Modern yaşam tarzının etkisiyle insülin direnci küresel bir sağlık sorunu haline geldi. Dünya genelinde erişkinlerin yaklaşık yüzde 25-35’inde insülin direnci olduğu tahmin edilirken, Türkiye’de de yaklaşık her 3 kişiden 1’inin insülin direnci veya prediyabet sürecinde olduğu düşünülüyor.
Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Küçükkaya, insülin direncinin yalnızca ileri yaşlarda değil, 20’li yaşlarda, ergenlik döneminde ve çocukluk çağında da giderek daha sık görüldüğünü belirtti.
“Hastalıkların ortaya çıkma yaşı erkene kayıyor”
Erken yaşta başlayan insülin direncinin ilerleyen yıllarda ciddi hastalıklara zemin hazırladığına dikkat çeken Dr. Küçükkaya, bu tablonun tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskini artırdığını söyledi.
Küçükkaya, “İnsülin direnci ne kadar erken başlarsa; tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkma yaşı da o kadar erkene kaymaktadır. Ayrıca uzun süreli metabolik yük, organ hasarını da hızlandırmaktadır” dedi.
Hücreler insüline yeterince yanıt veremiyor
İnsülin direncinin oluşumunda hücre içi sinyal iletimindeki bozulma temel rol oynuyor. Normalde pankreasın ürettiği insülin hormonu, kandaki şekeri hücrelerin içine taşıyarak enerji olarak kullanılmasını sağlıyor.
Ancak özellikle karın çevresindeki yağ dokusunun artmasıyla gelişen inflamasyon, serbest yağ asitleri ve bazı hormonlar insülinin hücreler üzerindeki etkisini azaltıyor. Bu durumda pankreas daha fazla insülin üretse de kas, yağ ve karaciğer hücreleri bu hormona yeterince yanıt veremiyor.
Sonuç olarak kandaki şeker hücrelere taşınamıyor ve zamanla kan şekeri normalden yüksek seyretmeye başlıyor.
Gençlerde en önemli nedenler
Dr. Belgin Küçükkaya, gençlerde insülin direncinin artmasında modern yaşam alışkanlıklarının önemli rol oynadığını belirtti.
Fast-food tüketiminin yaygınlaşması, paketli gıdalar, kolalı ve şekerli içecekler, ekran başında geçirilen sürenin artması ve fiziksel aktivitenin azalması gençlerde insülin direncinin en önemli nedenleri arasında yer alıyor.
Bu alışkanlıkların özellikle karın bölgesinde yağlanmaya yol açtığını belirten Küçükkaya, karın bölgesindeki yağların insülinin etkisini bozan hormonlar ve inflamatuar maddeler salgıladığını ifade etti.
Bel çevresinde yağlanma varsa dikkat
İnsülin direnci çoğu zaman sinsi ilerliyor ve uzun süre fark edilmeyebiliyor. En yaygın belirtiler arasında yemek sonrası uyku hali, halsizlik, tatlı krizleri, karın bölgesinde yağlanma, kilo vermede zorlanma, yorgunluk ve dikkat azalması bulunuyor.
Dr. Küçükkaya, bu belirtilerin çoğu zaman göz ardı edildiğini ve bu nedenle tanının gecikebildiğini belirterek, ailede diyabet öyküsü ve bel çevresinde yağlanma artışı varsa zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini vurguladı.
İlk basamak yaşam tarzı değişikliği
İnsülin direncinin tedavisinde temel amaç, insülin duyarlılığını artırmak ve metabolik dengeyi sağlamak. Bu süreçte en önemli adım ise yaşam tarzı değişikliği olarak öne çıkıyor.
Dr. Küçükkaya, “Glisemik indeksi düşük beslenmek, şekerli içeceklerden kaçınmak, haftada en az 150 dakika egzersiz yapmak ve yeterli süre uyumak, insülin direncinin kontrol altına alınmasında kritik rol oynamaktadır. Stres yönetimi de tedaviyi desteklemektedir. Gerekli durumlarda ilaç tedavisine başvurulmaktadır” dedi.
İnsülin direncine karşı 6 önemli kural
- Haftada en az 150 dakika düzenli fiziksel aktivite yapmak
- Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenmek
- Şekerli içeceklerden uzak durmak
- Paketli ve işlenmiş gıda tüketimini azaltmak
- Sağlıklı kiloyu korumak
- Yeterli uyumak ve stres yönetimine dikkat etmek





