Son dönemde fazla kilolarından kurtulmak isteyen birçok kişi, zayıflama iğnelerine yöneliyor. Bazı hastalar uzman hekim değerlendirmesinden geçerken, bazı kişiler ise sosyal medya paylaşımları veya yakın çevresinden duyduğu önerilerle bu ilaçları kullanmaya başlayabiliyor.
Acıbadem Altunizade Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, zayıflama iğnelerinin obeziteyle mücadelede güçlü tedavi seçeneklerinden biri olduğunu ancak mucizevi ve risksiz ürünler gibi görülmemesi gerektiğini söyledi.
Medetalibeyoğlu, tedavinin doğru hasta seçimi, düzenli takip, kişiye özel doz ayarlaması ve yaşam tarzı değişiklikleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Kozmetik amaçlı kısa yol olarak görülmemeli
Zayıflama iğnelerinin düğün, tatil veya özel bir etkinlik öncesinde birkaç kilo vermek isteyen kişiler için geliştirilmiş kozmetik ürünler olmadığını belirten Medetalibeyoğlu, obezitenin kronik bir hastalık olduğunu ifade etti.
Bu ilaçların genellikle Vücut Kitle İndeksi belirli bir seviyenin üzerinde bulunan veya obeziteye bağlı tip 2 diyabet ve hipertansiyon gibi ek hastalıkları olan bireylerde değerlendirildiğini kaydetti.
Tedavi kararının yalnızca kişinin kilo vermek istemesine göre değil, ayrıntılı sağlık değerlendirmesi sonucunda verilmesi gerektiği belirtildi.
Amaç yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil
Zayıflama iğnelerinin başarısının yalnızca kilo kaybıyla ölçülmemesi gerektiğine dikkat çeken Medetalibeyoğlu, obezitenin neden olduğu ciddi sağlık sorunlarının azaltılmasının da temel hedefler arasında bulunduğunu söyledi.
Kilo kaybının;
- Kalp krizi riskinin düşmesine,
- Uyku apnesinin hafiflemesine,
- Karaciğer yağlanmasının gerilemesine,
- Eklem yükünün azalmasına,
- Kan şekeri ve tansiyon kontrolünün iyileşmesine
katkı sağlayabileceği ifade edildi.
Tokluk hissini artırarak etki gösteriyor
Zayıflama iğnelerinin mide boşalmasını yavaşlattığını ve beyindeki iştah merkezine tokluk sinyali gönderdiğini belirten Medetalibeyoğlu, tedavinin kişinin porsiyonlarını daha kolay kontrol etmesine yardımcı olduğunu anlattı.
Bu ilaçların kişiyi doğrudan aç bırakarak değil, iştahı ve yeme davranışını düzenleyerek etki gösterdiği belirtildi.
Tedavi süresi kişiye göre değişiyor
Obezitenin kronik bir hastalık olduğunu hatırlatan Medetalibeyoğlu, tedavinin kısa süreli bir uygulama gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Zayıflama iğnelerinin kullanım süresi;
- Hastanın tedaviye verdiği yanıta,
- İlacı tolere etme durumuna,
- Kilo hedefine,
- Ek hastalıklarına,
- Yan etkilerin düzeyine
göre değişebiliyor.
Tedavi bazı hastalarda aylar, bazı hastalarda ise daha uzun süre devam edebiliyor.
İlacı bırakınca kilo geri gelebilir
Zayıflama iğneleriyle ilgili en fazla merak edilen konulardan birinin tedavi sonrasında verilen kiloların geri alınıp alınmayacağı olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, yaşam tarzı değişikliğinin önemine dikkat çekti.
Medetalibeyoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Eğer ilaç kullanırken beslenme alışkanlıklarınızı ve yaşam tarzınızı kalıcı olarak değiştirmediyseniz, ilacı bıraktığınızda iştahınız eski haline dönecek ve verdiğiniz kiloları geri alma riskiniz çok yüksek olacaktır.”
İğnelerin hastalara yeni bir yaşam biçimi oluşturabilmeleri için fırsat sunduğunu belirten Medetalibeyoğlu, bu dönemin sağlıklı alışkanlıklar kazanmak için değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Doz düşükten başlanarak artırılmalı
Zayıflama iğnelerinde dozun kişiye özel belirlenmesi gerektiğini ifade eden Medetalibeyoğlu, vücudun ilaca alışabilmesi ve yan etkilerin azaltılması amacıyla tedaviye düşük dozla başlandığını kaydetti.
Dozun haftalar içinde kontrollü biçimde artırıldığını belirten Medetalibeyoğlu, hızlı veya bilinçsiz doz artışlarının ciddi yan etkilere yol açabileceği uyarısında bulundu.
Bulantı, kusma ve kabızlık görülebilir
Tedavi sırasında en sık görülen yan etkilerin sindirim sistemiyle ilgili olduğunu belirten Medetalibeyoğlu, şu şikâyetlerin ortaya çıkabileceğini söyledi:
- Bulantı,
- Kusma,
- İshal,
- Kabızlık,
- Mide krampları,
- Hazımsızlık.
Bu yan etkilerin genellikle tedavinin başlangıcında veya doz artışı sonrasında görüldüğü ve zamanla hafifleyebildiği ifade edildi.
Şiddetli, uzun süren veya günlük yaşamı etkileyen şikâyetlerde hastanın ilacı kendi kararıyla bırakmak ya da dozunu değiştirmek yerine hekime başvurması gerektiği belirtildi.
Her hasta için uygun olmayabilir
Zayıflama iğnelerinin herkeste güvenle kullanılamayacağını vurgulayan Medetalibeyoğlu, bazı hastalık öykülerinin tedavi açısından risk oluşturabileceğini söyledi.
Geçmişinde pankreatit atağı bulunanlar, safra kesesi taşı olanlar veya ailesinde medüller tiroid karsinomu öyküsü bulunan kişilerin ayrıntılı değerlendirilmesi gerektiği kaydedildi.
Medetalibeyoğlu, reçetesiz ve hekim kontrolü olmadan kullanıma karşı şu uyarıda bulundu:
“Komşum kullanmış, ben de kullanayım mantığıyla kesinlikle başlanmamalıdır.”
Sağlıklı beslenme ve egzersiz şart
Zayıflama iğnelerinin sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşamın etkilerini tek başına ortadan kaldıramayacağını belirten Medetalibeyoğlu, tedaviyle birlikte yaşam tarzının da değiştirilmesi gerektiğini söyledi.
Kilo kaybı sırasında kas kütlesinin korunması için yeterli protein tüketiminin ve direnç egzersizlerinin önem taşıdığı ifade edildi.
Düzenli uyku, yeterli su tüketimi ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıklarının da tedavinin başarısını artırdığı kaydedildi.
Başlangıç ve bırakma kararı hekim tarafından verilmeli
Tedaviye başlanması, dozun artırılması, yan etkilerin yönetilmesi ve ilacın sonlandırılması süreçlerinin uzman hekim tarafından yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Medetalibeyoğlu, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Alpay Medetalibeyoğlu, doğru seçilen hastalarda ve uygun tıbbi takiple zayıflama iğnelerinin önemli sonuçlar sağlayabildiğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Başarının anahtarı ilacın kendisinde değil, sizin bu sürece ne kadar uyum sağladığınızda ve tedavinizi uzman bir hekimle omuz omuza yürütmenizde saklıdır.”




