Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Sonbaharda enfeksiyonlara karşı bağışıklığı güçlendirmenin 7 önemli yolu

Sonbahar ve kış aylarında grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının artması, bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemini yeniden gündeme getirdi. Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, sağlıklı beslenmeden kaliteli uykuya, düzenli egzersizden aşılara kadar bağışıklığı destekleyen 7 önemli yöntemi anlattı. Vitamin ve mineral takviyelerinin bilinçsiz kullanımına karşı uyaran Öztürk, gereksiz ve yüksek dozda kullanılan takviyelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguladı.

Sonbahar ve kış aylarında grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının

Sonbaharın gelmesi ve hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonları yeniden gündemin önemli sağlık konularından biri haline geldi. Kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması, kalabalık ortamlarda yakın temasın yoğunlaşması ve mevsimsel değişiklikler, özellikle grip ve üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılmasını kolaylaştırabiliyor.

Enfeksiyonlardan korunmada bağışıklık sisteminin sağlıklı işleyişi büyük önem taşıyor. Ancak uzmanlar, bağışıklığı desteklemenin tek bir besin, vitamin veya takviyeyle mümkün olmadığını, dengeli beslenme ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Acıbadem Fulya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı, fonksiyonel tıp alanında da çalışmalar yapan Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, sonbahar ve kış aylarında bağışıklık sisteminin desteklenmesi için alınabilecek önlemleri açıkladı.

Prof. Dr. Öztürk, özellikle vitamin ve mineral takviyelerinin doktor kontrolü olmadan kullanılmaması gerektiğini belirterek şu uyarıda bulundu:

“Sonbahar ve kış aylarında bağışıklık sistemini güçlü tutmak, tek bir mucizevi besine veya takviyeye değil, bilimsel olarak kanıtlanmış bütünsel yaşam tarzı değişikliklerine dayanır. Vitamin ve mineral takviyelerini gelişigüzel kullanmak fayda yerine uzun dönemde çok ciddi zararlara yol açabilir. Bu nedenle tetkikler yapılıp eksikler tespit edilmeden ve doktor önermeden gelişigüzel takviyeler kullanılmamalıdır.”

Prof. Dr. Öztürk, bağışıklık sistemini desteklemek için günlük yaşamda uygulanabilecek 7 önemli yöntemi şöyle sıraladı:

1. Probiyotik ve prebiyotik besinleri ihmal etmeyin

Bağırsak sağlığı, bağışıklık sisteminin düzenli çalışmasında önemli bir rol üstleniyor.

Bağırsaklarda bulunan ve bağırsak mikrobiyotasını oluşturan mikroorganizmalar, vücudun savunma mekanizmalarının düzenlenmesine katkıda bulunuyor.

Bağışıklık sistemiyle ilişkili hücrelerin önemli bir bölümünün bağırsaklarla bağlantılı olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, sağlıklı bağırsak florasının korunmasının enfeksiyonlara karşı savunmada önemli olduğunu ifade etti.

Bazı klinik araştırmalar, belirli probiyotiklerin üst solunum yolu enfeksiyonlarının süresini ve şiddetini azaltmaya yardımcı olabileceğini gösteriyor. Ancak bu etkiler kullanılan probiyotiğin türüne ve kişinin sağlık durumuna göre değişebiliyor.

Bu nedenle günlük beslenmede probiyotik ve prebiyotik içeren gıdalara yer verilmesi öneriliyor.

Bağırsak sağlığını destekleyen besinler arasında ev yapımı yoğurt, kefir, uygun koşullarda hazırlanmış fermente turşular, soğan, sarımsak, pırasa, muz, lahana ve pancar bulunuyor.

Bununla birlikte, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve bazı özel risk gruplarındaki bireylerin fermente gıdaları tüketmeden önce hekimlerine danışması önem taşıyor.

2. Vitamin ve mineral eksikliklerinizi kontrol ettirin

Bağışıklık sisteminin normal işleyişinde D vitamini, C vitamini, çinko, demir ve B grubu vitaminler önemli görevler üstleniyor.

