Konya Aydınlar Ocağı tarafından düzenlenen Selçuklu Salı Sohbetleri’nde bu hafta, 6 Eylül 2016’da hayatını kaybeden ve Konya’da “Kör Ahmet” adıyla tanınan Âşık Ahmet Özdemir anıldı.
Konya türkülerinin unutulmaz isimlerinden biri olan Özdemir’in vefatının 10. yılı dolayısıyla gerçekleştirilen programda, sanatçının hayatı, aile geçmişi, müzik serüveni, Konya’daki kültürel faaliyetlere katkısı ve hafızalarda kalan hatıraları anlatıldı.
Program öncesinde şair-yazar İsmail Detseli, Ahmet Özdemir için sağlığında ve vefatının ardından kaleme aldığı şiirleri okudu.
Daha sonra kürsüye gelen Konya Aydınlar Ocağı Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, hem Ahmet Özdemir ile tanışma sürecini hem de sanatçının hayat hikâyesini ayrıntılarıyla anlattı.
Güçlü: “Konya’nın Ahmet Özdemir ve onun gibi insanlara vefa borcu var”
Dr. Mustafa Güçlü, geçmiş dönemlerde ailelerin çocuklarını çeşitli toplumsal etkilerden koruyabilmek için müzikten de uzak tutmaya çalıştıklarını belirterek, Ahmet Özdemir’i geç tanıdığını söyledi.
Güçlü, “Okuma yazma bilmeyen ailelerin, çocukları savrulmalardan koruyabilmek için yasak getirmekten başka ellerinden bir şey gelmiyordu. Ben fıtraten müzik ortamlarında pek bulunmadım. Ahmet Özdemir’i tanımam da 2005 yılında oldu. Bu nedenle belki Konya’da onu anlatacak son kişilerden biriyim” dedi.
Konya Aydınlar Ocağı’nın kültürel faaliyetleri sırasında Ahmet Özdemir’in yalnızca bir müzisyen olarak değil, taklit ve anlatı yeteneğiyle de toplumda güçlü bir karşılığının bulunduğunu gördüklerini ifade eden Güçlü, sanatçıyı çeşitli programlarda konuk ettiklerini anlattı.
Güçlü, “Sille Kültür Evindeki programlarımıza onu birkaç defa konuk edip temsil ettiği kültür ile tanıştık. 60. yılında da özel program tertip ettik. Hastalığı sırasında, hastanede birkaç defa ziyaret edip moral vermeye çalıştık. Konya’nın Ahmet Özdemir ve onun gibi insanlara vefa borcu var ve biz şehrin bu borcunu ödemesinde üzerimize düşeni yapmaya gayret ettik, ediyoruz” diye konuştu.
Aile hikâyesi Milli Mücadele yıllarına uzanıyor
Ahmet Özdemir’in aile köklerine ilişkin de bilgi veren Güçlü, ailesinin geçmişinin Oğuz yerleşimleri ve Milli Mücadele yıllarına kadar uzandığını söyledi.
Güçlü, “Oğuz akınlarıyla Anadolu Türk yurdu olduktan sonra fethedilen bölgelere uygun yerleşim planı uygulandı. Hacı Bilal’ler sülalesi de Güvenç köyüne yerleştirildi. Sülalenin o günkü yaşayan oğlu Ahmet Efendi, seferberlik ilan edildiğinde askere gitmiş ve on iki sene cephede kalmış ve ancak 1922’den sonra Milli Mücadele kazanılınca evine dönebilmiş. Çocuklarına eşi Atiye Hanım bakmış ve babaları askerde olduğu için ‘Atiye’nin çocukları’ olarak anılmıştır” dedi.
Ailenin oğullarından İsmail Ali’nin de büyüdükten sonra Milli Mücadele için askere alındığını anlatan Güçlü, baba ile oğlun İsmet Albay, daha sonra İsmet İnönü, komutasındaki Batı Cephesi’nde buluştuğunu söyledi.
