Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Suriye’de tek otorite dönemi mi? SDG’nin devlet kurumlarına katılımını öngören anlaşma imzalandı

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet kurumlarına tam entegrasyonunu ve ülke genelinde ateşkes ilanını içeren kapsamlı bir anlaşmayı imzaladı. SANA tarafından yayımlanan metin, askeri, idari ve güvenlik alanlarında köklü değişiklikler öngörüyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) devlet kurumlarına

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, orduya tam entegrasyon ve kapsamlı ateşkes başlıklarını içeren 14 maddelik anlaşma imzalandı. Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, anlaşma sonrası yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeydoğusunda ateşkes ilan edildiğini duyurdu.

Şara, SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi ile planlanan bir görüşmeleri olduğunu ancak hava koşulları nedeniyle toplantının yarına ertelendiğini belirterek, “SDG ile ilgili tüm sorunlar giderilecektir. Devlet kurumları doğu ve kuzeydoğudaki üç vilayete girecek” ifadelerini kullandı.

Anadolu Ajansı’nda yer alan bilgilere göre, anlaşmanın ardından Suriye Savunma Bakanlığı da ateşkes ilan ettiğini ve SDG’ye yönelik operasyonların sonlandırıldığını duyurdu. Bakanlığın açıklamasında, “Tüm cephelerde ateşkes ve farklı çatışma bölgelerindeki çatışma faaliyetlerinin kapsamlı biçimde durdurulduğunu ilan ediyoruz” denildi.

Enerji sahaları ve sınır kapıları devlet kontrolüne geçecek

Metinde yer alan başlıklara göre, Suriye hükümeti bölgedeki tüm sınır geçiş noktalarıyla petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü devralacak. Ayrıca SDG’nin askeri ve güvenlik personelinin, Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına entegrasyonu hedefleniyor.

Suriye resmi haber ajansı SANA’nın aktardığı çerçevede ise anlaşma; hükümet güçleri ile SDG arasında tüm cepheler ve temas hatlarında derhal ve kapsamlı ateşkes, grupların Fırat’ın doğusuna çekilmesi, Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak Şam’a devri, ayrıca Haseke’deki sivil kurumların devlet kurumları ve idari yapıya entegrasyonu gibi başlıkları içeriyor.

ANKA’nın aktardığı madde: “Suriyeli olmayan PKK mensupları” vurgusu

ANKA’nın yer verdiği 14 madde arasında dikkat çeken bir hükümde ise, SDG’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışındaki tüm Suriyeli olmayan PKK liderleri ve üyelerinin sınır dışı edilmesini taahhüt ettiği ifadesi yer aldı.

“10 Mart Mutabakatı” hatırlatması

Öte yandan, Şara ve Abdi arasında imzalanan ve “10 Mart Mutabakatı” olarak bilinen 10 Mart 2025 tarihli sekiz maddelik anlaşmanın son tarihinin 31 Aralık olarak duyurulduğu da metinde hatırlatıldı.

Anlaşmada yer alan hükümler özetle şöyle:

Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması

Birinci madde:
Suriye Hükümeti güçleri ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, tüm cephelerde ve temas hatlarında derhal ve kapsamlı bir ateşkes ilan edilmesi. Bu ateşkesle eş zamanlı olarak, SDG’ye bağlı tüm askeri birliklerin yeniden konuşlanmaya hazırlık kapsamında Fırat Nehri’nin doğusuna çekilmesi.

İkinci madde:
Deyrizor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak Suriye Hükümeti’ne eksiksiz ve derhal devredilmesi. Bu kapsamda tüm sivil kurum ve tesislerin teslim alınması ve mevcut çalışanların Suriye devletine bağlı ilgili ihtisas bakanlıkları bünyesinde kalıcı kadroya geçirilmesini öngören kararların gecikmeksizin çıkarılması.

Üçüncü madde:
Haseke vilayetindeki tüm sivil kurumların, Suriye devletinin kurumları ve idari yapıları içine entegre edilmesi.

Dördüncü madde:
Bölgedeki tüm sınır kapıları ile petrol ve doğal gaz sahalarının Suriye Hükümeti’nin kontrolüne geçmesi. Bu tesislerin güvenliğinin düzenli ordu birlikleri tarafından sağlanması ve kaynakların Suriye devletine geri dönüşünün teminat altına alınması; bu süreçte Kürt bölgelerinin özel durumunun dikkate alınması.

Beşinci madde:
SDG bünyesindeki tüm askeri ve güvenlik personelinin, gerekli güvenlik soruşturmalarının ardından bireysel esasla Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına tam entegrasyonu. Bu personele askeri rütbeler, mali haklar ve lojistik imkânların sağlanması.