Ancak bu vitamin ve minerallerin vücut için gerekli olması, herkesin takviye kullanması gerektiği anlamına gelmiyor.

Prof. Dr. Öztürk, özellikle D vitamini başta olmak üzere vitamin ve mineral düzeylerinin kişisel sağlık durumu ve hekim değerlendirmesine göre ele alınması gerektiğini belirtiyor.

Eksiklik saptanan bireylerde uygun dozlarda destek planlanması mümkün olurken, eksiklik bulunmayan kişilerin gelişigüzel takviye kullanması beklenen faydayı sağlamayabiliyor.

Uzmanlar, sağlıklı ve dengeli beslenmenin vitamin ve mineral ihtiyacının karşılanmasında temel yaklaşım olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Bu kapsamda yumurta, balık, baklagiller, kuruyemişler, mevsim sebzeleri ve meyvelerin düzenli tüketilmesi öneriliyor.

Özellikle yüksek doz D vitamini ve diğer takviyelerin kontrolsüz kullanımı, zaman içerisinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

3. Her gün yeterli ve kaliteli uyuyun

Uyku düzeni, bağışıklık sistemini etkileyen en önemli yaşam alışkanlıklarından biri olarak gösteriliyor.

Yetersiz ve kalitesiz uyku, vücudun hormonal dengesini ve enfeksiyonlara karşı verdiği bağışıklık yanıtını olumsuz etkileyebiliyor.

Uyku süresinin azalması, stres hormonlarının düzenini bozabiliyor ve bağışıklık sistemi hücreleri arasında iletişimi sağlayan bazı proteinlerin üretimini etkileyebiliyor.

Prof. Dr. Öztürk, yetişkinlerin günlük ortalama 7 ila 9 saat kaliteli uyku uyumasının önemine dikkat çekiyor.

Uykunun yalnızca süresinin değil, düzenli ve dinlendirici olmasının da önemli olduğu belirtiliyor.

Her gün benzer saatlerde uyumak ve uyanmak, gece geç saatlerde yoğun ekran kullanımını azaltmak ve uyku ortamını uygun hale getirmek kaliteli uykuya katkıda bulunabiliyor.

Ayrıca düzenli uyku, vücudun biyolojik saatinin sağlıklı çalışmasına ve melatonin salgısının doğal ritminin korunmasına yardımcı oluyor.

4. Hareketsiz yaşamdan uzak durun

Düzenli fiziksel aktivite, yalnızca kalp ve damar sağlığını değil, bağışıklık sisteminin normal işleyişini de destekliyor.

Hareketsiz yaşam, metabolik sağlık üzerinde olumsuz sonuçlara neden olabilirken düzenli egzersiz vücudun genel dayanıklılığının korunmasına katkıda bulunuyor.

Prof. Dr. Öztürk, yetişkinlerin sağlık durumlarına uygun şekilde haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmalarının önemini vurguluyor.

Bunun için haftanın beş günü 30’ar dakika tempolu yürüyüş yapmak uygulanabilir seçenekler arasında bulunuyor.

Yürüyüşün yanı sıra bisiklete binmek, yüzmek ve kişinin fiziksel kapasitesine uygun diğer aktiviteler de günlük hareket miktarını artırabiliyor.

Ancak egzersizin kişinin yaşına, kronik hastalıklarına ve genel sağlık durumuna uygun planlanması gerekiyor.

Amaç, vücudu aşırı zorlamak yerine düzenli hareketi sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüştürmek.

5. Su içmek için susamayı beklemeyin

Soğuk havalarda susama hissinin azalması, günlük sıvı tüketiminin ihmal edilmesine yol açabiliyor.

Oysa vücudun su ihtiyacı yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca devam ediyor.

Burun, ağız ve boğaz yüzeylerini kaplayan mukozanın normal işlevini sürdürebilmesi için vücudun yeterli sıvı alması önem taşıyor.

Bu bölgelerdeki mukozal savunma mekanizmaları, solunum yollarının dış etkenlere karşı korunmasında görev yapıyor.

