Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Psikiyatrik Hastalıklarda Oruç Kararı Hekimle Verilmeli

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Ramazan’da oruç tutma kararının psikiyatrik hastalarda mutlaka bireysel klinik değerlendirme ve hekim görüşüyle verilmesi gerektiğini belirterek; açlık, susuzluk, uyku-ilaç saatlerindeki kaymaların bazı hastalarda tabloyu ağırlaştırabileceğini söyledi.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, Ramazan’da

Ramazan ayı birçok kişi için manevi açıdan özel bir dönem olsa da uzmanlar, psikiyatrik rahatsızlığı olan bireylerde “sağlık” başlığının öncelikli değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Günay Hajiyeva, psikiyatrik hastalığı bulunan kişilerin oruç tutup tutmama kararını “genel” kurallarla değil, bireysel klinik durum üzerinden ve mutlaka hekimle birlikte vermesi gerektiğini ifade etti.

“Niyet tek başına yeterli değildir”

Dr. Hajiyeva, oruç kararının tıbbi açıdan kişiye özel ele alınması gerektiğini belirterek, “Ramazan’da oruç tutma kararı bireysel, dikkatli ve mutlaka hekim değerlendirmesiyle verilmelidir.” dedi. Uzun süreli açlık ve susuzluk, uyku düzenindeki değişiklikler ve ilaç saatlerinin kaymasının bazı hastalarda klinik tabloyu olumsuz etkileyebileceğini aktardı.

Alevlenme riskinin arttığı durumlar

Hajiyeva, özellikle şu koşullarda daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı: Hastalığın aktif dönemde olması, son 6 ay içinde atak geçirilmesi, ilaç dozlarının yeni ayarlanmış olması, son bir yıl içinde hastaneye yatış öyküsü bulunması, intihar veya başkalarına zarar verme riskinin varlığı. Bu tablolarda oruç tutmanın alevlenme riskini yükseltebileceğini söyledi.

Biyolojik ritim bozulursa tablo ağırlaşabiliyor

“Beyin ritmi sever” diyen Dr. Hajiyeva, sirkadiyen düzenin bozulmasının bazı hastalıklarda klinik tabloya doğrudan yansıyabileceğini belirtti.

  • Bipolar bozuklukta uyku düzeninin bozulmasının mani veya depresyon atağını tetikleyebileceğini,

  • Majör depresyonda açlık ve kan şekeri dalgalanmalarının çökkünlüğü artırabileceğini,

  • Psikotik bozukluklarda tedaviye uyumun bozulmasının belirtilerin geri dönmesine yol açabileceğini,

  • Anksiyete ve panik bozukluklarında açlık-susuzluğa bağlı bedensel belirtilerin kaygıyı artırabileceğini,

  • Yeme bozukluklarında oruç sürecinin yeme davranışı üzerinde kontrolü olumsuz etkileyebileceğini ifade etti.

“İlaç kesilmemeli, düzen hekimle planlanmalı”

Oruç döneminde en kritik konunun ilaçların kesilmemesi olduğunu vurgulayan Dr. Hajiyeva, doz ve saat düzeninin mutlaka hekim kontrolünde planlanması gerektiğini söyledi. İlaçların yarı ömrü, etki süresi ve kan düzeyi dengesinin dikkate alınmadan yapılan değişikliklerin tedavi etkinliğini azaltabileceğine işaret etti.
Özellikle lityum kullanan hastalarda susuz kalmanın kan düzeyini yükselterek toksisite riskini artırabileceğini; bazı antipsikotiklerin tansiyon düşüklüğü yapabileceğini ve uzun açlığın bu etkiyi artırabileceğini belirtti.

“Psikiyatrik ilaçlar ‘iyileşince bırakılan’ ilaçlar değil”

Dr. Hajiyeva, psikiyatrik ilaçların çoğu zaman stabil iyilik hali sağlandıktan sonra dahi ancak hekim kontrolünde ve kademeli azaltılarak kesilebileceğini vurguladı. Ani ilaç kesilmesinin mani, ağır depresyon atağı, psikotik belirtilerin geri dönmesi, intihar riskinde artış ve yoksunluk sendromu gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek, Ramazan’da “oruç tutabilmek için” ilacını aniden bırakan ve kısa sürede ağır atakla başvuran hastalarla karşılaşılabildiğini söyledi.