Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Uzmanlardan amalgam dolgu uyarısı: Gereksiz değişim daha fazla risk doğurabilir

Diş dolgularında uzun yıllardır kullanılan amalgam materyaline ilişkin tartışmalar sürerken, uzmanlar işlevini sürdüren dolguların yalnızca cıva endişesiyle değiştirilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığını belirtiyor. Güncel değerlendirmelerde, dolgu değişimi kararının korkuya değil klinik gerekliliğe dayanması gerektiği vurgulanıyor.

Diş dolgularında uzun yıllardır kullanılan amalgam materyaline ilişkin tartışmalar sürerken,

Diş çürüğü nedeniyle zarar gören dokunun onarılmasında kullanılan dolgular, hem çiğneme fonksiyonunun korunması hem de yeni çürük oluşumunun önlenmesi açısından önem taşıyor. Bu amaçla yıllardır tercih edilen restoratif materyallerden biri olan amalgam dolgu; cıva, gümüş, kalay ve bakır gibi metallerin belirli oranlarda karıştırılmasıyla elde edilen, gümüş renkli bir dolgu türü olarak biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü de dental amalgamın cıva içerdiğini ve bu nedenle hem sağlık hem çevre boyutuyla uzun süredir tartışma konusu olduğunu belirtiyor.

Bilimsel değerlendirmelerde, amalgam dolgulardaki düşük düzeyli maruziyetin genel nüfusta sistemik bir sağlık sorununa yol açtığını kesin biçimde ortaya koyan yeterli kanıt bulunmadığı; buna karşılık dolgunun yerleştirilmesi ve sökülmesi sırasında cıva maruziyetinin oluşabileceği ifade ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü, özellikle yerleştirme ve çıkarma işlemleri sırasında uygun güvenlik önlemlerinin önemine dikkat çekiyor.

Uzmanlara göre bu nedenle sağlam ve işlevini sürdüren bir amalgam dolgunun sırf endişe nedeniyle sökülmesi önerilmiyor. Doç. Dr. Zeynep Buket Kaynar da gereksiz dolgu sökümünün bazı riskler taşıdığına işaret ederek, işlem sırasında geçici olarak daha fazla cıva buharına maruz kalınabileceğini ve sağlıklı diş dokusunun gereksiz yere kaybedilebileceğini belirtiyor. Bu nedenle dolgu değişimi kararının hekim muayenesi ve klinik gereklilik çerçevesinde verilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Amalgam dolguların her birey için ömür boyu sorunsuz kalacağı anlamına gelmediğini belirten uzmanlar, tüm dolgu türlerinde olduğu gibi zamanla aşınma, kenar sızıntısı ya da dolgu altında yeniden çürük gelişebileceğine dikkat çekiyor. Bu gibi durumlarda dolgunun değiştirilmesi, diş hekiminin klinik değerlendirmesi doğrultusunda gündeme geliyor. Dolgu değişiminin gerekip gerekmediği; kişinin ağız ve diş sağlığı durumu, mevcut dolgunun işlevi ve bireysel riskler dikkate alınarak belirleniyor.

Öte yandan uluslararası düzenlemelerde amalgama ilişkin yaklaşım daha çok ihtiyat ve çevresel etkiler üzerinden şekilleniyor. Avrupa Birliği’nde dental amalgamın kullanımı 1 Ocak 2025 itibarıyla genel olarak yasaklanırken, yalnızca hastanın özel tıbbi ihtiyaçları söz konusuysa istisna tanınabiliyor. Daha önce de çocuklar ile hamile ve emziren kadınlarda kullanım sınırlanmıştı. Bu yaklaşım, yalnızca bireysel sağlık tartışmalarından değil, cıvanın çevresel yükünden de kaynaklanıyor.

Dünya Sağlık Örgütü de son yıllarda cıva içermeyen, daha çevre dostu ve daha az girişimsel ağız-diş sağlığı uygulamalarına geçiş çağrısını güçlendiriyor. Kurum, dental amalgamın tarihsel olarak yaygın kullanıldığını ancak cıva içeriği nedeniyle hem insan sağlığı hem çevre açısından riskler barındırdığını belirterek cıvasız alternatiflerin yaygınlaştırılmasını destekliyor.

Uzmanların ortak mesajı ise net: Dişteki mevcut amalgam dolgu sağlam ve işlevsel durumdaysa, yalnızca kaygı nedeniyle değiştirilmesi yerine düzenli diş hekimi kontrolüyle izlenmesi daha doğru bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Değişim gerekip gerekmediğine ise sosyal medya tartışmaları ya da genel korkular değil, klinik bulgular ve hekim değerlendirmesi karar veriyor.