Yaz aylarında artan sıcaklıklar yalnızca günlük yaşamı zorlaştırmakla kalmıyor, böbrek sağlığı açısından da önemli riskler oluşturabiliyor. Özellikle uzun süre aşırı sıcağa maruz kalınması, yoğun terleme ve buna bağlı sıvı kaybı akut böbrek hasarına kadar ilerleyebilen sonuçlara yol açabiliyor.
Dünya Sağlık Örgütünün 2026 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 674 milyon kişi kronik böbrek hastalığıyla yaşıyor. Genellikle belirti vermeden ilerlediği için “sessiz hastalık” olarak tanımlanan kronik böbrek hastalığının yaklaşık her 10 kişiden birini etkilediği ve hastaların önemli bir bölümünün durumunun farkında olmadığı tahmin ediliyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, sıcak havalarda vücudun ısı dengesini koruyabilmek için verdiği fizyolojik yanıtların böbrekler üzerinde ek yük oluşturduğunu belirtti.
Uçar, terlemeyle gelişen sıvı kaybının da bu sürece eşlik ettiğini, yüksek nemin ise terin buharlaşmasını azaltarak vücudun ısı kaybetmesini zorlaştırdığını ifade etti.
Şiddetli ısı stresinin, özellikle ciddi sıvı kaybı veya sıcak çarpması geliştiğinde akut böbrek hasarına yol açabileceğine dikkat çekildi.
En önemli 3 kurala dikkat
Kronik böbrek hastalığı bulunanlar, ileri yaştakiler, diyabet veya hipertansiyon gibi kronik hastalığı olanlar aşırı sıcakların etkilerine karşı daha hassas olabiliyor.
Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için en önemli üç kuralı şöyle sıraladı:
- Sıvı dengesini korumak
- Aşırı sıcaklarda yoğun fiziksel aktiviteden kaçınmak
- İlaçları bilinçsizce kullanmamak
1. Sıvı dengenizi koruyun
Sıcak havalarda terleme nedeniyle vücuttaki sıvı kaybı artıyor. Kaybedilen sıvı yeterince yerine konulmadığında dolaşımdaki kan hacmi azalabiliyor ve böbreklerin kanlanması olumsuz etkilenebiliyor.
Özellikle ileri yaştakilerde ve kronik hastalığı bulunanlarda belirgin sıvı kaybı akut böbrek hasarı riskini artırabiliyor.
Günlük sıvı tüketiminin hava sıcaklığı, fiziksel aktivite ve terleme miktarına göre ayarlanması gerekiyor. Herkes için geçerli tek bir su miktarı bulunmadığına dikkat çekilirken, kalp yetmezliği, ileri evre böbrek hastalığı veya diyaliz nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişilerin hekimlerinin önerdiği miktara uyması gerekiyor.
2. Aşırı sıcaklarda yoğun fiziksel aktiviteden kaçının
Vücut aşırı sıcaklarda ısısını kontrol altında tutabilmek için cilt kan akımını ve terlemeyi artırıyor. Bu tabloya yoğun egzersiz ve sıvı kaybının eklenmesi ısı stresinin yükselmesine neden olabiliyor.
Şiddetli ısı stresi ve sıcak çarpması ise akut böbrek hasarına yol açabiliyor.
Egzersiz ve ağır açık hava aktivitelerinin mümkün olduğunca günün serin saatlerinde yapılması, açık havada çalışmak zorunda olanların ise gölgeli veya serin alanlarda düzenli dinlenme ve sıvı molaları vermesi öneriliyor.
3. Tansiyonunuzu takip edin, ilaçlarınızı kendiniz değiştirmeyin
Sıcak havalarda damarların genişlemesi ve sıvı kaybı kan basıncının düşmesine neden olabiliyor.
Özellikle idrar söktürücü kullanan kişilerde sıvı kaybının etkileri daha belirgin hale gelebiliyor. Bazı tansiyon ilaçlarını kullanan kişilerde de ciddi sıvı kaybı yaşanması halinde böbrek fonksiyonları etkilenebiliyor.
