Biberoğlu, yalnızca kan değerlerini yükseltmeye odaklanmanın yeterli olmadığını, asıl önemli noktanın kansızlığa neden olan altta yatan sebebin saptanıp tedavi edilmesi olduğunu ifade etti.
Belirtiler: Halsizlikten çarpıntıya uzanan tablo
Biberoğlu’nun aktardığına göre demir eksikliği anemisi; halsizlik, solukluk, baş dönmesi, çabuk yorulma, eforla nefes nefese kalma, çarpıntı (taşikardi) ve kramplar gibi şikâyetlerle kendini gösterebiliyor. Hastalığın ilerleme düzeyine bağlı olarak belirtilerin daha belirgin hale gelebildiği kaydedildi.
En sık neden kan kaybı
Demir eksikliği anemisinde en sık nedenin kan kaybı olduğunu belirten Biberoğlu, kadınlarda aşırı ve uzun süren adet kanamalarının önemli bir risk faktörü olduğuna dikkat çekti. Gebelikte bebeğin annenin demir depolarını kullandığını, sık gebelikler ve düşüklerin de demir eksikliği riskini artırabildiğini söyledi. Ayrıca uzun süre mide koruyucu kullanımının demir emilimini azaltabildiğini; bazı romatizma ilaçlarının sindirim sistemini tahriş ederek ülser, erozyon ve kanamaya yol açabileceğini, bunun da fark edilmeden kronik kan kaybı üzerinden demir eksikliğini derinleştirebileceğini ifade etti.
“Asıl sebep araştırılmadan tedavi eksik kalır”
Biberoğlu, tanının hemoglobin düzeyi ve ilgili kan parametreleri üzerinden konulduğunu, hemoglobinin dokulara oksijen taşınmasında temel rol oynadığını belirtti. Erişkinlerde demir eksikliği saptandığında yalnızca demir takviyesi vermenin yeterli olmayacağını vurgulayan Biberoğlu, özellikle:
-
Kadın hastalarda aşırı adet kanaması, miyom ve hormonal nedenlerin değerlendirilmesi,
-
Kadın hastalığı saptanmazsa veya hasta erkekse mide ve kalın bağırsak başta olmak üzere sindirim sisteminin araştırılması
gerektiğini kaydetti. Bu yaklaşımın, önemli hastalıkların erken yakalanması açısından da değer taşıdığını dile getirdi.
Tedavide kritik nokta: 6–9 ay sürdürmek
Tedavinin hekim gözetiminde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Biberoğlu, hastaların kan değerleri yükselince tedaviyi erken kesmesinin sık görülen bir hata olduğunu belirtti. Demir tedavisinde, emilimi azaltmamak için ilaçların çoğu zaman aç karnına kullanımının tercih edildiğini; kan değerlerinde birkaç hafta içinde toparlanma görülebileceğini, ancak asıl hedefin demir depolarını doldurmak olduğunu söyledi. Bu nedenle tedavinin çoğu hastada 6–9 ay sürdürülmesinin önemine dikkat çekti.
Not: Bu metin bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi süreci kişiye göre değişebileceğinden, belirtiler yaşayanların hekim değerlendirmesi alması gerekir.





