Akne, yalnızca ergenlik döneminde görülen geçici bir cilt problemi olarak değerlendirilmiyor. Kıl folikülleri ile yağ bezlerini etkileyen kronik bir deri hastalığı olan akne, yetişkinlik döneminde de sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alıyor.
Acıbadem Ataşehir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşenur Şam Sarı, aknenin oluşumunda hormonal değişiklikler ve genetik yatkınlığın yanı sıra cilt bakımında yapılan hataların, beslenme alışkanlıklarının, stresin, kullanılan bazı ilaçların ve günlük davranışların etkili olabileceğini söyledi.
Akne oluşumunda sebum üretiminin artması, gözeneklerin tıkanması, Cutibacterium acnes bakterisinin çoğalması ve iltihap gelişmesinin rol oynadığını belirten Sarı, aknenin yalnızca yüzde değil sırt, göğüs, omuz ve boyun bölgelerinde de görülebileceğini ifade etti.
Güneş ve terleme akneyi artırabilir
Yaz aylarında yükselen sıcaklık, artan terleme ve yoğun güneş maruziyeti, akneye eğilimli kişilerde şikâyetlerin artmasına neden olabiliyor.
Cildin aşırı temizlenmesinin veya kurutulmaya çalışılmasının doğru bir yöntem olmadığını belirten Sarı, cilt tipine uygun, nazik ve düzenli bir bakım rutininin oluşturulması gerektiğini söyledi.
Komedojenik olmayan ürünlerin tercih edilmesinin önemine dikkat çeken Sarı, akneyi tetikleyen günlük alışkanlıklardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Yüzünüzü sık yıkamayın
Yüzü gün içinde defalarca yıkamak veya alkol içeren sert temizleyiciler kullanmak, cildin doğal koruyucu bariyerini zayıflatabiliyor.
Cilt kurudukça kendisini korumak için daha fazla yağ üretmeye başlayabiliyor. Artan sebum üretimi ise gözeneklerin tıkanmasını ve aknenin şiddetlenmesini kolaylaştırabiliyor.
Yüzün sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez nazik bir temizleyiciyle yıkanması, cildi tahriş eden kese, sert fırça ve yüksek alkol içeren ürünlerden kaçınılması öneriliyor.
Sivilceleri sıkmak iz bırakabilir
Sivilcelerin sıkılması, iltihabın cildin daha derin tabakalarına yayılmasına neden olabiliyor.
Bu davranışın hem iyileşme süresini uzattığını hem de kalıcı leke ve akne izi riskini artırdığını belirten Sarı, ellerdeki bakterilerin de enfeksiyon gelişme ihtimalini yükseltebileceğini söyledi.
Sivilcelerin sıkılmaması, gerektiğinde noktasal akne ürünlerinin kullanılması ve büyük, ağrılı sivilceler için dermatoloji uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor.
Makyajı ciltte uzun süre bırakmayın
Yoğun fondötenler, yağ bazlı kozmetik ürünler ve bazı güneş koruyucular gözeneklerin tıkanmasına yol açabiliyor.
Makyajın uzun süre ciltte kalması bakterilerin çoğalmasını kolaylaştırırken akne oluşumunu da artırabiliyor. Bu nedenle “non-komedojenik” veya “akneye eğilimli ciltlere uygun” ibaresi bulunan ürünlerin kullanılması öneriliyor.
Gün sonunda makyajın mutlaka temizlenmesi ve makyaj fırçalarının düzenli olarak yıkanması gerektiği belirtiliyor.
Güneş koruyucusuz dışarı çıkmayın
Güneş ışınları ilk aşamada sivilceleri kurutuyor gibi görünse de uzun vadede cildin kalınlaşmasına, gözeneklerin tıkanmasına ve akne lekelerinin koyulaşmasına yol açabiliyor.
