Şekerli besinler, yapışkan atıştırmalıklar ve asitli içecekler, diş sağlığını tehdit eden en önemli beslenme alışkanlıkları arasında yer alıyor. Uzmanlar, özellikle şeker ve asidin birlikte tüketilmesinin diş minesini zayıflatarak çürük ve mine erozyonu riskini artırdığı konusunda uyarıyor.
Üsküdar Üniversitesi Diş Hastanesi Restoratif Diş Tedavisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Rabia Yıldırım, şeker ve asit içeren yiyeceklerin diş minesi üzerindeki etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yapışkan gıdalar diş yüzeyinde uzun süre kalıyor
Yüksek oranda ilave şeker içeren yapışkan gıdaların diş yüzeylerine ve diş aralarına tutunarak uzun süre temizlenmeden kalabildiğini belirten Yıldırım, bu durumun ağızdaki bakterilere asit üretmek için daha fazla zaman tanıdığını söyledi.
Şekerin ağız bakterileri tarafından fermente edilmesiyle asit oluştuğunu ifade eden Yıldırım, ağız içindeki pH seviyesinin düşmesiyle diş minesinde mineral kaybının başladığını kaydetti.
Özellikle karamel, lokum, şekerleme, kuru meyve ve benzeri yapışkan atıştırmalıkların diş yüzeyinde uzun süre kalması nedeniyle çürük riskini yükselttiği belirtildi.
Diş çürüğünün ilk aşaması mineral kaybı
Diş minesinin yaklaşık yüzde 96’sının hidroksiapatit adı verilen kalsiyum ve fosfat içerikli minerallerden oluştuğunu aktaran Yıldırım, asidik ortamın bu minerallerin çözünmesine yol açtığını söyledi.
“Demineralizasyon” olarak adlandırılan bu süreç, diş çürüğünün başlangıç aşamasını oluşturuyor. Ağız içindeki pH seviyesi yaklaşık 5,5’in altına düştüğünde mine yüzeyindeki mineraller çözünmeye başlıyor.
Asit saldırılarının tekrarlanması halinde diş minesi gözenekli bir yapıya dönüşebiliyor. İlk aşamada beyaz lekeler ve hassasiyetle kendisini gösteren sorun, ilerleyen dönemde koyu renkli ve derin çürüklere dönüşebiliyor.
Şekerin miktarından çok tüketim sıklığı önemli
Diş çürüğü açısından gün içinde tüketilen toplam şeker miktarından çok, şekerli gıdaların kaç kez tüketildiğinin önemli olduğunu belirten Yıldırım, sık aralıklarla yapılan tüketimin ağız pH’ını tekrar tekrar kritik seviyenin altına düşürdüğünü ifade etti.
Aynı miktarda şekerin tek seferde tüketilmesiyle gün içine yayılarak birçok kez tüketilmesi arasında önemli bir risk farkı bulunduğunu anlatan Yıldırım, şöyle konuştu:
“Gün içinde sık aralıklarla şeker tüketildiğinde dişler daha fazla asit saldırısına maruz kalır. Tükürüğün diş minesini yeniden onarması için yeterli zaman kalmaz. Bu nedenle mineral kaybı uzar ve çürük oluşma riski artar.”
Erken dönemdeki mineral kaybı geri döndürülebiliyor
Asit saldırısının sona ermesinin ardından tükürüğün doğal onarım mekanizmasının devreye girdiğini belirten Yıldırım, tükürükte bulunan kalsiyum, fosfat ve florür iyonlarının zayıflayan diş minesine yeniden kazandırılabildiğini söyledi.
“Remineralizasyon” adı verilen bu süreç sayesinde erken dönemdeki mineral kaybının geri döndürülebileceğini vurgulayan Yıldırım, ancak sık şeker tüketimi ve yetersiz ağız bakımının dengeyi bozduğunu ifade etti.
Mineral kaybının doğal onarım hızından fazla olması durumunda diş minesindeki hasarın kalıcı hale geldiğini belirten Yıldırım, oluşan çürüklerin diş hekimi tarafından tedavi edilmesi gerektiğini kaydetti.
Asit mineyi zayıflatıyor, şeker hasarı büyütüyor
Şekerli ve asitli gıdaların birlikte tüketilmesinin dişler üzerindeki zararı artırdığına dikkat çeken Yıldırım, asidin diş minesini doğrudan zayıflattığını, şekerin ise bakteriler tarafından parçalanarak ilave asit oluşmasına neden olduğunu söyledi.
Tükürüğün ağızdaki asidi etkisiz hale getirmeye ve diş minesine mineral kazandırmaya çalıştığını belirten Yıldırım, hem dışarıdan alınan asit hem de şeker nedeniyle üretilen asit bulunduğunda ağız pH’ının normale dönmesinin uzun sürebildiğini kaydetti.
Bu süreçte diş minesinin saatlerce savunmasız kalabileceğini ifade eden Yıldırım; kola, gazoz, enerji içecekleri, aromalı soğuk çaylar ve şekerli meyve sularının yüksek risk taşıdığını belirtti.
Asitli gıdalardan sonra dişler hemen fırçalanmamalı
Asitli ve şekerli gıdaların tüketilmesinin hemen ardından dişlerin fırçalanmasının mine kaybını artırabileceği uyarısında bulunan Yıldırım, fırçalama için 30 ila 60 dakika beklenmesini önerdi.
Bu süre içinde ağzın suyla çalkalanabileceğini ve şekersiz sakız çiğnenerek tükürük akışının artırılabileceğini belirten Yıldırım, şu tavsiyelerde bulundu:
- Şekerli atıştırmalıklar gün içine yayılmamalı.
- Asitli içeceklerin tüketim sıklığı azaltılmalı.
- Tüketimin ardından ağız suyla çalkalanmalı.
- Dişleri fırçalamak için 30 ila 60 dakika beklenmeli.
- Düzenli diş hekimi kontrolleri ihmal edilmemeli.
“Şekersiz” ifadesi diş dostu olduğu anlamına gelmiyor
Bir ürünün ambalajında “şekersiz” yazmasının veya tadının tatlı olmamasının dişler açısından güvenli olduğu anlamına gelmediğini belirten Yıldırım, sıfır şekerli gazlı içeceklerin de içerdikleri asit nedeniyle diş minesine zarar verebileceğini söyledi.
Limon, sirke, turşu, meyveli ve aromalı maden sularının doğrudan asit içeren ürünler arasında bulunduğunu aktaran Yıldırım; cips, kraker, bisküvi, beyaz ekmek ve lavaş gibi nişasta içeriği yüksek gıdaların da ağızda şekere dönüşerek çürük riskini artırabileceğini kaydetti.
Yıldırım, “Diş minesinin en büyük düşmanlarından biri şekerse, diğeri de asittir.” diyerek tüketim sıklığının azaltılması ve ağız bakımına özen gösterilmesi gerektiğini vurguladı.




