Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, finans piyasalarında son günlerde yaşanan hareketliliği ve fonlara ilişkin yürütülen süreci değerlendirdi. Şimşek, yaşananların tüm finans sistemine yayılmış bir kriz olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, sorunun sınırlı sayıdaki serbest fonda kredi ve likidite sıkışıklığından kaynaklandığını söyledi.
Finansal İstikrar Komitesi de 17 Eylül’de yaptığı değerlendirmede hareketliliğin belirli portföy yönetim şirketlerinin bazı fonlarında yoğunlaştığını, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığını açıklamıştı.
Şimşek, piyasalardaki gelişmelerle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı:
“Piyasalarda dün itibarıyla yaşananlar esas itibarıyla sınırlı sayıda fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış sistemik risk söz konusu değil. Borsa ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. Serbest fon dediğimiz alan tüm dünyada nispeten serbest bir alan. Nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan. Dışarıda bunlara hedge fon diyebiliriz.
Oradaki regülasyon daha gevşek. 2019 yılından itibaren TEFAS’ta işlem görmeye başlayınca bu alan büyüyor. Sınırlı sayıdaki fondan bahsediyoruz. 2038 fon var Türkiye’de bunların 131’inden bahsediyoruz.”
“SINIRLI SAYIDAKİ FONDA PİYASA BOZUCU EYLEMLER VAR”
Şimşek, serbest fonlara ilişkin yeni düzenlemelerin ağustos ayı sonunda açıklandığını, teminat yapısının güçlendirildiğini ve fonların daha sıkı bir çerçeveye alınması için geçiş süreci öngörüldüğünü anlattı.
SPK da 18 Eylül tarihli açıklamasında, 28 Ağustos’ta yayımlanan Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in özellikle para piyasası fonları ile hisse senedi serbest fonlarında ortaya çıkan riskleri sınırlamayı, yatırımcı tasarruflarını korumayı ve şeffaflığı artırmayı amaçladığını bildirdi.
Şimşek konuşmasına şöyle devam etti:
“Sistemik risk yok, hatta şunu söyleyebilirim, serbest fon alanını dünyadaki uygulamalarına göre çok katı kurallara bağlayan fon rehberi Ağustos sonunda açıklandı. Bazı konularda geçiş süreçleri var, piyasanın uyum sağlaması için. Teminat yapısı güçlendirildi. Teminata ilişkin kaygıları giderecek adımları attık.
2024 yılında genel olarak para piyasası fonlarına dedik ki, sıfır risk olarak görülen hazine kağıtlarına sokmak zorundasınız. O düzenleme bugün işe yarayacak. Serbest fonlar için de geçiş dönemi öngörüyoruz.
Sınırlı sayıda fonda piyasa bozucu eylemler var, buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin işlettiği 131 fon SPK tarafından tasfiye sürecine konuldu. SPK tasfiyeye ilişkin kapsamlı yol haritasını ortaya koydu.”
SPK’nın son düzenlemesinde 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 fonuna ilişkin sürecin yürütülmesi için Türkiye İş Bankası ile Ziraat Bankası yetkilendirildi.
“SORUNLU ALANI KARANTİNAYA ALDIK”
Fon piyasasının büyük bölümünün faaliyetlerini sağlıklı biçimde sürdürdüğünü söyleyen Şimşek, tasfiye sürecinin borsada ilave baskıya yol açmayacak bir çerçevede yürütüleceğini savundu.
Şimşek şunları söyledi:
“Fon piyasasının yüzde 90’ı sağlıklı işlemeye devam etmiş. Buradaki sorun sistemik değil derken, fonların tamamına bakarsanız fon birikimi olarak bakarsanız yüzde 10-11 civarında bir rakam. Bu da şu demek değildir, buradaki fonların hiçbir varlığı yok demek değildir.
SPK tasfiye sürecini ilkelere göre yapacak. Tasfiye süreci borsayı baskı altına alacak çerçevede olmayacak. Nitelikli yatırımcı olsalar dahi, aslında bu atılan adımlar onların haklarını korumaya yöneliktir.
Burada bir yoğunlaşma oluşmuş, bunun bulaşıcı olmaması için piyasanın tamamına dün çok güçlü tedbirler devreye alındı, süreç sağlıklı şekilde işleyecek. Sorunlu alanı karantinaya aldık. Yatırımcıların tasarrufları korunacak.
