Bahar aylarının gelmesiyle birlikte birçok kişi kış boyunca aldığı kilolardan kurtulmak ve yaza daha fit girmek için harekete geçti. Ancak hızlı sonuç alma isteğiyle yapılan hatalar, kilo verme sürecini zorlaştırırken sağlığı da riske atabiliyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ceren Güven, özellikle internet ve sosyal medyada sıkça karşılaşılan şok diyetler ile zayıflama çaylarının sanıldığı kadar masum olmadığını söyledi.
Ceren Güven, kış aylarında azalan hareket ve değişen beslenme alışkanlıklarının ardından bahar döneminin birçok kişi için yeni bir başlangıç fırsatı olarak görüldüğünü belirterek, “Ancak çoğu zaman tüm çabalara rağmen kilo kaybı beklenen hızda ilerlemez. Bunun nedeni genellikle fark edilmeden yapılan hatalı alışkanlıklardır” dedi.
Hızlı kilo verme amacıyla uygulanan şok diyetlerin vücutta kas kaybına neden olarak metabolizmayı yavaşlattığını vurgulayan Güven, bu yöntemlerin sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Kontrolsüz tüketilen zayıflama çaylarının da karaciğer üzerinde toksik etki oluşturabildiğini kaydeden Güven, ciddi sağlık sorunlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
Kilo verme sürecinde yapılan en yaygın hatalardan birinin öğün atlamak olduğunu belirten Güven, uzun süre aç kalmanın metabolizmayı hızlandırmadığını, tam tersine yavaşlatabildiğini anlattı. Uzun süre aç kalan vücudun enerji harcamasını azalttığını ve bir sonraki öğünde daha fazla yemek yeme eğiliminin ortaya çıktığını söyleyen Güven, bunun özellikle tatlı ve yüksek kalorili besinlere yönelimi artırdığını dile getirdi.
Yetersiz protein alımının da kilo verme sürecini olumsuz etkilediğini belirten Güven, proteinin hem kas kütlesinin korunması hem de metabolizmanın aktif çalışması açısından temel önemde olduğunu söyledi. Yumurta, yoğurt, et, tavuk ve baklagiller gibi kaliteli protein kaynaklarının günlük beslenmede yeterince yer almasının, hem tokluk hissini artırdığını hem de kilo kontrolünü desteklediğini ifade etti.
Su tüketiminin önemine de değinen Güven, yetersiz su alımının metabolik süreçleri yavaşlatabileceğini belirtti. Vücudun susuz kaldığında bunu çoğu zaman açlık hissiyle karıştırdığını anlatan Güven, gün içinde yeterli miktarda su içmenin hem iştah kontrolünü kolaylaştırdığını hem de yağ yakım sürecine katkı sunduğunu söyledi. Günlük ortalama 2 ila 2,5 litre su tüketiminin kilo kontrolünde etkili bir adım olduğunu kaydetti.
Çok düşük kalorili diyetlerin kısa vadede sonuç verse de uzun vadede ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Güven, bu tür diyetlerde vücudun yeterli enerji alamadığı için kas kaybı yaşandığını ve metabolizma hızının düştüğünü belirtti. Ayrıca sürdürülebilir olmayan bu beslenme biçiminin, diyet bırakıldığında verilen kiloların hızla geri alınmasına yol açabileceğini ifade etti.
Fiziksel aktivitenin eksikliğinin de kilo kaybını yavaşlatan önemli nedenlerden biri olduğunu söyleyen Güven, “Sadece diyet yapmak kilo verme sürecinde çoğu zaman yeterli olmaz. Fiziksel aktivitenin yetersiz olması, harcanan enerjinin düşük kalmasına ve kilo kaybının yavaşlamasına neden olur. Düzenli yürüyüş ve egzersiz, hem yağ yakımını hızlandırır hem de kas kütlesini korur. Hareketli bir yaşam tarzı, sağlıklı kilo kontrolünde vazgeçilmez bir önem taşımaktadır” dedi.
Uyku düzeninin bozulmasının da kilo kontrolünü zorlaştırdığını vurgulayan Güven, yetersiz uykunun açlık hormonlarını etkileyerek daha fazla yeme isteğine yol açabildiğini söyledi. Bunun yanında gün içinde yorgunluk ve enerji düşüklüğü yaratarak fiziksel aktiviteyi azalttığını kaydeden Güven, düzenli ve kaliteli uykunun en az beslenme kadar önemli olduğunu ifade etti.
Stres ve duygusal yemenin de kilo alımında etkili olduğunu belirten Güven, stres altındaki kişilerin farkında olmadan daha fazla ve genellikle sağlıksız besinler tüketebildiğini söyledi. Özellikle yüksek kalorili gıdalara yönelimin arttığını anlatan Güven, nefes egzersizleri, yürüyüş ve sosyal destek gibi yöntemlerin stres yönetiminde yardımcı olabileceğini kaydetti.
Şok diyetler ve bilinçsiz zayıflama çayı kullanımına karşı da uyarılarını yineleyen Güven, “Zayıflama çayları genellikle bağırsakları hızlandırarak geçici kilo kaybı hissi oluşturur. Ancak bu durum yağ kaybı değil, sıvı kaybıdır. Kontrolsüz tüketildiğinde sıvı ve elektrolit dengesini bozabilir, ayrıca bazı bitkisel içerikler karaciğer üzerinde toksik etki oluşturarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle bu tür ürünler mutlaka uzman onayında ve kontrolünde kullanılmalıdır” diye konuştu.
Uzmanlar, sağlıklı kilo kaybı için hızlı ve sert yöntemler yerine dengeli beslenme, yeterli su tüketimi, düzenli uyku, hareketli yaşam ve uzman desteğiyle planlanan sürdürülebilir bir yol izlenmesi gerektiğini vurguluyor.





