemli gelişmelerinden biri Japonya Merkez Bankasının faiz artırımı oldu.
BoJ politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25 seviyesine çıkardı. Böylece faiz 31 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Banka, ekonomik faaliyet ve finansal koşulların uygun seyretmesi halinde faiz artışlarının devam edebileceğinin sinyalini verdi. Bankanın 18 Eylül toplantısında para piyasası operasyonlarına ilişkin politika değişikliğine gittiği de resmi takvimde yer aldı.
Japonya’da enflasyonun ağustosta yüzde 1,9’a gerilemesi, faiz artırımının devamına ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Çin tarafında ise işsizlik oranının yüzde 5,3 ile beklentilerin üzerine çıkması, buna karşılık sanayi üretiminin yüzde 5,2 artması ekonomik görünümün karmaşık olduğunu ortaya koydu.
Haftalık bazda Japonya Nikkei 225 yüzde 1,57, Çin Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,61 yükseldi. Güney Kore Kospi yüzde 0,20, Hong Kong Hang Seng ise yüzde 0,22 değer kaybetti.
Borsa İstanbul’da haftalık kayıp yüzde 8’i aştı
Küresel piyasalardaki dalgalanmanın yanı sıra yurt içi piyasalar açısından da oldukça hareketli bir hafta geride kaldı.
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi haftalık bazda yüzde 8,18 düşerek 13.284,42 puana geriledi. Endeks cuma gününü de yüzde 1,67 kayıpla tamamladı.
Dolar/TL haftalık bazda yüzde 0,52 yükselerek 48,7649 seviyesinden kapanış yaptı.
Piyasalardaki sert hareketlerin ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da likidite yönetimine ilişkin yeni adımlar açıkladı.
TCMB, haftalık repo ihaleleriyle sağlanan fonlamanın likidite koşullarına göre artırılacağını, bankaların borçlanma limitlerinin güncelleneceğini ve teminat iskonto oranlarının azaltılacağını bildirdi. Merkez Bankası ayrıca likidite koşullarının yakından izleneceğini ve ihtiyaç halinde ek tedbir alınacağını duyurdu.
Sermaye piyasalarında da yatırım fonlarına yönelik kararlar öne çıktı. Düzenleyici kurumlar bazı fon ve portföy yönetim şirketlerine ilişkin tedbirler alırken, fon piyasasındaki likidite sorunlarına yönelik çalışmalar hızlandı.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise piyasada yaşanan hareketliliğin sınırlı sayıdaki fonların kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını belirterek, bunun genele yayılmış sistemik bir risk anlamına gelmediğini söyledi.
Yeni haftada hangi veriler takip edilecek?
21-25 Eylül haftasında piyasaların gündemi yeniden veriler olacak.
| Gün | Bölge | Takip edilecek veri |
|---|---|---|
| Pazartesi | Türkiye | Reel kesim güven endeksi, kapasite kullanım oranı |
| Salı | Türkiye | Tüketici güven endeksi |
| Salı | ABD | Richmond Fed imalat endeksi |
| Salı | Avrupa | Tüketici güven endeksi |
| Çarşamba | ABD | İmalat sanayi göstergeleri |
| Çarşamba | Avrupa | Avro Bölgesi, Almanya ve İngiltere PMI |
| Perşembe | ABD | Haftalık işsizlik maaşı başvuruları, yeni konut satışları |
| Perşembe | Almanya | Ifo iş dünyası güven endeksi |
| Perşembe | Japonya | İmalat sanayi PMI |
| Cuma | ABD | Dayanıklı mal siparişleri, Michigan tüketici güveni |
| Cuma | Almanya | GfK tüketici güven endeksi |
Yeni haftanın temel sorusu, merkez bankalarının faiz artışlarının ekonomide ne kadar yavaşlamaya yol açacağı olacak.
Fed’in faiz artışı, BoJ’un sıkılaşmaya devam etmesi ve İngiltere Merkez Bankasında faiz artışı isteyen üyelerin sayısının yükselmesi küresel para politikasında yeniden sıkılaşma eğiliminin güçlendiğini gösteriyor.
Buna karşılık petrol fiyatlarındaki gerileme enflasyon baskısını bir miktar hafifletirken, yüksek tahvil faizleri özellikle teknoloji ve büyüme hisseleri açısından önemli risk oluşturmaya devam ediyor.
Türkiye’de ise gözler Borsa İstanbul’daki sert düşüşün ardından piyasalarda istikrarın yeniden sağlanıp sağlanamayacağında olacak. TCMB’nin likidite hamleleri, fon piyasasına ilişkin düzenlemeler ve gelecek makroekonomik veriler yeni haftanın fiyatlamalarında belirleyici olacak.
Özetle, küresel piyasalar yeni haftaya rahatlamış değil; aksine Fed’in yeni faiz patikası, yüzde 5 civarındaki ABD tahvil getirileri, Orta Doğu’daki gelişmeler ve yoğun veri takvimi nedeniyle yüksek oynaklığın devam etmesi bekleniyor.