Tasarruf finansman şirketindeki alan farklı, bankacılık benzeri bir alan, orada farklı süreç işler. Orada zaten portföy yönetim şirketiyle ilişkili kuruluş var, Katılımevim, Birevim bu alanda faaliyet gösteriyor, Emlak Katılım dün süreç başlattı, oradaki yatırımcıları korumaya yönelik.”
EVİM ŞİRKETLERİ İÇİN YENİ DÜZENLEME SİNYALİ
Şimşek, tasarruf finansman şirketleri konusunda ise mevcut durumda banka dışı finans sisteminde bir sorun bulunmadığını söyledi. Bununla birlikte sektörün hızlı büyümesi nedeniyle daha güçlü bir güvence mekanizmasına ihtiyaç duyulabileceğini belirtti.
Şimşek şöyle konuştu:
“Şu anda banka dışı finans sisteminde bir sorun yok. BDDK’nın sunumunda orada sorun yok. Ancak bu alan hızlı büyüyor. Hızlı büyüyen alanların izlenmesi, kaynakların doğru alanda tutulması önemlidir.
Tabiri caizse orta ve uzun vadede bunları bankalar gibi düşünmek lazım. TMSF vari bir yapı, fon havuzu, teminat havuzu gibi yapı. Bu alanla ilgili olarak tedbir aldık, adımlar attık, o alana ilişkin çalışmalar devam ediyor.
İlave düzenleme ihtiyacı varsa, ilgili sorumlu kurum olan BDDK gereğini yapacaktır, şu ana kadar da yaptı.”
“PİYASANIN YÜZDE 90’INDA SORUN YOKTU”
Piyasalarda oluşabilecek farklı senaryolara karşı alternatif planların bulunduğunu belirten Şimşek, Merkez Bankası, BDDK ve SPK tarafından atılan adımlara dikkat çekti.
Şimşek, alınan tedbirleri şöyle anlattı:
“Dün bir dizi tedbir açıkladık, bir kısmını da açıklamadık. Her zaman bizim bu tür senaryolara karşı A-B-C planlarımız var. Merkez Bankamız gerekli likiditeyi sağlayacağını açıkladı. BDDK tabii ki özellikle finansal piyasalarla ilişkili olduğu için bankaların kendi hisselerini almaları sayesinde çekirdek sermayeden düşmeyeceğini söyledi. SPK hızla sorunlu alanı, fonları karantina altına aldı.
Biz düne baktığımız zaman şunu görüyoruz, güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90’ında sorun yoktu. Bankacılık sisteminde de çok katı kurallar uyguluyoruz. Sermaye yeterliliği Basel III’ün 2 katında. Varlık kalitesinde de sorun yok.
Karlılıkta reel olarak baktığımızda o alan bankacılar serzenişte bulunurlar ama genel olarak orada da sorun yok. Risk algısı yüksek olsaydı CDS yükselirdi, sınırlı olsa da düştü. Borsa dün pozitifteydi, genel olarak da pozitif hava vardı.
Stresi nereden ölçtük; Hazine’nin tahvil piyasasında hissettik. 2-5-10 yıl vadeli tahvillerde stres kayboldu, faizler düştü. Aldığımız tedbirler doğru. Piyasa bozucu işlemlere girenlere yönelik olarak SPK gerekli işlemleri yaptı, bundan sonrası adalet sürecinde.”
SPK, 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketinin TEFAS’ta işlem gören fonlarına yönelik işlem ve tasfiye kararları alındığını duyurmuştu.
“YANLIŞ YAPANLAR SONUÇLARINA KATLANACAK”
Şimşek, piyasa bozucu eylemlerle ilgili bundan sonraki aşamanın yargı süreci olduğunu belirterek kurumların gerekli işlemleri yaptığını söyledi:
“SPK lisans iptalinden suç duyurularına kadar, tasfiye kararına kadar gerekli adımları attı. Bundan sonraki süreç piyasa bozucu eylemlerde bulunup yatırımcıların birikimlerini tehlikeye atanlarla ilgili yargının süreci.
Kurumlarımız üzerlerine düşenleri yapıyorlar. Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak.”