Prof. Dr. Öztürk, soğuk havalarda da yeterli su tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtiyor.

Günlük sıvı ihtiyacı; yaş, kilo, fiziksel aktivite, sağlık durumu ve çevresel koşullara göre değişiyor.

Bu nedenle bütün bireyler için geçerli tek bir su tüketim miktarı bulunmuyor.

Özellikle böbrek, kalp ve diğer kronik hastalıkları nedeniyle sıvı kısıtlaması gereken kişilerin su tüketimlerini hekimlerinin önerilerine göre düzenlemeleri gerekiyor.

6. Güneş ışığından güvenli şekilde yararlanın

Güneş ışığı, vücudun biyolojik ritminin düzenlenmesinde ve D vitamini üretiminde rol oynuyor.

Ancak sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının geliş açısının değişmesi, özellikle Türkiye’nin bulunduğu enlemlerde ciltte D vitamini üretiminin azalmasına neden olabiliyor.

Prof. Dr. Öztürk, güneş ışığının yalnızca D vitamini üretimi açısından değil, uyku ve uyanıklık döngüsünün düzenlenmesi bakımından da önem taşıdığını belirtiyor.

Gün ışığına uygun saatlerde maruz kalmak, vücudun biyolojik saatinin düzenlenmesine ve melatonin salgısının doğal ritminin korunmasına yardımcı oluyor.

Bununla birlikte güneş ışığından yararlanmak için cildi zararlı ultraviyole ışınlarına uzun süre maruz bırakmak önerilmiyor.

D vitamini eksikliği açısından risk taşıyan kişilerin hekim değerlendirmesinden geçmesi ve gerektiğinde uygun dozda takviye kullanması önem taşıyor.

Prof. Dr. Öztürk, D vitamini takviyelerinin gelişigüzel ve yüksek dozda kullanılmasının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.

7. Aşılarınızı yaptırın, hijyen kurallarına dikkat edin

Sonbahar ve kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için aşılama ve hijyen önlemleri büyük önem taşıyor.

Özellikle ileri yaştaki kişiler, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve diğer risk gruplarının mevsimsel grip aşılarını zamanında yaptırmaları öneriliyor.

Aşılar, belirli enfeksiyonların ve bunlara bağlı ağır hastalıkların önlenmesinde etkili koruyucu sağlık uygulamaları arasında bulunuyor.

Kalabalık ve kapalı ortamlarda uygun maske kullanılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve el hijyenine dikkat edilmesi de enfeksiyonların yayılma riskini azaltabiliyor.

Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk, bu konuda şu uyarıda bulunuyor:

“Sonbahar ve kış aylarında hızla yayılan enfeksiyonlardan korunmak için, risk grupları başta olmak üzere mevsimsel grip aşılarının zamanında yapılması büyük önem taşıyor. Kalabalık yerlerde maske takılması, hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması ve ellerin en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkanması gibi hijyen önlemleri de enfeksiyon riskini azaltmaya yardımcı oluyor.”

Bağışıklığı güçlendirmek için mucizevi bir yöntem yok

Prof. Dr. Cihadiye Elif Öztürk’ün açıklamaları, bağışıklık sistemini desteklemenin tek bir besine, vitamin takviyesine veya kısa süreli uygulamaya bağlı olmadığını ortaya koyuyor.

Sağlıklı bir bağışıklık sistemi için dengeli beslenme, yeterli uyku, düzenli fiziksel aktivite, uygun sıvı tüketimi, güvenli güneş ışığı maruziyeti, aşılanma ve hijyen önlemlerinin birlikte uygulanması gerekiyor.

Özellikle enfeksiyonların daha sık görüldüğü sonbahar ve kış aylarında kişilerin kendi sağlık durumlarına uygun koruyucu önlemleri benimsemesi önem taşıyor.

Uzmanlar, vitamin ve mineral takviyelerinin ise gelişigüzel kullanılmaması, ihtiyaç duyulması halinde hekim kontrolünde planlanması gerektiğini vurguluyor.