Hipertansiyon tedavisi gören kişilerin çok sıcak günlerde tansiyonlarını takip etmeleri, baş dönmesi, bayılma hissi veya alışılmışın dışında tansiyon değerleriyle karşılaşmaları halinde ilaçlarını kendi kendilerine kesmek yerine hekimlerine danışmaları gerekiyor.
4. Gelişigüzel ağrı kesici kullanmayın
Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) grubunda bulunan bazı ağrı kesiciler, böbreğin kan akımını düzenleyen mekanizmaları etkileyebiliyor.
Özellikle sıvı kaybı, kronik böbrek hastalığı, ileri yaş veya kalp yetmezliği gibi risk faktörleri bulunan kişilerde akut böbrek hasarı riski artabiliyor.
Yoğun terleme, kusma ve ishal gibi sıvı kaybına yol açan durumlarda bu risk daha da önem kazanıyor.
Böbrek hastalığı bulunanların NSAİİ grubu ağrı kesicileri hekime danışmadan sık ve kontrolsüz şekilde kullanmaması öneriliyor.
5. Böbrek taşı öyküsü olanlar daha dikkatli olmalı
Sıcak havalarda terlemeyle sıvı kaybının artması ve kaybın yeterince karşılanmaması idrar hacmini azaltabiliyor.
Düşük idrar hacmi ise idrardaki taş oluşturucu maddelerin yoğunluğunu artırarak böbrek taşı oluşumuna zemin hazırlayabiliyor.
Güncel kılavuzlarda böbrek taşı hastalarında günlük en az 2,5 litre idrar hacmini sağlayacak miktarda sıvı alınması öneriliyor. Bu miktarın içilecek suyu değil, hedeflenen günlük idrar hacmini ifade ettiği vurgulanıyor.
6. İshal ve kusmaya bağlı sıvı kaybını önemseyin
Yaz aylarında sıvı kaybının tek nedeni terleme değil. İshal ve kusma da kısa sürede ciddi miktarda su ve elektrolit kaybına yol açabiliyor.
Kayıp şiddetli olduğunda ve yerine konulamadığında kan hacmi azalabiliyor ve böbrek fonksiyonları bozulabiliyor.
Özellikle ileri yaştaki kişilerde ve kronik hastalığı bulunanlarda akut böbrek yetmezliği gibi daha ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor.
İshal veya kusma sırasında sıvı kaybının karşılanması, sıvı alamama, idrar miktarında belirgin azalma, ciddi baş dönmesi veya bayılma durumunda ise sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor.
7. Bu belirtileri yalnızca sıcağa bağlamayın
Kronik böbrek hastalığı bulunan kişiler aşırı sıcakların, sıvı kaybının ve kan basıncındaki değişikliklerin etkilerine karşı daha hassas olabiliyor.
İdrar miktarında belirgin azalma, bayılma, bilinç bulanıklığı, sıvı alamama veya uzun süren belirgin halsizlik gibi belirtilerin yalnızca sıcak havaya bağlanmaması gerekiyor.
Özellikle kronik böbrek hastalarının bu belirtiler ortaya çıktığında gecikmeden tıbbi değerlendirmeye başvurması önem taşıyor.
8. Hekim kontrollerinizi aksatmayın
Diyabet ve hipertansiyon, kronik böbrek hastalığının en önemli nedenleri arasında bulunuyor.
Sıcak havalarda sıvı kaybı, kan basıncındaki değişiklikler ve diyabet hastalarında kan şekeri kontrolünün bozulması mevcut böbrek hastalığı açısından ek sorunlara neden olabiliyor.
Uzmanlar, kan şekeri ve tansiyon takibinin sürdürülmesini, düzenli hekim kontrollerinin aksatılmamasını ve ilaçların sıcak hava gerekçesiyle hekime danışmadan kesilmemesini veya dozlarının değiştirilmemesini öneriyor.





