Obezite, yalnızca fazla kalori alımıyla açıklanabilecek bir kilo problemi değil; genetik, metabolik, hormonal, psikolojik ve çevresel faktörlerin birlikte rol oynayabildiği kronik bir hastalık olarak değerlendiriliyor.
Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Rafail Ibayev, özellikle sosyal medyada yaygınlaşan şok diyetler, bilimsel temeli bulunmayan yöntemler ve son dönemde popüler hale gelen zayıflama iğnelerinin her hasta için tek ve kalıcı çözüm olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Ibayev, “Tedavide önemli olan popüler olan yöntemi seçmek değil, hastanın ihtiyaç duyduğu doğru tedaviyi zamanında belirlemek” değerlendirmesinde bulundu.
Önce obezitenin altında yatan neden araştırılmalı
Tedavi planlanırken yalnızca kişinin kilosuna veya vücut kitle indeksine bakılmaması gerektiğini belirten Ibayev; insülin direnci, tiroid fonksiyonları, yeme davranışı ve diğer metabolik sorunların da değerlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti.
Eksik değerlendirmelerin hastaların uzun süre sonuç alamayan diyet ve kilo verme girişimleri içinde kalmasına yol açabileceğini söyleyen Ibayev, endokrinolojik değerlendirme, kan tetkikleri ve gerekli durumlarda psikolojik değerlendirmelerin tedavi planının önemli parçaları olduğunu kaydetti.
Sürekli kilo verip geri almak uyarı işareti olabilir
Tekrarlayan şekilde kilo verip yeniden alma olarak bilinen “yo-yo” döngüsünün özellikle ileri derecede obezitesi bulunan kişilerde dikkate alınması gerektiği belirtiliyor.
Ibayev, VKİ 35 ve üzerinde olup tip 2 diyabet, hipertansiyon veya uyku apnesi gibi ek hastalıkları bulunan kişilerin tedavi seçenekleri açısından kapsamlı biçimde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Ailesinde erken yaşta kalp krizi öyküsü bulunan, kontrolü zor diyabeti, karaciğer yağlanması veya obeziteye bağlı ciddi eklem sorunları olan kişilerde de metabolik risklerin daha yakından takip edilmesi gerektiğine dikkat çekildi.
VKİ 40’ın üzerindeyse seçenekler yeniden değerlendirilmeli
Diyet ve egzersizin sağlıklı yaşamın temel unsurları olduğunu vurgulayan Ibayev, ancak morbid obezite olarak değerlendirilen ileri vakalarda, uzman gözetiminde yürütülen tekrarlayan kilo verme programlarından sonuç alınamaması halinde farklı tedavi seçeneklerinin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Cerrahi seçeneğin değerlendirilmesi gerektiğinde de her hastaya aynı ameliyatın uygulanmasının doğru olmadığını söyleyen Ibayev, tüp mide ve gastrik bypass gibi yöntemler arasındaki kararın hastanın;
- Tıbbi geçmişi,
- Obezite derecesi,
- Yeme alışkanlıkları,
- Metabolik durumu,
- Eşlik eden hastalıkları
birlikte değerlendirilerek verilmesi gerektiğini belirtti.
“Cerrahi de tek başına çözüm değil”
Obezite cerrahisinin tek başına kalıcı başarı garantisi anlamına gelmediğine dikkat çeken Ibayev, ameliyat sonrasında beslenme düzeni, fiziksel aktivite ve düzenli takip sürecinin devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Ameliyatın ardından yeniden kilo alımı yaşanması durumunda mide anatomisinin, beslenme alışkanlıklarının, vitamin-mineral değerlerinin ve psikolojik uyumun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Ibayev, gerektiğinde diyetisyen ve psikolog desteğiyle yeni bir tedavi planı oluşturulabileceğini söyledi.
Uzmanlar, obezite tedavisinde “herkese aynı yöntem” yaklaşımı yerine kişiye özel ve multidisipliner değerlendirmeyi, özellikle ileri obezite ve eşlik eden hastalıkların bulunduğu durumlarda ise tedavinin gereksiz yere ertelenmemesini öneriyor.