Akneye eğilimli kişilerin SPF 30-50 aralığında, tercihen jel veya akışkan formdaki güneş koruyucuları tercih etmesi gerekiyor. Güneş koruyucunun iki veya üç saatte bir yenilenmesi öneriliyor.
Telefon ekranınızı düzenli temizleyin
Telefon ekranlarında gün boyunca yağ, makyaj kalıntısı, bakteri ve çevresel kirleticiler birikebiliyor.
Telefonun uzun süre yanakla temas etmesi özellikle çene ve yanak bölgesinde akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor.
Ekranın düzenli olarak temizlenmesi, uzun telefon görüşmelerinde kulaklık veya hoparlör kullanılması ve telefonun terli ciltle uzun süre temas ettirilmemesi gerekiyor.
Terledikten sonra duş alın
Terlemenin tek başına akneye neden olmadığını belirten Sarı, terin yağ ve çevresel kirlerle birleştiğinde gözenekleri tıkayabileceğini söyledi.
Özellikle spor sonrasında ciltte uzun süre kalan ter, sırt, omuz ve göğüs bölgesindeki akneleri artırabiliyor.
Egzersizden sonra mümkün olan en kısa sürede duş alınması, terli kıyafetlerle beklenmemesi ve nefes alabilen kumaşların tercih edilmesi öneriliyor.
Yastık kılıfı ve havlularınızı sık değiştirin
Yastık kılıflarında zamanla yağ, ölü deri hücreleri, saç bakım ürünleri ve mikroorganizmalar birikiyor.
Uzun süre aynı yastık kılıfının kullanılması, yüzün temas ettiği bölgelerde akne oluşumunu kolaylaştırabiliyor. Yastık kılıflarının haftada en az bir veya iki kez değiştirilmesi, yüz havlularının sık yıkanması ve ortak havlu kullanılmaması tavsiye ediliyor.
Saç bakım ürünlerini yüzünüzden uzak tutun
Saç yağları, şekillendiriciler ve diğer saç bakım ürünleri alın ve şakak bölgesindeki gözenekleri tıkayabiliyor.
Yaz aylarında terleme nedeniyle bu ürünlerin yüz bölgesine geçişinin kolaylaştığını belirten Sarı, yağlı saç ürünlerinin ciltten uzak tutulması ve uygulama sonrasında yüzün temizlenmesi gerektiğini söyledi.
Şekerli ve işlenmiş gıdaları sınırlandırın
Akne ile beslenme arasında yakın ilişki bulunduğuna dikkat çeken Sarı, şekerli içecekler, beyaz unlu gıdalar ve ultra işlenmiş besinlerin insülin ile IGF-1 seviyelerini artırabileceğini belirtti.
Bu durum yağ bezlerinin daha fazla çalışmasına ve aknenin şiddetlenmesine neden olabiliyor.
Tam tahıllar, sebzeler ve lif açısından zengin gıdaların tercih edilmesi, şekerli içecekler ile işlenmiş ürünlerin sınırlandırılması öneriliyor.
Stres ve uykusuzluk akneyi alevlendirebilir
Yoğun stres ve yetersiz uyku sırasında kortizol başta olmak üzere bazı hormonların düzeyi değişebiliyor.
Bu hormonal değişiklikler yağ üretimini artırırken mevcut aknelerin alevlenmesine ve cildin onarım sürecinin yavaşlamasına neden olabiliyor.
Düzenli uyku alışkanlığı kazanılması, stres yönetimi için yürüyüş, egzersiz ve nefes çalışmalarından yararlanılması tavsiye ediliyor.
“Akne tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır”
Aknenin yalnızca estetik veya fiziksel bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. Ayşenur Şam Sarı, hastalığın kronik yapısı nedeniyle uygun tedavi ve günlük önlemlerin birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi.
Sarı, cilt tipine uygun bakım yapılmasına rağmen geçmeyen, ağrılı, iltihaplı veya iz bırakma riski bulunan aknelerde dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini belirtti.