Güçlü, “Atiye’nin Ali, Topçu Taburunda görev alırken, demir ustası olması münasebetiyle bozulan, vurulan topları da tamir eder. Afyon Müzesinde sergilenen toplardan biri de tekerini onun tamir ettiği toptur. İsmail Ali, sanatçımız Ahmet Özdemir’in babasıdır” ifadelerini kullandı.
Hüseyin olarak doğdu, Ahmet Özdemir olarak nüfusa geçti
Babasıyla birlikte askerlikten dönen İsmail Ali’nin Emine Hanım ile evlendiğini ve 1933 yılında üçüncü çocuklarının dünyaya geldiğini anlatan Güçlü, çocuğa ilk olarak Hüseyin adının verildiğini söyledi.
Güçlü, Ahmet Özdemir’in çocukluk yıllarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Çocuk mavi gözlü ve pak paktır. Çocuk bir yaşındayken, kardeşi askerden gelen Emine Hanım beyazlar giydirerek annesinin evine götürür. Orada bir kadın bu güzel çocuğu maşallah çekmeden sever. Üç beş gün sonra çiçek hastalığına yakalanan Hüseyin’in gözü enfeksiyon alır ve kapanır. Bu sırada dede vefat edip, adı da herhangi bir toruna verilmemiş olunca Hüseyin’in adına Ahmet ilave edilir. Aile, Soyadı Kanunu çıkınca, baba mesleğinden dolayı Özdemir soyadını alır, çocuklarını yazdırırken de Hüseyin adı düşer. Âşık Ahmet Özdemir, nüfusa bu şekilde yazılmış olur.”
Görme yetisini bir yaşında kaybetti, müzik kulağı küçük yaşlarda gelişti
Ahmet Özdemir’in henüz bir yaşındayken görme yetisini kaybettiğini belirten Güçlü, buna karşın küçük yaşlardan itibaren güçlü bir işitme hassasiyeti ve müzik ilgisi geliştirdiğini anlattı.
Kadınların kendi aralarında düzenlediği kına ve nişan gibi toplantılarda müzikle tanışan Özdemir’in, çevresindeki sesleri taklit etmeye başladığını belirten Güçlü, “Güğümden enstrüman sesleri çıkarması kadınların dikkatinden kaçmaz. Zaten ailede musiki ile ilgilenen insanlar da vardır. Onlardan da etkilenir. Altı yaşında köydeki Kur’an Kursuna, ertesi yıl da ilkokula gönderilir. Bu arada ninesi ve annesiyle köydeki düğünlere de gider ve orada türküler söylemeye de başlar. On bir yaşında da ud çalmaya başlar” dedi.
Aile 1946’da Konya’ya göçtü
Özdemir ailesinin 1946 yılında Konya’ya göç ederek Ahmet Dede Yediler Mahallesi’ne yerleştiğini aktaran Güçlü, Ahmet Özdemir’in babası Ali Özdemir’in de Konya’nın sanayi hayatında girişimci bir isim olduğunu dile getirdi.
“Ali Özdemir ufku geniş bir müteşebbistir. İlk elektrikli kaynağı Konya’ya o getirir. Eski Sanayi Sitesinin temelini de o atar” diyen Güçlü, Ahmet Özdemir’in köyde başladığı ilkokul eğitimini İsmetpaşa’da tamamladığını söyledi.
Okulda musikiyle ilgilenen öğretmenlerinden ve mahalledeki komşularından dersler alan Özdemir’in, görme engeli nedeniyle kadınların düğün ve kına gibi eğlencelerinde de müzik icra etmeye başladığı anlatıldı.
Üç kuşak Konyalının düğünlerinde sahne aldı
Dr. Mustafa Güçlü, Ahmet Özdemir’in sanat hayatı boyunca çok sayıda düğün ve eğlence programında sahne aldığını belirterek, Özdemir’in kendi anlatımına göre 365 binin üzerinde düğünde bulunduğunu söyledi.
