Türkiye’de binlerce hasta, organ nakliyle yeniden sağlığına kavuşmayı umut ediyor. Organ bağışının önemine dikkat çekilen 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası’nda, bağışçı sayısının artırılması gerektiği vurgulanıyor.
2025 yılında Türkiye’de 5 bin 206 organ nakli gerçekleştirildi. Bunların 4 bin 343’ü canlı vericilerden, 863’ü ise beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerden yapıldı. Nakillerin yaklaşık yüzde 83’ü canlı vericilerden gerçekleştirildi.
Organ bağışında bilinmesi gereken 5 gerçek
1. Beyin ölümü bitkisel hayat değildir: Beyin ölümü geri dönüşü olmayan bir durumdur. Bitkisel hayatta ise bazı beyin işlevleri devam eder ve iyileşme ihtimali bulunabilir.
2. Organ bağışı tedaviyi etkilemez: Bağışçı olan kişiye gerekli bütün tedaviler uygulanır. Ölüm sonrası organ bağışı, beyin ölümünün kesin olarak belirlenmesinin ardından gündeme gelir.
3. Dijital ortamda bağış yapılabilir: 18 yaşını dolduran ve karar verme yeterliliğine sahip kişiler, e-Devlet veya e-Nabız üzerinden organ bağışı beyanında bulunabilir.
4. Kronik hastalıklar her zaman engel değildir: Diyabet, hipertansiyon veya geçirilmiş bazı hastalıklar bağış beyanına otomatik olarak engel oluşturmaz. Organların uygunluğu tıbbi değerlendirmeyle belirlenir.
5. Organ bağışı dinen caizdir: Gerekli tıbbi ve etik şartların sağlanması halinde organ bağışı dinen uygun kabul edilmektedir.
Bir bağış birden fazla hayat kurtarabilir
Beyin ölümü gerçekleşen bir kişinin kalp, böbrek, karaciğer, akciğer ve pankreas gibi organları, uygunluk durumuna göre farklı hastalara nakledilebiliyor.
Uzmanlar, organ bağışı kararının aile bireyleriyle paylaşılmasının da önemli olduğunu belirtiyor.
Organ bağışı için ayrılacak birkaç dakika, gelecekte birden fazla insanın hayata tutunmasını sağlayabilir.




