Bağışıklık sisteminin zayıflamasıyla görülme sıklığı artan zona (herpes zoster), yalnızca döküntüyle sınırlı kalmayan, uzun süren ağrı ve komplikasyon riskiyle yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürebilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Türkiye İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serhat Ünal, Zona Farkındalık Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, zonanın özellikle ileri yaş grubunda önemli bir halk sağlığı sorunu olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Ünal, toplumda 50 yaş üzerindeki bireylerin risk grubunda yer aldığını belirterek, zonanın suçiçeğine de neden olan varisella zoster virüsünün yıllar sonra bağışıklığın zayıflamasını “fırsat bilerek” yeniden aktifleşmesiyle ortaya çıktığını ifade etti. Hastalığın klinik olarak çoğunlukla vücudun bir tarafında, belirli bir sinir hattı boyunca yayılan, ağrılı ve içi sıvı dolu kabarcıklarla seyrettiğini kaydeden Ünal, bu tablonun günlük yaşamı zorlaştırabildiğini söyledi.
En sık ve en yıpratıcı komplikasyon: Uzayan sinir ağrısı
Uzmanların altını çizdiği en önemli başlıklardan biri, zonayı takiben gelişebilen ve aylar hatta yıllar sürebilen sinir ağrısı (postherpetik nevralji) riski. Prof. Dr. Ünal, zonanın göz çevresi sinirlerini etkileyebildiğini; cilt sorunları, nörolojik bulgular, işitme-dengenin etkilenmesi gibi sonuçlar doğurabildiğini, nadiren de yaygın enfeksiyona ilerleyebildiğini belirtti.
Kronik hastalıklar riski artırabiliyor
Ünal, yaşla birlikte bağışıklığın azalmasına ek olarak bazı kronik hastalıkların zonanın görülme sıklığını ve hastalık şiddetini artırabildiğini; bu nedenle risk gruplarının zonayı “basit bir deri döküntüsü” olarak görmeyip izlemelerini önerdi.
“Tedavide ilk 72 saat kritik” vurgusu
Zonanın tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu belirten Ünal, antiviral tedavinin mümkün olan en kısa sürede başlanmasının önemine işaret ederek, ilk döküntülerden sonra erken başvurunun hem belirti süresini kısaltma hem de komplikasyon riskini azaltma açısından kritik olabildiğini aktardı.
Yanlış bilinenler: “Zona bulaşıcı değildir”
Prof. Dr. Ünal, zonanın doğrudan “zona olarak” bulaşıcı olmadığını; ancak iyileşmemiş döküntülerden saçılan virüsün, suçiçeği geçirmemiş ya da aşılanmamış kişilerde suçiçeğine yol açabileceğini hatırlattı. Ayrıca zonanın yaşam boyu birden fazla kez görülebileceğini de vurguladı.




