Prof. Dr. Ahmet Karacalar, bel hattını belirginleştirmeye yönelik estetik girişimlerde “kaburga çıkarma” yaklaşımının yerini, kemik çıkarımı yapılmadan alt kaburgaların şekillendirilmesine dayanan “kaburga koruyucu” tekniklerin almaya başladığını savundu. Karacalar, kendi internet sitesinde yer alan değerlendirmesinde, 11–12. kaburgalarda (yüzen kaburgalar) kemik çıkarımı olmaksızın yapılan şekillendirme ile bel çevresinde “ortalama 7–8 cm” daralma bildirildiğini belirtti.
Uluslararası literatürde ise “rib remodeling / kaburga yeniden şekillendirme” başlığı altında farklı alt teknikler tarif ediliyor. Aesthetic Surgery Journal Open Forum’da yayımlanan teknik yazılarda, 10–12. kaburgaların palpasyon ve/veya ultrason eşliğinde işaretlenerek girişim planlanabildiği aktarılıyor.
“Kaburgayı çıkarmıyoruz, açısını değiştiriyoruz” yaklaşımı ne vaat ediyor?
Karacalar’ın vurgusu, klasik vücut şekillendirme yöntemlerinin (liposuction, karın germe vb.) kemik yapının belirlediği bel genişliğinde her zaman istenen sonucu vermeyebildiği hasta grubuna odaklanıyor. Bu noktada önerilen “kaburga koruyucu” yaklaşımın; iyileşme süresini kısaltma ve travmayı azaltma iddiasıyla öne çıkarıldığı ifade ediliyor.
Benzer şekilde literatürde yayımlanan klinik serilerde, kaburgada kontrollü kırık/monokortikal müdahale gibi yöntemlerle bel çevresi ölçümlerinde anlamlı azalmalar rapor ediliyor. Örneğin 49 hastalık bir çalışmada, 6 ay sonunda yalnız “RibXcar” uygulanan grupta ortalama 8,70 cm, ek “kaburga dönüştürme” tekniğiyle kombine edilen grupta ise ortalama 17,04 cm azalma bildirildi.
Kanıt düzeyi ne söylüyor?
Bu alanın en kritik başlığı, kanıtların heterojenliği. PubMed’de yer alan bir sistematik derleme; teknik, hasta seçimi ve sonuçların çalışmadan çalışmaya değiştiğini, kaburga rezeksiyonunun (çıkarma) pnömotoraks ve kronik ağrı gibi risklerle ilişkilendirildiğini; buna karşılık “greenstick fracture / kontrollü kırık” ve “shaving / törpüleme” gibi yeniden şekillendirme tekniklerinde komplikasyonların daha az göründüğünü ancak verilerin sınırlı olduğunu vurguluyor.
Öte yandan 2025 tarihli bir derleme-meta-analiz (318 hasta) “kaburga çıkarmadan remodeling” yaklaşımında 3. ayda bel çevresinde ortalama −8,59 cm azalma ve yüksek memnuniyet oranı bildirdi; pnömotoraks/hemotoraks ve enfeksiyon oranları havuz analizde çok düşük raporlandı. Çalışmanın “çıkar çatışması” kısmında, ilgili tekniklerden birinin geliştiricisinin yazarlar arasında yer aldığı da açıkça belirtiliyor.
Risk başlığı: “Kaburga çıkarma” ile “şekillendirme” aynı şey değil
Kamuoyunda iki işlem sıkça aynı sepete konuyor:
-
Kaburga çıkarma (rezeksiyon): 11–12. kaburganın bir kısmının çıkarılması.
-
Kaburga şekillendirme (remodeling): kemik çıkarımından ziyade kaburga açısının/konumunun kontrollü biçimde değiştirilmesi veya kemik üzerinde sınırlı müdahale.
Riskler teknikten tekniğe değişse de, “kaburga çıkarma”ya dair önemli bir uyarı 2024’te yayımlanan küçük örneklemli (11+11) bir kesitsel çalışmadan geldi: 11–12. kaburga çıkarımı yapılan grupta akciğer fonksiyon testlerinde ve solunum kas gücünde istatistiksel olarak anlamlı olumsuz etkiler saptandığı, bu olası etkilerin hastalara açıkça anlatılması gerektiği belirtildi.
Ayrıca popüler tıp basınında da, kaburga şekillendirme eğilimine dair “uzun dönem güvenlik verisi ihtiyacı” ve hekimler arasında görüş ayrılıkları olduğuna dikkat çeken değerlendirmeler yer alıyor.
“Kişiye özel planlama” vurgusu
Karacalar, işlem öncesinde vücut oranları, bel–kalça dengesi ve kemik yapısının değerlendirildiğini; gerekli hallerde görüntüleme ile planlama yapıldığını belirtiyor. Girişimin tek başına ya da liposuction/karın germe gibi işlemlerle kombine edilebildiği de aktarılıyor