Altıncı madde:
SDG liderliğinin, eski rejim kalıntılarının kendi saflarına alınmasından kaçınması ve Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan eski rejim unsurlarına ait subay listelerini ilgili makamlara teslim etmeyi taahhüt etmesi.

Yedinci madde:
Siyasi katılım ve yerel temsili güvence altına almak amacıyla, Haseke Valiliği görevine atanmak üzere bir adayın cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle belirlenmesi.

Sekizinci madde:
Ayn el-Arab (Kobani) kentinden ağır askeri unsurların çıkarılması; kent sakinlerinden oluşan bir güvenlik gücünün kurulması ve İçişleri Bakanlığı’na idari olarak bağlı yerel polis teşkilatının muhafaza edilmesi.

Dokuzuncu madde:
DEAŞ tutukluları ve kamplarına ilişkin dosyadan sorumlu idari yapının ve bu tesislerin güvenliğini sağlayan güçlerin Suriye Hükümeti’ne entegre edilmesi; böylece söz konusu dosyalara ilişkin hukuki ve güvenlik sorumluluğunun tamamen Suriye devletine geçmesi.

Onuncu madde:
Ulusal ortaklığı güçlendirmek amacıyla, SDG liderliği tarafından sunulan aday listesinin kabul edilerek, bu isimlerin merkezi devlet yapısı içinde üst düzey askeri, güvenlik ve sivil görevlere atanması.

On birinci madde:
2026 tarihli 13 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin memnuniyetle karşılanması. Bu kararname; Kürtlerin kültürel ve dilsel haklarının tanınmasını, kayıtsız/vatansız kişilerin durumunu ve geçmiş yıllardan biriken mülkiyet hakları dâhil olmak üzere hak temelli ve sivil sorunların çözümünü öngörmektedir.

On ikinci madde:
SDG’nin, Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışındaki tüm Suriyeli olmayan PKK (Kürdistan İşçi Partisi) lider ve üyelerini ülke dışına çıkarmayı taahhüt etmesi; bu adımın Suriye’nin egemenliği ve bölgesel istikrarın sağlanması amacıyla atılması.

On üçüncü madde:
Suriye devletinin, terör örgütü DEAŞ’a karşı mücadeleyi Uluslararası Koalisyon’un aktif bir üyesi olarak, Amerika Birleşik Devletleri ile koordinasyon içinde sürdürmeyi taahhüt etmesi; bölgenin güvenlik ve istikrarının sağlanmasının hedeflenmesi.

On dördüncü madde:
Afrin ve Şeyh Maksud bölgelerinin sakinlerinin, güvenli ve onurlu bir şekilde evlerine geri dönüşünü sağlayacak mutabakatlar üzerinde çalışılması.

ANKA’da yer alan 14. madde:

“SDG, egemenliği ve bölgesel istikrarı sağlamak için Suriye Arap Cumhuriyeti sınırları dışındaki tüm Suriyeli olmayan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) liderlerinin ve üyelerinin sınır dışı edilmesini taahhüt eder”.

Entegrasyon başlığı yeniden gündemin merkezinde

Suriye yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasındaki “devlet kurumlarına entegrasyon” hattı, son günlerde sahadaki askeri hareketlilikle birlikte yeniden siyasetin ana gündemine taşındı. SANA’nın yayımladığı metinde, ateşkes ile idari ve askeri devir başlıklarının aynı çerçevede ele alındığı; sınır kapılarından enerji sahalarına, güvenlik yapılanmasından kamu kurumlarına uzanan geniş bir “yeniden düzenleme” paketinin tarif edildiği görülüyor.

Bu aşamada dikkat çeken nokta, metnin yalnızca silahlı unsurları değil; kurumsal yönetimi, kamu hizmetlerini ve kaynak yönetimini de “merkezi devlet yapısı” içinde yeniden tanımlaması.

Sahadaki tablo: Tabka–Rakka hattı ve Deyrizor’daki enerji sahaları

Anlaşma metninin gündeme gelmesinden hemen önceki süreçte, kuzeydoğu Suriye’de Tabka ve çevresi ile Rakka’nın batı yaklaşımı en kritik hat olarak öne çıktı. SANA, Suriye ordusunun Tabka’da kontrol sağladığını; Fırat üzerindeki barajlar ve çevre yerleşimlerde ilerleme kaydedildiğini duyurdu.

Uluslararası basın ise aynı zaman diliminde, Deyrizor kırsalında Omar petrol sahası ve Conoco gaz sahası gibi stratejik enerji noktalarının kontrolünün el değiştirdiğine, ayrıca Fırat hattı boyunca bazı yerleşimlerde çatışmaların ve geri çekilmelerin yaşandığına işaret etti.

Bu tablo, sahadaki dinamiğin yalnızca “cephe hattı” değil; aynı zamanda enerji gelirleri ve lojistik koridorlar üzerinden de şekillendiğini gösterdi.

