Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Karaciğeri sessizce tüketen 6 tehlike: Obezite, hepatit ve bilinçsiz ilaç kullanımı ilk sırada

Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk 10’da yer alan karaciğer hastalıkları, çoğu zaman uzun yıllar belirti vermeden ilerliyor. Uzmanlar, obezite, hepatit B, aşırı alkol tüketimi, bilinçsiz ilaç ve bitkisel ürün kullanımı, genetik etkenler ile otoimmün hastalıkların karaciğerde sessiz ama ağır hasara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Dünya genelinde ölüm nedenleri arasında ilk 10’da yer alan karaciğer

Karaciğer hastalıkları, dünya genelinde en sık görülen sağlık sorunları arasındaki yerini koruyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre siroz ve kronik karaciğer hastalıkları her yıl yaklaşık 2 milyon kişinin ölümüne neden olurken, küresel ölüm sebepleri arasında ilk 10’da bulunuyor.

Vücudun adeta bir kimya laboratuvarı gibi çalışan karaciğer; yaşamsal öneme sahip maddelerin üretimi, besinlerin enerjiye dönüştürülmesi ve toksinlerin vücuttan temizlenmesi gibi kritik görevler üstleniyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerin sağlıklı çalışmasının yaşam kalitesi açısından belirleyici olduğunu belirterek, bazı etkenlerin bu organda hücre ölümüne neden olabildiğine dikkat çekti.

Prof. Dr. Hakan Yıldız, karaciğerde oluşan hasarın yıllarca belirti vermeden ilerleyebildiğini, bu sürecin zaman içinde iltihaplanma, fibrozis ve hatta karaciğer nakli gerektirebilen siroza kadar uzanabildiğini söyledi. Yıldız, karaciğer sağlığını korumada en önemli adımın sağlıklı kiloda kalmak olduğunu vurguladı.

Obezite en yaygın nedenlerden biri

Uzmanlara göre günümüzde en sık görülen karaciğer hastalıklarından biri karaciğer yağlanması. Özellikle obeziteye bağlı gelişen metabolik disfonksiyonla ilişkili yağlı karaciğer hastalığı, uzun vadede ciddi karaciğer hasarına neden olabiliyor.

Prof. Dr. Hakan Yıldız, obezite ve sağlıksız beslenme nedeniyle karaciğer yağlanmasının giderek arttığını belirterek, obezite hastası kişilerin yaklaşık yüzde 80’inde karaciğerde yağ birikimi görüldüğünü ifade etti. Sağlıklı beslenme, günde 30 dakika hafif tempolu yürüyüş, ideal kiloya ulaşma ve mevcut kilonun yüzde 8 ila 10’unun verilmesi, karaciğer yağlanmasının hafiflemesine katkı sağlıyor.

Hepatit B kronik hastalığa dönüşebiliyor

Karaciğerde hasara neden olan önemli etkenlerden biri de hepatit B. Dünya genelinde en sık görülen viral hepatit türü olarak öne çıkan hepatit B, çoğunlukla anneden bebeğe bulaşıyor ve kronik karaciğer hastalığına yol açabiliyor.

Uzun yıllar süren inflamasyonun, karaciğer hücrelerinin ölümüyle birlikte siroz ve karaciğer kanseri riskini artırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, hepatit B’ye karşı en etkili korunma yönteminin aşı olduğuna işaret ediyor.

Ağrı kesiciler ve bitkisel ürünler masum değil

Uzmanlar, günlük hayatta sık kullanılan bazı ağrı kesiciler ile “bitkisel” olduğu için zararsız sanılan ürünlerin de karaciğer için ciddi tehdit oluşturabileceği konusunda uyarıyor. Bilinçsiz kullanılan ilaçlar ve bitkisel takviyeler, karaciğerde ani iltihaplanmaya yol açarak toksik hepatite neden olabiliyor.

Bu tablonun halsizlik, sarılık ve ilerleyen dönemde karaciğer yetmezliğine kadar uzanabileceği belirtiliyor. Doktor önerisi olmadan ilaç ya da bitkisel ürün kullanılmaması gerektiği vurgulanıyor.

Aşırı alkol sessiz hasarı büyütüyor

Karaciğeri tehdit eden bir diğer önemli etken de aşırı alkol tüketimi. Alkol, karaciğerde parçalanırken ortaya çıkan toksik ara ürünlerle hücreleri yıpratıyor. Bu süreç zamanla yağlanma, iltihaplanma ve siroza kadar ilerleyebilen bir hasar zinciri oluşturuyor.

Uzmanlar, alkol tüketiminin güvenli sınırların altında tutulmasının, karaciğer sağlığını korumada önemli olduğunu belirtiyor.

Genetik ve otoimmün hastalıklar da risk oluşturuyor

Karaciğer hastalıklarının bir bölümü genetik nedenlerle ortaya çıkıyor. Genlerdeki bozukluklar nedeniyle karaciğer hücrelerinde görev yapan enzimler, taşıyıcı proteinler ve reseptörler normal işlevini yerine getiremeyebiliyor. Bu durum safra üretiminden mineral dengesine kadar birçok alanda bozulmaya yol açabiliyor.

Öte yandan otoimmün hepatit ve primer biliyer kolanjit gibi otoimmün karaciğer hastalıkları da genetik yatkınlığı olan kişilerde enfeksiyonlar, ilaçlar ve inflamasyonun tetiklenmesiyle gelişebiliyor. Uzmanlar, erken tanı konulduğunda hem genetik hem de otoimmün kökenli karaciğer hastalıklarının kontrol altına alınabildiğini belirtiyor.

Düzenli kontrol çağrısı

Uzmanlara göre karaciğer hastalıkları çoğu zaman sessiz ilerlediği için düzenli sağlık kontrolleri büyük önem taşıyor. Özellikle aile öyküsü bulunan, fazla kilolu olan, hepatit riski taşıyan ya da uzun süre ilaç kullanan kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerekiyor.

Prof. Dr. Hakan Yıldız, erken tanının hem hastalığın ilerlemesini durdurmak hem de ciddi komplikasyonları önlemek açısından kritik olduğuna dikkat çekti.