Zayıflama iğneleri son dönemde özellikle sosyal medyanın etkisiyle geniş kitlelerin gündemine girerken, uzmanlar bu yöntemlerin tek başına kalıcı bir sonuç garantilemediği uyarısında bulunuyor. Bayındır İçerenköy Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Burcu Üstad Arda, kilo kontrolü sürecinde temel sorunun çoğu zaman “dış kurallara göre beslenme” ve bedenin doğal açlık-tokluk sinyallerinin göz ardı edilmesi olduğunu ifade etti.
“İştah azalması, davranışın değiştiği anlamına gelmiyor”
Dyt. Arda, zayıflama iğnelerinin bağırsaktan salgılanan tokluk hormonlarını (GLP-1) taklit ederek çalıştığını; mide boşalmasını yavaşlatıp tokluk süresini uzatarak porsiyonların doğal olarak küçülmesine katkı sağlayabildiğini belirtti. Ancak kritik noktanın, bu etkinin sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırmaması olduğuna dikkat çekti. Arda’ya göre tedavi sürecinde öğün atlama, yetersiz protein alımı ve lif tüketiminin azalması gibi sorunlar sık görülebiliyor.
“Tedavi bırakılınca eski alışkanlıklara hızlı dönüş yaşanabilir”
İlaç desteğiyle verilen kiloların korunmasının ancak doğru bir öğrenme ve uyum süreciyle mümkün olacağını belirten Arda, açlık sinyallerini yönetmeyi öğrenemeyen, porsiyon kontrolünü davranışa dönüştüremeyen veya duygusal yeme alışkanlığı süren kişilerde, iğne tedavisi bırakıldığında eski düzene hızlı dönüş olabileceğini söyledi. Bu durumun, kaybedilen kiloların geri alınmasına zemin hazırlayabileceğini vurguladı.
Köken çocuklukta: “Baskıcı tutumlar geçici çözümlere yönlendirebilir”
Arda, obeziteyle mücadelenin temellerinin çocukluk döneminde atıldığını hatırlatarak, bastırılan açlık-tokluk mekanizması ve baskıcı yeme tutumlarının ileriki yaşlarda bireyleri “geçici çözümlere” yönlendirebildiğini belirtti. Sağlıklı kilo yönetiminin yasaklarla değil, farkındalık temelli yaklaşımla güçlendirilebileceğini ifade etti.
Kalıcı sonuç için “5 altın kural”
Dyt. Arda, zayıflama iğnesi kullanan ya da kullanmayı düşünen bireylerin süreci mutlaka uzman eşliğinde yürütmesi gerektiğini belirterek şu başlıkların eş zamanlı ilerlemesini önerdi:
-
Kişiye Özel Beslenme Planı: Az yemek değil, doğru içerik.
-
Kas Kütlesinin Korunması: Yeterli proteinle güç kaybının önlenmesi.
-
Lifli Beslenme: Sebze ve tam tahıl tüketiminin ihmal edilmemesi.
-
Davranış Değişikliği Eğitimi: Açlık-tokluk sinyallerini tanımayı öğrenmek.
-
Fiziksel Aktivite Desteği: Metabolizmayı destekleyen hareket düzeni.
Uzman diyetisyen, hedefin yalnızca tartıdaki rakamı düşürmek değil, bireyin “ne zaman, ne kadar ve neden yediğini” fark etmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak; beden sinyallerini okuyabilen kişilerin ilaç desteği sona erse bile kilo kontrolünü daha sürdürülebilir biçimde yönetebileceğini kaydetti.