Diplomasi hattı: ABD’nin gerilimi düşürme ve diyaloğu sürdürme mesajları

Sahadaki tırmanmanın ardından diplomasi kanalı da hızlandı. SANA, ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “gerilimi düşürme” ve SDG ile Şam arasındaki temasları sürdürme yönündeki açıklamalarını aktardı; hedefin, önceki uzlaşı zeminlerinin yeniden çalıştırılması ve sahadaki tırmanmanın kontrol altına alınması olduğu vurgulandı.

Uluslararası kaynaklar da Washington’un bölgede çatışmanın genişlemesini istemediğini; temasların yoğunlaştığını ve sahadaki gelişmelerin ABD’nin öncelikleri (özellikle DEAŞ dosyası) açısından risk ürettiğini yazdı.

Şam’ın iç siyaset adımı: Kürt hakları ve “sivil dosyalar” başlığı

Metinde ayrıca, “Kürt kültürel ve dilsel hakları” ile “hak temelli sivil meseleler”e atıf yapan bir çerçeveye yer veriliyor. Bu yaklaşım, anlaşmanın yalnızca güvenlik ve yönetim değil; toplumsal ve sivil alan için de bir çerçeve kurmayı amaçladığı şeklinde okunuyor. (Belgede bu unsur, Cumhurbaşkanlığı kararnamesine atıfla “memnuniyetle karşılanan” başlıklar arasında sayılıyor.)

Kritik eşik: “Ateşkes + tam entegrasyon” metni yayımlandı

SANA’nın yayımladığı anlaşma metni, çok başlıklı ve sahaya doğrudan etki eden hükümler içeriyor. Metinde öne çıkanlar şu başlıklarda toplanıyor:

  • Tüm cephelerde derhal ve kapsamlı ateşkes ve buna paralel yeniden konuşlanma çerçevesi,
  • Deyrizor ve Rakka’nın idari/askeri olarak merkezi yönetime devri,
  • Haseke’de sivil kurumların devletin idari yapısına entegrasyonu,
  • Sınır kapıları ile petrol/doğalgaz sahalarının merkezi yönetim kontrolüne geçmesi ve düzenli güçler tarafından korunması,
  • SDG unsurlarının Savunma ve İçişleri yapısına “bireysel” esasla entegrasyonu (güvenlik soruşturması, rütbe/mali haklar/lojistik çerçevesiyle),
  • Kobani/Ayn el-Arab’da ağır askeri varlığın azaltılması ve yerel polis düzenlemesi,
  • DEAŞ tutukluları/kampları ve tesis güvenliği dosyasının merkezi yönetime bağlanması.

Metnin devamında; SDG’nin Suriyeli olmayan PKK unsurlarının ülke dışına çıkarılması yönündeki taahhüt, Suriye’nin DEAŞ’la mücadeleyi uluslararası koalisyon çerçevesinde sürdürme vurgusu ve Afrin ile Şeyh Maksud için “güvenli ve onurlu dönüş” başlığında çalışma niyeti de yer alıyor.

Suriye Cumhurbaşkanı Şara: Anlaşma tüm Suriyeliler için bir kazanım

Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, anlaşmanın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Şara, yeni anlaşmanın 10 Mart 2025 tarihli anlaşmanın ruhunu taşıdığını belirterek, anlaşmanın YPG/SDG’nin kontrolündeki kuzeydoğu bölgelerdeki sivil ve askeri kurumların devlet yönetimine entegre edilmesini öngördüğünü söyledi.

Terör örgütü YPG/SDG elebaşı Mazlum Abdi kod adlı Ferhat Abdi Şahin ile bir görüşme planlandığını ancak kötü hava koşulları nedeniyle bu görüşmenin yarına ertelendiğini aktaran Şara, “Gerginliği derhal düşürmek için anlaşmayı bugün iletişim yoluyla imzaladık, diğer maddelerin detaylarını yarın ele alacağız.” dedi. Cumhurbaşkanı Şara, devlet kurumlarının Deyrizor, Haseke ve Rakka olmak üzere üç vilayetin tamamına gireceğini vurguladı.

YPG/SDG kontrolündeki bölgelerde yaşanan halk hareketlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Şara, “Doğu bölgelerindeki Arap aşiretlerimize sükunet çağrısında bulunuyor, SDG ile yapılan anlaşmanın maddelerinin aşamalı olarak uygulanmasına imkan tanımalarını istiyoruz. Nihai hedefimiz ülkede tam istikrardır.” ifadelerini kullandı.

