Lenfoma, tek bir hastalıktan oluşmuyor. Hodgkin lenfoma ve Hodgkin dışı lenfoma olmak üzere iki ana grupta incelenen hastalığın, farklı seyir ve tedavi özelliklerine sahip 70’ten fazla alt tipi bulunuyor.
Bazı lenfoma türleri hızla ilerleyerek kısa sürede tedavi gerektirirken, bazı alt tipler yıllarca belirti vermeden daha yavaş seyredebildiği için hastalığın alt tipinin doğru belirlenmesi tedavinin planlanmasında büyük önem taşıyor.
Lenfoma genç yaşlarda da görülebiliyor
Lenfomanın yalnızca ileri yaşlarda görülen bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Hakan İsmail Sarı, Hodgkin lenfomanın özellikle 20-39 yaş arasında daha sık görülebildiğini belirtti.
Enfeksiyonlara bağlı lenf bezleri genellikle birkaç hafta içerisinde küçülebilirken; ağrısız, giderek büyüyen ve haftalar geçmesine rağmen küçülmeyen lenf bezlerinin mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.
Uzmanlar, özellikle bu tabloya ateş, gece terlemesi, kilo kaybı veya halsizliğin eşlik etmesi halinde hekime başvurulmasını öneriyor.
Normal kan tahlili lenfomayı tamamen dışlamıyor
Lenfoma şüphesinin değerlendirilmesinde kan tahlilleri, ultrason ve PET-BT gibi yöntemlerden yararlanılabiliyor. Ancak kesin tanıda şüpheli lenf bezinden alınan biyopsi önemli rol oynuyor.
Kan değerlerinin normal çıkmasının lenfoma bulunmadığı anlamına gelmeyebileceğini belirten uzmanlar, hastalığın bazen başka bir nedenle yapılan görüntülemeler sırasında tesadüfen ortaya çıkabildiğini ifade ediyor.
Lenfomayı işaret edebilen 11 belirti
Uzun süre devam eden veya giderek artan şu belirtilerde hekim değerlendirmesi öneriliyor:
- Boyun, koltuk altı veya kasıkta ağrısız lenf bezi şişlikleri
- Haftalar içinde küçülmeyen veya büyüyen lenf bezleri
- Nedeni açıklanamayan ve uzun süren ateş
- Kıyafet veya çarşaf değiştirmeyi gerektirecek kadar yoğun gece terlemeleri
- Açıklanamayan kilo kaybı
- Uzun süren öksürük
- Göğüste baskı veya nefes darlığı
- Karında şişlik, dolgunluk veya erken doyma
- Belirgin ve açıklanamayan halsizlik
- Kolay morarma, tekrarlayan kanamalar veya yaygın kaşıntı
- Ciltte nedeni açıklanamayan kızarıklık, döküntü veya lezyonlar
Bu bulguların tek başına lenfoma anlamına gelmediği, ancak uzun sürmesi veya ilerlemesi halinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
İleri evre her zaman tedavi şansının kaybedildiği anlamına gelmiyor
Lenfomada evreleme, diğer bazı kanserlerden farklı değerlendiriliyor. İleri evrede tanı konulması her zaman tedavi şansının ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Günümüzde bazı lenfoma türleri tamamen tedavi edilebilirken, bazı yavaş seyirli alt tipler modern tedavilerle uzun yıllar kontrol altında tutulabiliyor.
Bazı hastalarda “izle ve bekle” yaklaşımı uygulanabiliyor
Hızlı ilerleyen lenfomalarda tedaviye kısa sürede başlanması gerekirken, yavaş seyirli bazı lenfoma türlerinde hasta belirti yaşamıyorsa düzenli kontrollerle izlem tercih edilebiliyor.
“İzle ve bekle” olarak adlandırılan bu yaklaşımda tedavi; hastalık yükü arttığında veya hastada şikayetler ortaya çıktığında başlatılıyor.
Tedavide kişiselleştirilmiş yöntemler öne çıkıyor
Lenfoma tedavisinde hastalığın alt tipine göre farklı yöntemlerden yararlanılıyor.
Kemoimmünoterapi, halen temel tedavi seçeneklerinden biri olurken; hedefe yönelik ilaçlar, bağışıklık sistemini kanser hücresine yönlendiren tedaviler ve bazı hastalarda kemoterapisiz kombinasyonlar da kullanılabiliyor.
Önceki tedavilere yanıt vermeyen veya hastalığı tekrarlayan bazı hastalarda ise kişinin kendi bağışıklık hücrelerinin laboratuvarda yeniden programlanarak vücuda verilmesine dayanan CAR-T hücre tedavisi gündeme gelebiliyor.
Uzmanlar, tedavi sırasında bitkisel ürün, vitamin veya gıda takviyelerinin doktora danışılmadan kullanılmaması gerektiğini, bu ürünlerin kullanılan ilaçlarla etkileşime girebileceğini vurguluyor.
Lenfomaların çoğunun kesin nedeni bilinmediği için hastalığı kesin olarak önleyen özel bir beslenme veya yaşam tarzı yöntemi bulunmuyor. En önemli yaklaşımın, geçmeyen belirtilerin zamanında değerlendirilmesi olduğu belirtiliyor.




