Günümüzde “her zaman mutlu olma” baskısı artarken, öfke çoğu zaman yanlış anlaşılan ve bastırılması gereken bir duygu olarak görülüyor. Ancak uzmanlara göre öfke, insanın çevresine uyum sağlamasında, engelleri aşmasında ve harekete geçmesinde önemli bir işlev üstleniyor.
Acıbadem Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, öfkenin bilimsel açıdan mutluluk, üzüntü, korku, iğrenme ve şaşkınlıkla birlikte temel duygulardan biri kabul edildiğini belirterek, popüler kültürde öfkenin çoğu zaman haksız biçimde zararlı bir duygu gibi gösterildiğini söyledi.
Prof. Dr. Kurt, “Öfke bir duygudur, saldırganlık ise bu duygunun kontrol edilmeden açığa çıkmış bir davranış formudur” dedi.
“Sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği”
Araştırmaların toplumdaki yaygın kanaatin aksine dünyanın giderek daha öfkeli hale gelmediğini ortaya koyduğunu belirten Kurt, asıl yükselen duyguların kaygı ve üzüntü olduğunu ifade etti.
113 ülkede 1,5 milyondan fazla kişiyle yapılan analizlere dikkat çeken Kurt, son yıllarda duygusal sıkıntının arttığını ancak öfke seviyelerinde anlamlı bir değişim görülmediğini söyledi. Kurt, “Asıl sorun öfkenin varlığı değil, nasıl ifade edildiği” değerlendirmesinde bulundu.
Öfke motive edici bir güç de olabiliyor
Prof. Dr. Murat Kurt, öfkenin her zaman yıkıcı bir duygu olmadığını, doğru yönetildiğinde motive edici bir güç haline gelebildiğini belirtti. Özellikle zorlayıcı görevler karşısında öfkenin bireyi eyleme hazırlayan bir duygu olduğunu ifade eden Kurt, bunun bazen performansı da artırabildiğini söyledi.
Ancak bu noktada kontrolün kaybedilmesinin etik sınırların aşılmasına ya da yıkıcı davranışlara yol açabileceğini vurguladı.
Beyinde öfke nasıl kontrol ediliyor?
Kurt’a göre beyinde öfke anında otomatik ve kontrolsüz bir patlama yaşanmıyor. Tehdit veya engel algılandığında amigdala duygusal tepkiyi harekete geçirirken, aynı anda ventromedial prefrontal korteks bu tepkiyi denetlemeye çalışıyor.
Alkol ve madde kullanımının bu dengeyi bozduğunu belirten Kurt, bu tür maddelerin kontrol mekanizmasını zayıflatarak amigdalanın tek başına hareket etmesine neden olabileceğini söyledi.
Uykusuzluk, stres ve dışlanma öfkeyi artırabiliyor
Öfkenin genellikle bir hedefin engellenmesi, beklenen sonucun alınamaması, haksızlığa uğrama, tehdit edilme ya da başkalarının planları bozması sonucu ortaya çıktığını belirten Kurt, uykusuzluk, sosyal dışlanma ve stresin de önemli tetikleyiciler arasında yer aldığını söyledi.
Öfkenin oldukça öznel bir duygu olduğunu vurgulayan Kurt, kişinin olayları nasıl algıladığı ve nasıl yorumladığının bu duygu üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti.
“Öfkenin en yıkıcı formu saldırganlıktır”
Öfkenin kendisinin kötü olmadığını, önemli olanın bu duygunun dışa nasıl yansıtıldığı olduğunu söyleyen Kurt, bireyin öfkesini sağlıklı biçimde ifade edememesi halinde bunun saldırganlığa dönüşebileceğini belirtti.
Saldırganlığın sadece başkasına bağırmak ya da fiziksel zarar vermekle sınırlı olmadığını, bireyin kendisine yönelen zarar verici davranışları da kapsayabildiğini ifade eden Kurt, kronik biçimde bastırılan öfkenin psikosomatik hastalıklara ve depresyona da yol açabileceğini söyledi.
Öfke kontrolü öğrenilebilen bir beceri
Prof. Dr. Murat Kurt, öfke yönetiminin öğrenilebilir ve geliştirilebilir bir beceri olduğunu belirterek ilk adımın kişinin kendi öfkesini fark etmesi olduğunu söyledi.
“Şu an öfkeliyim” diyebilmenin önemli olduğunu ifade eden Kurt, daha sonra öfkeye eşlik eden düşüncelerin sorgulanması, tetikleyicilerin tanınması ve dürtüsel tepkinin ertelenmesi gerektiğini anlattı.
Birkaç saniyelik gecikmenin bile öfkenin sağlıklı yönetimi açısından önemli bir zaman kazandırabileceğini belirten Kurt, bu sürede olası sonuçların düşünülmesi ve alternatif davranışların geliştirilmesinin yararlı olacağını söyledi.
Psikolojik destek çağrısı
Öfke kontrolünde zorlanan bireylerin profesyonel destek almaktan çekinmemesi gerektiğini vurgulayan Kurt, psikolojik destekle saldırganlığa yol açabilecek hatalı düşünce kalıplarının ve yıkıcı davranışların kontrol altına alınabileceğini söyledi.
Prof. Dr. Murat Kurt, öfkenin güçlü ama yönetilmesi zor bir duygu olduğunu belirterek, sağlıklı ifade edilen öfkenin hem bireyin hem de toplumun gelişimi için itici bir güç haline gelebileceğini kaydetti.




