Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Türkiye’de her 3 kişiden 1’i obeziteyle mücadele ediyor: Obezite cerrahisinde 9 kritik soru

Obezite, yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmayan; tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması ve bazı kanser türleriyle ilişkili kronik bir hastalık olarak öne çıkıyor. Türkiye’de yetişkinlerde obezite oranının yaklaşık yüzde 35’e, kadınlarda ise yüzde 44’e ulaştığı belirtilirken, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Sümer obezite cerrahisiyle ilgili en çok merak edilen sorulara yanıt verdi.

Obezite, yalnızca kilo artışıyla sınırlı olmayan; tip 2 diyabet, yüksek

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 verilerine göre dünya genelinde 1 milyardan fazla kişi obeziteyle yaşıyor. Yetişkinlerde obezite sıklığının 1990’dan bu yana iki kattan fazla arttığı belirtiliyor. Türkiye’de TURDEP-II çalışmasında yetişkinlerde obezite sıklığı yaklaşık yüzde 35, kadınlarda yüzde 44, erkeklerde ise yüzde 27 olarak saptandı.

Obezite cerrahisi kimlere uygulanabilir?

Obezite cerrahisi, yaşam tarzı değişiklikleri ve tıbbi tedavilere rağmen yeterli sonuç alınamayan bazı hastalarda değerlendirilebiliyor.

Genellikle;

  • Vücut kitle indeksi 40 kg/m² ve üzerinde olanlarda,
  • VKİ 35-39,9 kg/m² arasında olup obeziteye bağlı önemli sağlık sorunları bulunanlarda,
  • VKİ 30-34,9 kg/m² arasında olup uygun tedaviye rağmen tip 2 diyabeti kontrol altına alınamayan seçilmiş hastalarda

cerrahi seçenek gündeme gelebiliyor. Ancak karar yalnızca kiloya göre değil, kişinin genel sağlık durumu ve eşlik eden hastalıklarıyla birlikte veriliyor.

Cerrahinin amacı yalnızca kilo vermek değil

Obezite cerrahisinde hedef sadece tartıdaki rakamı azaltmak değil. Cerrahi sonrasında tip 2 diyabet, yüksek tansiyon, uyku apnesi, kan yağlarındaki bozukluklar ve karaciğer yağlanması gibi sorunlarda iyileşme görülebiliyor.

Bazı tip 2 diyabet hastalarında kan şekeri kontrolü kolaylaşırken kullanılan ilaçlar doktor kontrolünde azaltılabiliyor. Ancak ameliyatın diyabeti kesin olarak ortadan kaldırdığı anlamına gelmediği, hastalığın yıllar içinde yeniden ortaya çıkabileceği vurgulanıyor.

Obezite bazı kanserlerle de ilişkili

Obezitenin 13 farklı kanser türüyle ilişkili olduğu belirtiliyor. Bunlar arasında menopoz sonrası meme, rahim içi, yumurtalık, kalın bağırsak, karaciğer, pankreas, böbrek ve tiroit kanserleri de bulunuyor.

SPLENDID çalışmasında, 10 yıllık takipte obeziteyle ilişkili kanser gelişme oranının bariatrik cerrahi uygulananlarda yüzde 2,9, ameliyat olmayanlarda ise yüzde 4,9 olduğu bildirildi. Bununla birlikte bu tür verilerin bireysel risk açısından doğrudan garanti anlamına gelmediği, tedavinin kişiye özel değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

En sık uygulanan yöntem tüp mide

Dünyada en sık uygulanan yöntemlerden biri halk arasında “tüp mide” olarak bilinen sleeve gastrektomi.

Bu yöntemde midenin büyük bir bölümü çıkarılarak daha küçük ve tüp şeklinde bir mide oluşturuluyor. Bir diğer yaygın seçenek olan gastrik bypass yönteminde ise mide küçültülüyor ve gıdaların bağırsaktan geçiş yolu değiştiriliyor.

Her hastaya aynı ameliyat uygulanmıyor

Cerrahi yöntemin seçilmesinde hastanın kilosu, yaşı, diyabet durumu, reflü hastalığı, yeme alışkanlıkları, kullandığı ilaçlar ve daha önce geçirdiği ameliyatlar dikkate alınıyor.

Ciddi reflüsü bulunan bazı hastalarda tüp mide yerine gastrik bypass tercih edilebilirken, diyabetin ön planda olduğu hastalarda metabolik etkisi daha güçlü yöntemler değerlendirilebiliyor.

İlk 12-18 ayda hızlı kilo kaybı görülebiliyor

En hızlı kilo kaybı genellikle ameliyattan sonraki ilk 6-12 ayda yaşanıyor. Süreç 12-18 aya kadar devam edebiliyor.

Bu dönemde kişinin fazla kilosunun yüzde 50-80’ini vermesi hedeflenebiliyor. Ancak cerrahinin başarısı yalnızca verilen kiloyla değil, eşlik eden hastalıkların düzelmesi ve kazanılan sağlıklı alışkanlıkların sürdürülebilmesiyle de değerlendiriliyor.

Obezite cerrahisinin de riskleri var

Her cerrahi girişimde olduğu gibi obezite cerrahisinde de kanama, enfeksiyon, kaçak ve damar içi pıhtı gibi erken dönem riskleri bulunuyor.

Uzun dönemde reflü, safra taşı, fıtık ve vitamin-mineral eksiklikleri görülebiliyor. Bu nedenle ameliyat öncesinde kişiye özel yarar-risk değerlendirmesi yapılması önem taşıyor.

Ameliyattan sonra yeniden kilo alınabilir

Obezite kronik bir hastalık olduğu için yıllar içinde yeniden kilo artışı görülebiliyor.

Yüksek kalorili içecekler, sık atıştırma, hareketsizlik, kontrolsüz alkol tüketimi ve eski beslenme alışkanlıklarına dönüş kilo alımını kolaylaştırabiliyor. Cerrahi sonrası vitamin ve mineral düzeylerinin yanı sıra kan değerleri, kas-kemik sağlığı, diyabet ve tansiyon gibi sorunların da düzenli takip edilmesi gerekiyor.

Zayıflama iğneleri cerrahinin yerini alabilir mi?

Yeni nesil obezite ilaçları tedavide önemli seçeneklerden biri haline gelirken, mevcut bilimsel veriler bu ilaçların cerrahiyi tamamen ortadan kaldıracağını göstermiyor.

Prof. Dr. Aziz Sümer, ilaç ve cerrahinin birbirine rakip yöntemler olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bazı hastalarda ilaçların ameliyat öncesinde kilo vermeyi desteklemek veya ameliyat sonrasında yeniden kilo alımını kontrol etmek amacıyla kullanılabileceğini ifade ediyor.

Obezite tedavisinde temel yaklaşımın; beslenme, fiziksel aktivite, ilaç tedavileri ve gerektiğinde cerrahinin kişiye özel ve multidisipliner şekilde planlanması olduğu vurgulanıyor.