Erkeklerde yaşla birlikte görülme sıklığı artan prostat hastalıkları, benzer belirtiler nedeniyle zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor.
Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Turhan Çaşkurlu, özellikle ileri yaşlarda ortaya çıkan idrar yakınmalarının yalnızca “yaşlanmanın doğal sonucu” olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çekti.
Prostat büyümesi ile prostat kanseri aynı değil
Prostat, mesanenin hemen altında bulunan ve idrar kanalını çevreleyen bir bez. Yaş ilerledikçe prostat dokusunun büyümesi, iyi huylu prostat büyümesine yol açabiliyor.
Bu durumda;
- sık idrara çıkma,
- gece idrara kalkma,
- idrar akımında zayıflama,
- idrar yaparken zorlanma,
- mesanenin tam boşalmadığı hissi
gibi yakınmalar görülebiliyor.
Prostat kanserinde ise en önemli noktalardan biri, hastalığın erken evrede herhangi bir belirti vermeyebilmesi.
PSA yüksekliği tek başına kanser demek değil
Prostat hastalıklarının değerlendirilmesinde kullanılan PSA testinin yüksek çıkması tek başına prostat kanseri tanısı anlamına gelmiyor.
İyi huylu prostat büyümesi veya prostat enfeksiyonları da PSA değerini yükseltebiliyor.
Bu nedenle değerlendirmede PSA düzeyinin yanı sıra kişinin yaşı, aile öyküsü, risk faktörleri, muayene bulguları ve gerektiğinde görüntüleme ile biyopsi sonuçları birlikte ele alınıyor.
Bu belirtiler önemsenmeli
İdrarda veya menide kan görülmesi, idrar yapmakta zorlanma, idrar akımının belirgin şekilde zayıflaması, gece sık idrara çıkma ve ani idrar ihtiyacı gibi yakınmaların değerlendirilmesi gerekiyor.
İleri evre hastalıkta açıklanamayan kemik ağrıları, kilo kaybı ve sürekli yorgunluk gibi belirtiler de görülebiliyor.
Ancak uzmanlar, şikayet bulunmamasının prostat kanseri riskini tamamen ortadan kaldırmadığını vurguluyor.
Aile öyküsü olanlarda kontroller daha erken gündeme gelebilir
Prof. Dr. Çaşkurlu, ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunmayan erkeklerde 50 yaşından itibaren risk değerlendirmesinin gündeme gelebileceğini belirtiyor.
Birinci derece yakınında erken yaşta prostat kanseri bulunanlarda daha erken yaşlarda değerlendirme yapılabileceğini ifade eden Çaşkurlu, kontrol zamanı ve sıklığının kişisel risklere göre hekim tarafından belirlenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Risk yaşla birlikte artıyor
Prostat kanserinde en önemli risk faktörlerinden biri yaş. Görülme sıklığı özellikle 65 yaş sonrasında artıyor.
Ailede prostat kanseri öyküsü ve bazı genetik yatkınlıklar da riski yükseltebiliyor.
Sağlıklı vücut ağırlığının korunması, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme ve sigaradan uzak durma da genel sağlık açısından önem taşıyor.
Tanı ve tedavide yeni yöntemler
Prostat kanseri tanısında multiparametrik MR gibi görüntüleme yöntemleri şüpheli alanların belirlenmesine yardımcı olabiliyor. Gerekli durumlarda hedefe yönelik biyopsilerle tanı süreci destekleniyor.
Tedavi planı ise hastalığın evresine ve kişinin özelliklerine göre değişiyor. Uygun hastalarda cerrahi yöntemlerden radyoterapiye, hormonal ve diğer sistemik tedavilere kadar farklı seçenekler değerlendirilebiliyor.
Uzmanlar, özellikle ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan prostat şikayetlerinin görmezden gelinmemesi ve kişisel risklere uygun kontrollerin ertelenmemesi gerektiğini vurguluyor.




