Sosyal medya, son yıllarda cilt bakım alışkanlıklarını önemli ölçüde değiştirdi. Geçmişte temizleyici, nemlendirici ve güneş koruyucu gibi temel ürünlerden oluşan bakım rutinleri yaygınken, bugün çok sayıda aktif içerik, serum, peeling ve farklı bakım yöntemi kullanıcıların karşısına çıkıyor.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Dilara Feray Özçelik, sosyal medyada popüler hale gelen her ürünün herkes için uygun olmadığını belirterek, cilt bakımında önceliğin “trend olan ürün” yerine kişinin kendi cilt ihtiyacını belirlemek olması gerektiğini ifade etti.
Popüler olması herkese uygun olduğu anlamına gelmiyor
Bir ürünün sosyal medyada çok sayıda kişi tarafından kullanılması ya da kısa sürede olumlu sonuçlarla paylaşılması, aynı etkinin her kullanıcıda görüleceği anlamına gelmiyor.
Uzmanlara göre cilt tipi, yaş, mevcut dermatolojik sorunlar ve kullanılan diğer ürünler bakım rutini belirlenirken birlikte değerlendirilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor.
Sosyal medyada görülen ürünlerin kişisel cilt özellikleri dikkate alınmadan kullanılması; kızarıklık, yanma, kuruluk, kaşıntı, lekelenme ve akne benzeri döküntülere neden olabiliyor.
Aktif içerikleri üst üste kullanmak cildi yorabilir
Salisilik asit, glikolik asit, retinoidler ve C vitamini gibi dermatolojide yaygın şekilde kullanılan aktif içerikler, doğru kişide ve uygun şekilde kullanıldığında fayda sağlayabiliyor.
Ancak farklı aktif maddelerin aynı anda, yüksek sıklıkta veya kontrolsüz biçimde uygulanması cildin toleransını aşabiliyor.
Özellikle “daha fazla aktif içerik, daha hızlı sonuç” düşüncesinin yanlış olduğuna dikkat çekiliyor. Çok sayıda ürünü üst üste kullanmak, beklenen faydayı artırmak yerine cilt bariyerinin zarar görmesine yol açabiliyor.
Cilt bariyeri zayıfladığında ise su kaybı artabiliyor ve dış etkenlere karşı koruyucu yapı zarar görebiliyor. Bunun sonucunda hassasiyet, yanma, kızarıklık ve kuruluk ortaya çıkabiliyor.
Daha fazla ürün kullanmak kısır döngü oluşturabiliyor
Cilt bariyeri bozulan kişilerde ortaya çıkan kızarıklık veya sivilce benzeri görüntüler yeni bir cilt problemi olarak değerlendirilebiliyor. Bu durumda yeni ürünler eklemek ise sorunun daha da büyümesine neden olabiliyor.
Uzmanlar bu nedenle herhangi bir ürünü kullanmaya başladıktan sonra gelişen belirgin yanma, kızarıklık veya hassasiyet durumunda rutinin gözden geçirilmesini öneriyor.
“Doğal” her zaman güvenli değil
Sosyal medyada sık karşılaşılan bir başka yanlış inanış ise evde hazırlanan doğal karışımların zararsız olduğu düşüncesi.
Limon suyu, karbonat, sirke, uçucu yağlar ve çeşitli bitkisel karışımların doğrudan cilde uygulanmasının tahriş veya alerjik reaksiyon oluşturabileceği belirtiliyor.
Özellikle asidik maddelerin güneşle temasının ardından ciltte lekelenme ve ciddi reaksiyonlar gelişebileceğine dikkat çekiliyor.
Bu nedenle bir ürünün “doğal” olarak tanımlanmasının tek başına güvenli olduğu anlamına gelmediği vurgulanıyor.
Basit bir bakım rutini çoğu kişi için yeterli olabilir
Uzmanlara göre iyi bir cilt bakım rutininin çok sayıda üründen oluşması gerekmiyor.
Temel bakımda genel olarak;
- nazik bir temizleyici,
- cilt tipine uygun nemlendirici,
- düzenli güneş koruması
yeterli bir başlangıç oluşturabiliyor.
Aktif içeriklerin ise kişinin cilt yapısına ve varsa dermatolojik problemine göre seçilmesi gerekiyor.
Örneğin akne eğilimli bir cildin ihtiyaçlarıyla hassas veya rozasealı bir cildin ihtiyaçları aynı olmayabiliyor. Benzer şekilde leke problemi yaşayan bir kişinin yoğun peeling ürünlerini kontrolsüz kullanması, lekelerin azalması yerine daha belirgin hale gelmesine neden olabiliyor.
Uzmanlar, sosyal medyadaki kısa sürede sonuç vadeden bakım rutinlerinin doğrudan uygulanması yerine kişiye özel, sade ve sürdürülebilir bir cilt bakım düzeninin tercih edilmesini öneriyor.




