Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Prof. Dr. Müge Arslan Uyardı: “Sahur Altın Değerinde, Atlanmamalı”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, Ramazan’da iftarın su ve hafif besinlerle açılması, sahurun ise mümkünse mutlaka yapılması gerektiğini belirterek, hızlı ve kontrolsüz yemenin sindirim sorunları ve kan şekeri dalgalanmalarını artırabileceğine dikkat çekti.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı

Ramazan ayıyla birlikte beslenme düzeninin köklü biçimde değiştiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Müge Arslan, uzun süreli açlık sonrası mideye ani yüklenmenin ciddi sindirim sorunlarına yol açabileceğini vurguladı. Arslan, iftarın su ile açılmasının en doğru tercih olduğunu, ardından hafif bir başlangıç yapılıp 15–20 dakikalık ara verilmesinin sindirim açısından önemli olduğunu söyledi.

İftarda “Kademeli” Beslenme Önerisi

Prof. Dr. Arslan’a göre, uzun açlığın ardından hızlı ve yüksek miktarda yemek tüketmek mideyi zorlayabiliyor. Bu nedenle iftara suyla başlandıktan sonra çorba veya ölçülü iftariyeliklerle devam edilmesi; kısa bir molanın ardından zeytinyağlılar ve sebze yemekleri gibi daha hafif seçeneklere geçilmesi öneriliyor. Arslan, sucuk ve pastırma gibi ürünlerde porsiyon kontrolünün altını çizdi.

Tatlı Yasak Değil, Tercih Belirleyici

Ramazan’da tatlı tüketiminin tamamen yanlış olmadığını ifade eden Arslan, “Belirleyici olan hangi tatlının ve ne miktarda tüketildiği” değerlendirmesinde bulundu. Şerbetli ve hamurlu tatlılar yerine güllaç, sütlaç, tavukgöğsü, su muhallebisi gibi sütlü tatlıların daha uygun alternatifler olabileceğini kaydetti.

“Hızlı Yemek Fazla Tüketime Götürür”

Ezanla birlikte yemeğe hızlı başlama alışkanlığının en yaygın hatalardan biri olduğunu söyleyen Arslan, tokluk hissinin yaklaşık 15 dakika sonra oluştuğunu hatırlatarak, yavaş ve iyi çiğneyerek yemenin hem sindirimi kolaylaştırdığını hem de aşırı tüketimi azaltabileceğini belirtti.

Sahur: “Altın Değerinde” Öğün

Sahurun atlanmaması gerektiğini özellikle vurgulayan Prof. Dr. Müge Arslan, “Sahurun tamamen atlanmasındansa, gece 12–01 gibi geç saatlerde de olsa bir öğün yapılmasını tercih ediyoruz. Sahur, adeta ‘altın değerinde’ bir öğündür ve mutlaka yapılmasını öneriyoruz” dedi. Sahurda kahvaltı tarzı bir öğün (peynir, yumurta, zeytin, yeşillik ve 1–2 dilim ekmek) ya da çorba/zeytinyağlılar gibi hafif seçeneklerin tercih edilebileceğini ifade etti. Pratik bir alternatif olarak yoğurt içine yulaf, meyve ve badem eklenebileceğini de dile getirdi.

İftar–Sahur Arası En Az 2 Litre Su

Sıvı tüketiminin önemine değinen Arslan, iftardan sahura kadar geçen sürede en az 2 litre su içilmesini önerdi. Şekerli ve şerbetli içecekler yerine su ve ayranın tercih edilmesi gerektiğini belirten Arslan, çay-kahvenin ise ölçülü tüketilmesi gerektiğini; özellikle tansiyon ve kalp-damar hastalığı olanların dikkatli olmasının önem taşıdığını kaydetti.

“Ramazan Kilo Aldırmaz; Tercihler Belirler”

Ramazan’ın tek başına kilo aldırdığı yönündeki yaygın inanışın doğru olmadığını söyleyen Arslan, kilo artışının besin tercihleri ve yaşam tarzıyla ilişkili olduğunu vurguladı. İftarda yüksek karbonhidratlı besinlerin hızlı ve büyük porsiyonlarda tüketilmesinin kan şekerinde dalgalanmalara ve sonrasında halsizlik hissine yol açabileceğini belirtti.

Akşam Yürüyüşü Tavsiyesi

Sağlıklı bir Ramazan için iftarın kademeli yapılmasının yanı sıra, iftardan 1–2 saat sonra 30–45 dakikalık yürüyüşün sindirimi destekleyip kilo kontrolüne katkı sağlayabileceğini belirten Arslan, dengeli beslenme ve hafif fiziksel aktiviteyle Ramazan’da kilo almak bir yana kilo vermenin de mümkün olabileceğini söyledi.