Çocukluk çağı kanserlerinde uygulanan kemoterapi ve radyoterapi yalnızca hastalıklı dokuları değil, ağız ve diş sağlığını da etkileyebiliyor. Tedavi sürecinde ortaya çıkabilen ağız yaraları, kuruluk, enfeksiyonlar ve diş eti problemleri çocukların beslenmesini, sıvı alımını ve günlük yaşam kalitesini zorlaştırabiliyor.
Çocuk Diş Hekimliği Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Buse Yılmaz Şen, özellikle kanser tedavisi öncesinde ağız içindeki enfeksiyon kaynaklarının belirlenmesinin, tedavi sürecinde ise düzenli ağız bakımının sürdürülmesinin önem taşıdığını belirtiyor.
Ağız yaraları ve kuruluk sık görülebiliyor
Kemoterapi ve özellikle baş-boyun bölgesine uygulanan radyoterapi sırasında ağız mukozasında kızarıklık, hassasiyet ve yaralar gelişebiliyor.
“Oral mukozit” olarak adlandırılan bu durum, şiddetli ağrıya yol açabildiği gibi çocuğun yemek yemesini, sıvı tüketmesini ve bazı durumlarda konuşmasını da güçleştirebiliyor.
Tedavi sırasında ayrıca ağız kuruluğu, tat değişiklikleri, diş hassasiyeti, diş çürüklerinde artış, diş eti problemleri ile mantar veya viral enfeksiyonlar görülebiliyor.
Baş-boyun bölgesine radyoterapi uygulanan çocuklarda tükürük bezlerinin etkilenmesine bağlı kalıcı ağız kuruluğu gelişebileceği, çene hareketlerini kısıtlayan trismus tablosunun da ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
Diş gelişimi uzun vadede etkilenebilir
Kanser tedavisinin küçük yaşlarda uygulanması halinde diş ve çene gelişiminde uzun vadeli değişiklikler görülebiliyor.
Uzmanlara göre dişlerin şekil ve boyutunda bozukluklar, mine gelişim problemleri, bazı dişlerin hiç gelişmemesi ve çene-yüz gelişiminde farklılıklar ortaya çıkabiliyor.
Bu nedenle tedavi sonrasında da ağız ve diş sağlığının düzenli olarak takip edilmesi önem taşıyor.
14 günden uzun süren ağız yaralarına dikkat
Ağız yaraları başlangıçta kızarıklık, hassasiyet ve yanma şeklinde ortaya çıkabiliyor, daha sonra ağrılı ülserlere dönüşebiliyor.
Küçük çocuklarda ağrı her zaman açık biçimde ifade edilemeyebiliyor. İştahsızlık, yemek yerken ağlama veya ağız bakımına karşı direnç gösterme bu nedenle önemli belirtiler arasında değerlendiriliyor.
Çocuğun sıvı veya besin alamaması, ağız yaralarının hızla çoğalması, belirgin kanama gelişmesi veya enfeksiyonu düşündüren değişikliklerin ortaya çıkması halinde hekime başvurulması öneriliyor.
Özellikle iyileşmeyen veya 14 günden uzun süren ağız lezyonlarının mutlaka değerlendirilmesi gerekiyor.
Tedavi öncesinde enfeksiyon odakları belirlenmeli
Kemoterapi başlamadan önce mevcut çürüklerin, diş eti hastalıklarının ve ağız içi enfeksiyonlarının değerlendirilmesi önem taşıyor.
Bunun temel nedenlerinden biri, kemoterapi sırasında bağışıklık sisteminin baskılanabilmesi. Normal koşullarda sınırlı kalan bir diş enfeksiyonu, bağışıklık sistemi zayıfladığında daha ciddi bir tabloya dönüşebiliyor.
Bu nedenle tedavi öncesinde özellikle ileri çürükler, ciddi periodontal sorunlar, enfeksiyon riski taşıyan dişler ve ağız dokularını sürekli tahriş eden durumların mümkün olduğunca kontrol altına alınması öneriliyor.
Buradaki amacın kanser tedavisini geciktirmek değil, tedavi sırasında ciddi enfeksiyon riski oluşturabilecek sorunları önceden azaltmak olduğu vurgulanıyor.
Ağız bakımı travmadan uzak sürdürülmeli
Tedavi sırasında ağız içinin mümkün olduğunca temiz tutulması ancak dokuların tahriş edilmemesi gerekiyor.
Çocuğun genel durumu elverdiği sürece yumuşak kıllı bir diş fırçasıyla dişlerin ve dilin günde 2-3 kez temizlenmesi öneriliyor.
Florürlü diş macununun kullanılabileceği, çürük riski veya ağız kuruluğu bulunan çocuklarda ek koruyucu uygulamaların ise diş hekimi tarafından planlanması gerektiği belirtiliyor.
Mukozit veya ağrı dönemlerinde çok sıcak, baharatlı, sert, kıtır ve asidik gıdalardan kaçınılması da ağız içindeki tahrişin azaltılmasına yardımcı olabiliyor.
Ağız kuruluğu gelişen çocuklarda sık su içmek, uygun tükürük destekleyici ürünlerden yararlanmak ve alkol içermeyen ağız bakım ürünlerini tercih etmek de öneriler arasında yer alıyor.
Diş eti sorunları tek başına kanser tedavisine bağlanmamalı
Tedavi sırasında ağız bakımının zorlaşması, ağız kuruluğu ve beslenme düzenindeki değişiklikler diş eti dokularını etkileyebiliyor.
Ağrı veya mukozit nedeniyle dişlerin yeterince temizlenememesi ağızda bakteri birikimini artırabilirken, sert veya travmatik fırçalama da diş etlerine zarar verebiliyor.
Bu nedenle ortaya çıkan diş eti değişikliklerinin yalnızca kanser tedavisinin doğrudan yan etkisi olarak görülmemesi, tedavi süreci ile ağız bakımındaki değişikliklerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Diş hekimi kontrolü tedavinin bir parçası olmalı
Uzmanlar, kanser tedavisi gören çocuklarda diş hekimi kontrolünün ayrı veya ikincil bir konu olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Ağızda gelişen enfeksiyonlar veya ciddi yaralar, çocuğun beslenmesini ve genel durumunu etkileyebildiği gibi bazı durumlarda tedavi planının yürütülmesini de zorlaştırabiliyor.
Bu nedenle kemoterapi veya radyoterapi öncesinde ağız içindeki risklerin belirlenmesi, tedavi sırasında hijyenin korunması ve gelişebilecek yan etkilerin erken dönemde yönetilmesi, çocuğun yaşam kalitesinin ve tedavi güvenliğinin desteklenmesi açısından önem taşıyor.





