Baş-boyun kanserleri; ağız, boğaz ve gırtlak başta olmak üzere farklı bölgelerde gelişebiliyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 900-950 bin kişide baş-boyun kanseri görüldüğü belirtiliyor.
KBB Uzmanı Prof. Dr. Emre Üstündağ, hastalığın gelişiminde özellikle tütün kullanımı, HPV enfeksiyonu ve ağız hijyeninin öne çıktığını ifade etti.
Sigara kullanımı riski artırıyor
Sigara, pipo, puro ve dumansız tütün ürünlerinin özellikle ağız boşluğu, gırtlak ve yutak kanserleriyle güçlü şekilde ilişkili olduğunu belirten Üstündağ, kullanılan tütün miktarı ve süresi arttıkça riskin de yükseldiğini söyledi.
Sigaranın bırakılmasıyla bu riskin zaman içinde azalabildiğine dikkat çekildi.
HPV’nin özellikle HPV-16 tipinin, bademcik ve dil kökü bölgesini kapsayan orofarenks kanserleriyle ilişkili olduğu belirtiliyor.
Ağız ve diş bakımını ihmal etmeyin
Kötü ağız hijyeni, kronik tahriş ve bakımsız dişlerin bazı ağız kanserleriyle ilişkilendirildiğini belirten Üstündağ, düzenli diş hekimi kontrollerinin önemine dikkat çekti.
İyi ağız bakımı, uygun protez kullanımı ve ağız içinde uzun süreli tahrişe neden olabilecek sorunların giderilmesi korunmaya yönelik önlemler arasında bulunuyor.
Bu belirtiler 2-3 haftadan uzun sürerse dikkat
Baş-boyun kanserlerinde görülebilecek belirtiler arasında şunlar yer alıyor:
- Ağız içinde iyileşmeyen yara
- Beyaz veya kırmızı plaklar
- Dil veya ağız tabanında sertlik ve kitle
- Yutma güçlüğü ve ağrılı yutkunma
- Uzun süren ses kısıklığı
- Boyunda büyüyen ve geçmeyen kitle
- Tek taraflı burun tıkanıklığı
- Tekrarlayan burun kanaması
- Yüzde uyuşma veya şişlik
- Nedeni açıklanamayan tek taraflı kulak ağrısı
Prof. Dr. Üstündağ, bu belirtilerin iki-üç haftadan uzun sürmesi halinde KBB uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.
Erken tanı tedavi planını etkiliyor
Baş-boyun kanserlerinin tanısında bilgisayarlı tomografi, MR, PET-BT ve ultrasonografi gibi görüntüleme yöntemlerinden yararlanılabiliyor.
Kesin tanı için ise şüpheli dokudan biyopsi alınması gerekiyor. Tümörün bulunduğu bölgeye göre endoskopik biyopsi, ince iğne aspirasyonu veya daha geniş doku örneği sağlayan yöntemler kullanılabiliyor.
Görüntüleme ve patoloji alanında gelişen yapay zekâ uygulamalarının da gelecekte tümörlerin özelliklerinin ve saldırganlık potansiyelinin daha ayrıntılı değerlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.




