Depremler yalnızca fiziksel yıkıma değil, uzun süre devam edebilen psikolojik ve bedensel etkilere de yol açabiliyor. Deprem sonrasında hissedilen korku ve tedirginlik doğal kabul edilirken, bazı kişilerde sarsıntı sona ermesine rağmen “yer hâlâ sallanıyor” hissi devam edebiliyor.
Uzman Klinik Psikolog Ezgi Dokuzlu Tezel, beynin deprem sırasında yaşanan güçlü sarsıntı ve korku deneyimini kaydedebildiğini belirterek, bazı kişilerde gerçek bir deprem olmadığı halde sallanma hissinin kısa süreli ya da daha uzun süre devam edebildiğini ifade etti.
Belirtiler yalnızca sallanma hissiyle sınırlı değil
Tezel’e göre bu tabloyla birlikte şu belirtiler görülebiliyor:
- Gerçekte deprem olmadığı halde sallanma hissi
- Baş dönmesi ve dengesizlik
- Mide bulantısı
- Titreme
- Uyku sırasında kaygı
- Ani hareket, titreşim ve yüksek sese karşı aşırı hassasiyet
- Sürekli deprem olup olmadığını kontrol etme
- Huzursuzluk ve tedirginlik
- Ölüm veya yakınlarını kaybetme korkusu
- Uykuya dalamama ve rahatlayamama
Bazı kişilerde sosyal medya veya farklı kaynaklardan sürekli deprem kontrolü yapma ihtiyacının da ortaya çıkabildiği belirtiliyor.
Beyin olmayan bir sarsıntıyı varmış gibi algılayabiliyor
Tezel, deprem travmasının ardından dengeyle ilişkili sistemlerin ve beynin tehlikeyi algılayan bölgelerinin aşırı hassas hale gelebileceğini belirtti.
Bu durumda dışarıdan gerçek bir hareket sinyali gelmese bile beynin hareket varmış gibi tepki verebildiğini ifade eden Tezel, kişinin zaman zaman bu hissin kaygıyla veya travma sonrasındaki yoğun uyarılmışlıkla ilişkili olduğunu fark edemeyebileceğini söyledi.
Kimlerde daha sık görülebiliyor?
Daha önce depremle ilişkili travmatik bir olay yaşayanlarda, yakınları depremden etkilenenlerde ve yüksek kaygı düzeyine sahip kişilerde bu tür yakınmaların daha sık görülebileceği belirtiliyor.
Uzun süre deprem bölgesinde veya kendisini güvende hissetmediği yapılarda yaşayan kişilerde de benzer şikayetler ortaya çıkabiliyor.
Denge sistemiyle ilgili sorunları veya vestibüler migren öyküsü bulunan kişilerin ise ayrıca tıbbi açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.
Travma sonrası stres bozukluğuyla aynı değil
Uzmanlar, “Hayalet Deprem Sendromu” olarak tanımlanan yakınmaların travma sonrası stres bozukluğuyla birebir aynı durum olmadığını vurguluyor.
Hayalet deprem olarak ifade edilen tabloda daha çok sallanma, hareket ve denge algısındaki değişiklikler öne çıkarken, travma sonrası stres bozukluğunda travmatik olayın anılar, duygular ve yoğun korkuyla tekrar yaşanması daha belirgin olabiliyor.
Bununla birlikte iki durumun aynı kişide birlikte görülebileceği ve kesin ayrım için profesyonel değerlendirme gerektiği belirtiliyor.
Organik nedenler de araştırılmalı
Sallanma, baş dönmesi ve dengesizlik gibi şikayetlerin yalnızca psikolojik nedenlere bağlanmaması gerekiyor.
Uzmanlar, öncelikle vestibüler sistem sorunları, nörolojik hastalıklar ve diğer fiziksel nedenlerin değerlendirilmesinin önemli olduğuna dikkat çekiyor.
Tedavi sürecinde kişinin durumuna göre bilişsel davranışçı terapi, beden odaklı psikoterapi ve vestibüler rehabilitasyon gibi yöntemlerden yararlanılabiliyor.
Şikayetlerin haftalarca sürmesi, giderek artması veya günlük yaşamı, uykuyu ve işlevselliği belirgin şekilde etkilemesi halinde bir sağlık profesyoneline başvurulması öneriliyor.