ŞİMŞEK: “SAVAŞ OLMASAYDI ENFLASYON EN AZ 7 PUAN AŞAĞIDA OLURDU”
Şimşek, konuşmasının ekonomi bölümünde savaşın Türkiye’deki enflasyon görünümüne etkisini de değerlendirdi. Yıl sonu enflasyonuna ilişkin rakamların kendi değerlendirmesi ve piyasa beklentileri olduğunu belirten Şimşek, savaşın olmadığı bir senaryoda enflasyonun daha düşük gerçekleşeceğini savundu.
Şimşek şunları söyledi:
“Savaş olmasaydı enflasyon en az 7 puan aşağıda olurdu. Yılı yüzde 21-22 gibi kapatırdık. Şu an yüzde 28-29 gibi kapatacağız gibi görünüyor, piyasa öyle düşünüyor.
OVP olmasaydı, gereken tedbirleri almasaydık enflasyon yüzde 31,5’te kalmazdı. Olay enerji ve emtia fiyatları değil. Diğer emtialarda dolar bazında dramatik artışlar var. Biz yönetilebilir olacağını düşünüyoruz.
Bizim brüt dış finansman ihtiyacımız milli gelire oranla uzun vadeli ortalamalar yüzde 20’dir, şu anda yüzde 16 ve altına inmiş durumda. Şu anda endişe kaynağı değil ama arzu ederdik ki savaş araya girmesin, enflasyonda makul seviyeleri görelim.
Bütçede eşel mobilin etkisi var. 400 milyar liralık gelirden vazgeçtik. Bu geliri elde etmemiş olmak demek, bizim faiz dışı fazlayı da aşağı çekiyor, borçlanmayı ortaya koyuyor. Yarım trilyona yönelik bir rakam. Bu şokların etkisini sınırlamak için bütçe imkanı el verdiği için adım attık.”
SANAYİ, YEŞİL DÖNÜŞÜM, NÜKLEER, 5G VE GENÇLER İÇİN YENİ PROGRAMLAR
Şimşek, konuşmasının son bölümünde ekonomi programının yapısal dönüşüm ayağına ilişkin planları anlattı. Sanayide teknoloji yoğun üretimin artırılması, imalat sektörünün seçici kredilerle desteklenmesi, enerji ithalatının azaltılması, yenilenebilir enerji yatırımları, nükleer enerji, 5G ve fiber altyapının geliştirilmesini önemli başlıklar arasında sıraladı.
Genç nüfus için de yeni programların gündemde olduğunu söyleyen Şimşek’in açıklamasının tamamı şöyle:
“Verimlilik olmadan kalıcı refah artışı zor oluyor. Yapısal dönüşüm veya yapısal reformları belli başlıklar altında sıralardık. Dünyanın geldiği durumda dönüşüm boyutu önemli.
Sanayide dönüşüm, sanayi birikimimiz var ama dışsal etkiler tarafından baskı altında. Katma değer zincirinde neredesiniz? Bizim yukarı çıkmamız lazım. Orta yüksek ve yüksek teknoloji alanlarına çıkmamız lazım.
Sanayide dönüşüm kritik ve somut bir alan, emareleri de var. İhracatın yapısına baktığımız zaman orta yüksek ve yüksek teknolojinin payı savunma sanayi liderliğinde artıyor.
Biz özellikle para politikasının duruşunu bozmadan bütçe ve kamu imkanlarıyla seçici kredilerle imalat sanayini önümüzdeki dönem daha güçlü destekleyeceğiz.
Türkiye son 20-25 yılda 1 trilyon dolar petrol ve doğal gaz ithalatına ödemiş. Bunu azaltacak olan yeşil dönüşümdür. Rüzgar, güneş enerjisi gibi potansiyeli ortaya koyması makro ekonomi için önemli.
Yeşil dönüşümü moda olduğu için değil, ihtiyaç olduğu için önemsiyoruz. Veri merkezlerini destekleyecek nükleer santral, 5G, fiber altyapı konularında hızlı şekilde yola devam etmemiz lazım.
Önümüzdeki dönemde genç nüfus, 15-29 yaş nüfusu, eğitimde ve iş başında olmayan nüfusu hedefleyen güçlü programlar öngörüyoruz. İşin reform boyutu var. Bu kategoriler için daha esnek çalışma modeli Türkiye’nin menfaatinedir.
Onun için gündemimiz yoğun, inşallah bu konularda da ilerlemeye devam edeceğiz.”





