Dil bağı, özellikle erken çocukluk döneminde ailelerin en fazla kaygı duyduğu konular arasında yer alıyor. Çocuğun ağız içi yapısına bakılarak ileride konuşma problemi yaşayacağı yönünde yorumlar yapılabilse de uzmanlar, anatomik görünümün tek başına yeterli olmadığını belirtiyor.
Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, dil bağı ile konuşma arasındaki ilişkinin sanıldığından çok daha karmaşık olduğunu ifade ederek, “Her dil bağı konuşmayı etkilemez; konuşma güçlüğü yaşayan her çocuğun sorunu da dil bağı değildir” dedi.
Anatomik görünüm tek başına belirleyici değil
Bir çocuğun dil bağının kısa, kalın veya belirgin görünmesinin mutlaka konuşma bozukluğu yaşayacağı anlamına gelmediğini belirten Tahmincioğlu, anatomik yapı ile işlevsel performansın her zaman birbiriyle örtüşmeyebileceğini söyledi.
Bazı çocuklarda belirgin bir dil bağı bulunmasına rağmen konuşma seslerinin doğru pozisyonlarına rahatlıkla ulaşılabildiğini ve konuşmanın tamamen anlaşılır olabildiğini belirten Tahmincioğlu, kimi zaman dışarıdan çok belirgin görünmeyen bir bağın ise dil hareketlerini ciddi biçimde kısıtlayabildiğini kaydetti.
Her konuşma problemi dil bağıyla ilgili değil
Tahmincioğlu, ailelerin kullandığı “konuşma bozukluğu” ifadesinin farklı becerileri kapsadığını belirterek, çocuğun söyleneni anlaması, kelime öğrenmesi, cümle kurması ve konuşma seslerini doğru üretmesinin birbirinden farklı alanlar olduğunu vurguladı.
Dil bağının tek başına çocuğun kelime hazinesinin sınırlı olmasını, yaşıtlarından daha geç cümle kurmasını veya genel dil gelişiminin gerisinde kalmasını açıklamadığını ifade etti.
Dil bağı daha çok sesletimi etkileyebilir
Uzmanlara göre dil bağının etkisinin daha çok sesletim, yani konuşma seslerinin doğru şekilde oluşturulması alanında görülmesi mümkün.
Ancak sesletim güçlüğü yaşayan her çocuğun dil bağı ameliyatına ihtiyaç duyduğu anlamına da gelmiyor.
Tahmincioğlu, dört-beş yaşında söyleneni anlayan ve anlamlı cümleler kuran bir çocukta bazı seslerin sürekli yanlış üretilmesi ve değerlendirmede dil hareketlerinin kısıtlı olduğunun görülmesi halinde dil bağının etkisinin araştırılabileceğini belirtti.
“3 yaşında ‘r’ sesini çıkaramıyor diye dil bağı kesilmez”
Her konuşma sesinin çocuklarda edinilme yaşının farklı olduğuna dikkat çeken Tahmincioğlu, özellikle “r” sesinin daha geç öğrenilen ve karmaşık seslerden biri olduğunu söyledi.
Tahmincioğlu, şu ifadeleri kullandı:
“3 yaşındaki bir çocuğun sırf ‘r’ sesini çıkaramaması sebebiyle dil bağını kestirmek bilimsel ve klinik açıdan son derece yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü ‘r’ sesi diğer seslerden geç edinilen karmaşık bir sestir.”
Evde yapılan hareketlerle tanı konulamaz
Ailelerin çocuklarına “dilini çıkar”, “yukarı kaldır” veya “damağına değdir” gibi hareketler yaptırarak dil bağına ilişkin tanı koymasının doğru olmadığı belirtiliyor.
Küçük bir çocuğun verilen komutu anlamaması ya da ilgili motor hareketi henüz planlayamaması nedeniyle hareketi gerçekleştiremeyebileceğini ifade eden Tahmincioğlu, değerlendirmenin çocuğun doğal konuşma performansı üzerinden yapılması gerektiğini söyledi.
Cerrahi müdahalenin gerekli olup olmadığına ise ilgili hekimin karar vermesi gerektiğini vurguladı.
Dil bağının kesilmesi doğru konuşmayı garanti etmiyor
Dil bağının cerrahi olarak serbestleştirilmesinin ardından konuşmadaki sorunların kendiliğinden tamamen ortadan kalkacağı düşüncesinin de doğru olmadığına dikkat çekildi.
Cerrahi işlemin dilin hareket alanını artırabileceğini belirten Tahmincioğlu, ancak çocuğun yıllardır yanlış ürettiği bir sesi operasyon sonrasında otomatik olarak doğru söylemeye başlamayabileceğini ifade etti.
Bu aşamada dil ve konuşma terapisinin önem kazandığını kaydetti.
Sosyal medyadaki görüntüler yanıltıcı olabilir
Sosyal medyada paylaşılan ağız içi görüntüleri ile “öncesi-sonrası” videolarının ailelerde kaygıyı artırabileceğine dikkat çeken Tahmincioğlu, başka bir çocuğun dil yapısıyla kıyaslama yapılmasının doğru olmadığını belirtti.
Benzer görünen anatomik yapıların iki farklı çocukta tamamen farklı sonuçlara yol açabileceğini söyleyen Tahmincioğlu, ailelere şu çağrıda bulundu:
“Çocuğunuzun sesletimiyle ilgili kaygılarınız varsa cerrahi adımdan önce bir dil ve konuşma terapistine danışın. Bazen çocuğunuzun ihtiyacı olan şey dil ve konuşma terapistinin rehberliğidir.”





