Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ukrayna konusundaki Gönüllüler Koalisyonu Çevrimiçi Liderler Zirvesi’ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı temsilen katıldı.
Yılmaz, zirvenin ardından yaptığı açıklamada, Ukrayna’nın bağımsızlığının 35’inci yıl dönümünde gerçekleştirilen toplantıda savaşın sona erdirilmesi ve adil, kalıcı bir barışın sağlanmasına yönelik diplomatik girişimlerin ele alındığını bildirdi.
Türkiye’nin Ukrayna’nın egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, çatışmaların daha fazla can kaybı ve yıkıma yol açmadan müzakere masasında sona erdirilmesi gerektiğini ifade etti.
Karadeniz’deki saldırılara dikkat çekti
Yılmaz, özellikle son dönemde Karadeniz’de artan saldırıların yalnızca bölge ülkelerini değil, uluslararası ticaret ve gıda arz güvenliğini de ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkati çekti.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Savaşın daha fazla can kaybına ve yıkıma yol açmadan müzakere yoluyla sona erdirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Özellikle son dönemde Karadeniz’de artan saldırılar, can ve mal güvenliğinin yanı sıra seyrüsefer emniyeti ve küresel gıda güvenliği açısından da ciddi riskler oluşturuyor. Karadeniz Tahıl Girişimi’nden edindiğimiz tecrübeyle güvenli seyrüseferin yeniden tesisi için çalışıyoruz.”
“Diplomasiyi önceleyen aktif çabalarımız sürecek”
Türkiye’nin daha önce Karadeniz Tahıl Girişimi kapsamında üstlendiği diplomatik role işaret eden Yılmaz, Karadeniz’de güvenli deniz ulaşımının yeniden sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini belirtti.
Türkiye’nin Ukrayna’nın stratejik ortağı ve Gönüllüler Koalisyonu’nun bir üyesi olduğunu hatırlatan Yılmaz, barış çabalarının sürdürüleceğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Ukrayna’nın stratejik ortağı ve Gönüllüler Koalisyonu’nun bir üyesi olarak, ateşkes ve kalıcı barış için diplomasiyi önceleyen aktif çabalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz.”
Yılmaz’ın açıklaması, Türkiye’nin Rusya-Ukrayna savaşında ateşkes, müzakere ve kalıcı barış eksenli diplomatik yaklaşımını sürdürme iradesini bir kez daha ortaya koydu.




