Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Alzheimer ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce başlayabiliyor: Riski azaltmak mümkün

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında yapılan değerlendirmelerde, Alzheimer hastalığının ilk belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklere yol açmaya başlayabileceğine dikkat çekiliyor. Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklerin yanı sıra yaşam tarzına bağlı birçok faktörün kontrol altına alınabileceğini belirterek, düzenli egzersizden sağlıklı beslenmeye, kaliteli uykudan sosyal bağların korunmasına kadar alınabilecek önlemleri sıraladı.

21 Eylül Dünya Alzheimer Günü kapsamında yapılan değerlendirmelerde, Alzheimer hastalığının

Alzheimer hastalığı, yalnızca hastayı değil ailesini ve yakın çevresini de derinden etkileyen ilerleyici bir nörolojik hastalık olarak öne çıkıyor.

Yaşam süresinin uzamasıyla birlikte görülme sıklığı da artıyor. Türkiye’de yaklaşık 700 bin kişinin Alzheimer hastalığıyla mücadele ettiği, 2050 yılına kadar bu sayının yaklaşık 2,5 katına çıkabileceği belirtiliyor.

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Neşe Tuncer, Alzheimer’da ilk belirtilerin ortaya çıkmasından yaklaşık 20 yıl önce beyinde değişikliklerin başlayabildiğini ifade etti.

Tuncer, şu değerlendirmede bulundu:

“Yaş ve genetik yatkınlık gibi değiştirilemeyen risklere rağmen, yaşam tarzıyla ilişkili bazı risk faktörlerini kontrol altına almak mümkün. Bu nedenle beyin sağlığını korumaya yönelik önlemlere erken yaşlardan itibaren önem vermek gerekir. Bilimsel veriler, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile Alzheimer riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini göstermektedir.”

İlk belirtiler unutkanlıkla başlayabiliyor

Alzheimer hastalığında ilk belirtiler çoğu zaman yakın zamanda yaşanan olayların unutulması, aynı soruların tekrar tekrar sorulması veya tanıdık kelimelerin hatırlanamaması şeklinde ortaya çıkıyor.

İlerleyen evrelerde planlama becerisi zayıflayabiliyor, zaman ve mekan algısı bozulabiliyor, kişilik değişiklikleri görülebiliyor ve hasta günlük ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanabiliyor.

Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer’ın yalnızca bireysel değil, ailevi ve toplumsal bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekerek, hastaların giderek bağımsızlığını kaybetmesinin bakım verenler üzerinde de ciddi fiziksel, psikolojik ve ekonomik yük oluşturduğunu belirtti.

Süreç 50’li yaşlarda başlayabilir

Alzheimer’ın ilk belirtilerden yaklaşık 20 yıl önce gelişmeye başlayabileceğine dikkat çeken Tuncer, şu ifadeleri kullandı:

“Dolayısıyla 70’li yaşlarda bellek yakınması yaşayan bir bireyde süreç aslında 50’li yaşlarda başlamış olabilir. Bu durum, sağlıkla ilgili orta yaşta alınan kararların, yaşlılıkta beyin sağlığını doğrudan belirlediğini göstermektedir.”

Alzheimer’a zemin hazırlayan başlıca riskler

Uzmanlara göre Alzheimer riskini artırabilecek başlıca yaşam tarzı ve sağlık faktörleri arasında şunlar bulunuyor:

  • Düzenli egzersiz yapmamak
  • Kontrolsüz yüksek tansiyon
  • Yüksek kolesterol
  • Tedavi edilmeyen hipertansiyon
  • İşitme kaybı
  • Diyabet ve insülin direnci
  • Obezite
  • Sigara ve alkol kullanımı
  • Sosyal izolasyon ve yalnızlık
  • Yetersiz ve kalitesiz uyku
  • Sağlıksız beslenme
  • İşlenmiş gıda, aşırı şeker ve trans yağ tüketimi
  • Depresyon
  • Kafa travması öyküsü
  • Hava kirliliğine maruz kalma

Alzheimer riskini azaltmada 10 etkili önlem

Prof. Dr. Tuncer, Alzheimer riskini azaltmaya yardımcı olabilecek 10 temel önlemi şöyle sıraladı:

1. Düzenli egzersiz: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta egzersiz yapılması beyin sağlığını destekliyor.

2. Sağlıklı ve dengeli beslenme: Akdeniz tipi beslenme, sebze-meyve, zeytinyağı, balık, kuruyemiş ve tam tahılların ağırlıklı olduğu bir beslenme düzeni öneriliyor.

3. Kaliteli uyku: Her gece 7-8 saat düzenli uyku, beynin zararlı proteinleri temizleme mekanizmaları açısından önem taşıyor.

4. Beyni aktif tutmak: Okuma, yeni beceriler edinme, dil öğrenme ve enstrüman çalma gibi faaliyetler bilişsel rezervi destekliyor.

5. Sosyal bağları güçlü tutmak: Aile ve arkadaşlarla düzenli iletişim, sosyal etkinliklere katılım ve gönüllülük çalışmaları önem taşıyor.

6. Tansiyon, kolesterol ve kan şekerini kontrol etmek: Kardiyometabolik risklerin kontrol altında tutulması hem damar hem de beyin sağlığını destekliyor.

7. Sağlıklı kiloyu korumak: Obezitenin kontrolü, Alzheimer’la ilişkili başka risk faktörlerinin de azaltılmasına yardımcı oluyor.

8. Sigara ve alkolden uzak durmak: Bu alışkanlıklar beyin sağlığını olumsuz etkileyebilen değiştirilebilir riskler arasında yer alıyor.

9. İşitme kaybını ihmal etmemek: İşitme kaybının erken değerlendirilmesi ve gerektiğinde destek kullanılması önem taşıyor.

10. Kafa travmalarından ve hava kirliliğinden korunmak: Bu iki faktör de ilerleyen yaşlarda bilişsel sağlığı etkileyebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.

Erken tanıda yeni dönem

Alzheimer hastalığında erken tanının tedavi başarısı açısından kritik önem taşıdığı belirtiliyor.

Prof. Dr. Neşe Tuncer, son yıllarda erken tanıya yönelik önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, ABD Gıda ve İlaç İdaresinin Alzheimer hastalığı tanısına yardımcı olan ilk kan testini onayladığını söyledi.

Tuncer, şu ifadeleri kullandı:

“Erken tanı ve hastalığın biyolojik özelliklerinin daha erken dönemde ortaya konulabilmesi, uygun hastalarda tedavi seçeneklerinin zamanında değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle biyobelirteçler ve hastalık seyrini yavaşlatmaya yönelik yeni tedaviler de, Alzheimer ile mücadelede umut veren gelişmeler arasında yer almaktadır.”

Uzmanlar, Alzheimer riskini tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını ancak değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla riskin azaltılabileceğini vurguluyor.