Güçlü, “Bunu söylerken, ondan sonrasını saymadığını da söylerdi. Demek ki bu rakam dört yüz bine yaklaştı. Dolayısıyla üç kuşak Konyalı insanı evlendirmiş bir sanatçıdır” ifadelerini kullandı.
Ahmet Özdemir’in Mevlâna İhtifalleri’nin Turizm Derneği ve belediye tarafından gerçekleştirildiği dönemlerde de görev aldığını kaydeden Güçlü, 1989’dan sonra Konya Büyükşehir Belediyesinin başlattığı Altınbaşak Kültür ve Sanat etkinliklerinde de sanatçıya sahne verildiğini söyledi.
Güçlü, “Organizasyonun da sorumlusu olan Ahmet Köseoğlu, Ahmet Özdemir’e sahne verdi ve 1995 yılında da 41. Sanat Yılı dolayısıyla plaket verilmesini sağladı. Daha sonra Köseoğlu KON TV’de çalışmasını da teklif eder ama vefa gösterip SUN TV’den ayrılmaz. Biz de Aydınlar Ocağı olarak kendisi için programlar düzenledik, 60. Yıl Beratı verdik. 2012 yılında Konya Büyükşehir Belediyesinde Mücahit Sami Küçüktığlı ve Muhammed Ali Orak, Ahmet Özdemir’in 17 türküden oluşan bir CD’sini hazırladı” dedi.
Beş bin türkü biliyor, TRT’ye 124 türkü kazandırdığı belirtiliyordu
Ahmet Özdemir’in yaklaşık 5 bin türkü bildiğini ve TRT repertuvarına 124 türkü kazandırdığını ifade eden Güçlü, sanatçının gençlik döneminde Ankara’ya giderek dönemin önemli halk müziği isimlerinden Muzaffer Sarısözen ile tanıştığını anlattı.
Güçlü, “Babasından izinsiz olarak gittiği Ankara’da Muzaffer Sarısözen tarafından programa alınıp türkü söylemiş ve haftada bir gün radyoya gelmesi istenmiştir ama ulaşım imkânlarının kısıtlılığından ötürü devam edememiştir” dedi.
Ahmet Özdemir’in kendisiyle barışık bir kişiliğe sahip olduğunu ifade eden Güçlü, “İnsanların ‘Kör Ahmet’ demesine alışmıştı. Ama ‘Âşık Veysel de kör ama kimse ona Kör Veysel demiyor’ diye hayıflandığını da müşahede ettik” ifadelerini kullandı.
“Konya’nın nur topu gibi bir ayıbı doğdu”
Hayatının son döneminde böbrek yetmezliği nedeniyle sık sık hastanede tedavi gördüğü belirtilen Ahmet Özdemir, 6 Eylül 2016’da hayatını kaybetti.
Güçlü, uzun yıllar boyunca Konya’nın düğünlerinde, eğlencelerinde ve kültürel hayatında yer alan sanatçının cenazesinin ise beklenenden daha az katılımla gerçekleştiğini söyledi.
Gazeteci Recep Çınar’ın, Özdemir’in vefatının ardından kaleme aldığı yazıya da değinen Güçlü, “360 bin kişinin kılması gereken cenaze namazı 360 kişiyle kılındı. Ahmet abi öldü, Konya’nın nur topu gibi bir ayıbı doğdu” ifadeleriyle gösterilen ilgisizliğe dikkat çekildiğini aktardı.
Güçlü, konuşmasını, “Kültürümüze uzun yıllar hizmet etmiş olan Ahmet Özdemir’i, vefatının 10. yılında rahmetle anıyoruz” sözleriyle tamamladı.
Programın sonunda sanatçı Kemal Pekçağlar, Ahmet Özdemir’in sağlığında makaralı teybe kaydettiği ses kayıtlarından bir seçki sundu. Katılımcılar, Konya türkülerinin unutulmaz isimlerinden Âşık Ahmet Özdemir’in kendi sesinden türkülerini dinleyerek sanatçıyı bir kez daha yad etti.





