Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Ağız içinde 3 haftadan uzun süren yaraya dikkat

Uzmanlar, ağız içinde ya da dudakta üç haftadan uzun süren yara, leke ve renk değişikliklerinin ağız kanserinin habercisi olabileceğini belirterek erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor.

Uzmanlar, ağız içinde ya da dudakta üç haftadan uzun süren

Ağız veya dudak bölgesinde gelişen anormal hücre büyümesi sonucu ortaya çıkan ağız kanseri, dudaklar, diş etleri, dil, ağız tabanı, yanak iç yüzeyi ve sert damak gibi birçok farklı bölgede görülebiliyor. Memorial Ankara Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü’nden Prof. Dr. Serdar Karahatay, ağız kanserlerinde geç tanının hayati riski ciddi şekilde artırdığını belirterek, özellikle üç haftadan uzun süren yaraların ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Karahatay, ağız kanserlerinde en sık görülen belirtinin ağız içinde veya dudakta iyileşmeyen yaralar ve renk değişiklikleri olduğunu ifade etti. Üç haftadan uzun süren her lezyonun mutlaka uzman değerlendirmesinden geçmesi gerektiğini vurgulayan Karahatay, nedensiz diş sallanması veya kaybı, ağız içinde kanama ve geçmeyen kötü ağız kokusunun da dikkate alınması gereken belirtiler arasında yer aldığını kaydetti.

Ağız kanserlerinde risk faktörlerinin başında düzenli ve yüksek miktarda alkol tüketiminin geldiğini belirten Karahatay, sigara ve pipo kullanımının da riski ciddi ölçüde artırdığını söyledi. Ayrıca kötü ağız hijyeni, çürük ve kırık dişler ile uyumsuz protezlerin oluşturduğu kronik tahrişin de kanser gelişiminde etkili olabileceğini ifade etti.

Kesin tanının çoğu zaman lokal anestezi altında yapılan basit bir biyopsi ile konulabildiğini belirten Karahatay, tanı sonrasında hastalığın yayılımının tomografi, MR veya PET/CT gibi görüntüleme yöntemleriyle değerlendirildiğini anlattı.

Tedavide önceliğin cerrahi olduğunu vurgulayan Karahatay, ağız içi kanserlerde temel hedefin hastalıksız sağ kalımı sağlamak olduğunu, bunun yanında yutma fonksiyonları ile kozmetik görünümün de mümkün olan en üst düzeyde korunmaya çalışıldığını söyledi. İleri evre hastalarda radyoterapi ve kemoterapinin de devreye girebildiğini, son yıllarda immünoterapinin de umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu belirtti.

Prof. Dr. Karahatay, erken tanının ağız kanserlerinde en kritik nokta olduğunu ifade ederek, erken yakalanan vakalarda daha az doku kaybı yaşandığını, konuşma ve yutma fonksiyonlarının korunabildiğini, estetik kayıpların da minimuma indirilebildiğini söyledi. İleri evre hastalarda ise tüm tedavi yöntemlerine rağmen başarı oranının daha düşük kaldığına dikkat çekti.

Ağız kanserinden korunmak için sigara ve alkolden uzak durulması, ağız ve diş hijyenine özen gösterilmesi, çürük ve kırık dişlerin geciktirilmeden tedavi ettirilmesi, protezlerin düzenli kontrol edilmesi, Akdeniz tipi beslenme alışkanlığının benimsenmesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli doktor kontrolüne gitmesi gerektiği belirtildi.