Şara, Suriye devletinin yapısına ilişkin, “Suriye devleti karar alma mekanizması bakımından birleşik ve merkezi bir devlettir. Devlet kurumları ülkenin tüm coğrafyasına girecektir.” ifadelerini kullandı. Anlaşmayı “Tüm Suriyeliler için bir kazanım” olarak nitelendiren Şara, bunun yeniden inşa, kalkınma ve istikrar süreci için önemli bir başlangıç olduğunu kaydetti. Şara ayrıca, söz konusu adımın ülkedeki fiili bölünmüşlüğün sona erdirilmesi, güvenliğin sağlanması ve terör örgütü DEAŞ başta olmak üzere terörle mücadelenin güçlendirilmesi açısından fırsat sunduğunu ifade etti.

Şara’nın Almanya ziyareti ertelendi

Suriye’deki gelişmeler, Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara’nın 19-20 Ocak tarihlerinde Almanya’ya gerçekleştireceği ilk ziyaretin ertelenmesine neden oldu. Alman Hükümet Sözcülüğünden Alman basınına yapılan açıklamada, eş-Şara’nın başkent Berlin’e gerçekleştireceği ziyaretin Suriye’deki son gelişmeler nedeniyle ertelendiği ifade edildi.

Eş-Şara’nın 19 Ocak akşamı Berlin’e gelmesi, 20 Ocak’ta Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier ve Başbakan Friedrich Merz ile görüşmesi bekleniyordu. Eş-Şara’nın Almanya temaslarında Suriye’nin yeniden imarı için Almanya’nın vereceği katkılar ile Almanya’daki Suriyelilerin ülkelerine dönüşlerine yönelik adımlar ele alınacaktı.

Neden bu kadar kritik?

Bu çerçeve, aynı anda beş ana alanda sonuç üretebilecek nitelikte:

  • Egemenlik: sınır kapıları ve idari devirler,
  • Kaynak yönetimi: petrol/doğalgaz sahaları ve gelir akışı,
  • Güvenlik mimarisi: entegrasyon, rütbe/haklar, yerel güvenlik düzeni,
  • İdari yapı: Rakka–Deyrizor–Haseke’de kamu kurumlarının yeniden konumlanması,
  • Uluslararası güvenlik: DEAŞ tutukluları/kampları dosyasının yönetimi.

Sahadaki son askeri hareketliliğin de özellikle enerji sahaları ve stratejik geçiş noktaları etrafında yoğunlaşması, metnin “siyasi belge” olmanın yanında “saha düzeni” kurma iddiasını güçlendiriyor.

Bundan sonra hangi başlıklar izlenecek?

Önümüzdeki dönemde kritik eşikler şunlar olacak:

  • Ateşkesin sahaya yansıması ve yeniden konuşlanma adımlarının takvimi,
  • Rakka–Deyrizor’daki idari/askeri devirlerin kurumsal uygulaması (kamu kurumları, personel, güvenlik),
  • Enerji sahaları ve sınır kapılarında merkezi kontrolün nasıl tesis edileceği,
  • DEAŞ dosyasında cezaevleri/kampların güvenliği ve yönetim devrinin yaratacağı güvenlik risklerinin yönetimi,

İlk kıvılcım: Halep’te “Kürt mahalleleri” hattında çatışma (6–8 Ocak)

Operasyonun zeminini oluşturan gerilim, ayın ilk haftasında Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye gibi Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde tırmandı. Uluslararası kaynaklar, merkezi yönetim ile SDG arasındaki entegrasyon sürecinde yaşanan tıkanmanın ardından çatışmaların başladığını; sivil hareketliliğin arttığını ve on binlerce kişinin yer değiştirdiğini aktardı.

“Halep dosyası” kapanırken: Çekilme ve kısmi normalleşme (10–12 Ocak)

Takip eden günlerde sahada kısmi bir sükûnet ve çekilme görüntüsü öne çıktı. AP, birkaç gün süren çatışmaların ardından yüzlerce ailenin Halep’te bazı mahallelere geri dönmeye başladığını yazdı; güvenlik güçlerinin bölgede devriye faaliyetleri yürüttüğü ve enkaz/tehlikeli unsurların temizlenmesine dönük çalışmaların sürdüğü belirtildi.

ŞU ANA KADAR NELER YAŞANDI

Operasyonun resmen yeni safhası: Deir Hafir hamlesi (16 Ocak)

Saha hareketliliği 16 Ocak’ta, ordunun Halep’in doğusundaki Deir Hafir çevresinde “operasyon başlattığını” duyurmasıyla belirgin biçimde genişledi. Al Jazeera, Suriye ordusunun Deir Hafir’de kontrol sağladığını ve operasyonun gerekçesini “Halep ve doğu kırsalına dönük saldırıların çıkış noktaları” vurgusuyla açıkladığını aktardı. Aynı haberde SDG lideri Mazlum Abdi’nin birliklerini Fırat’ın doğusuna çekme yönünde mesaj verdiği de yer aldı.

Hızlanan ilerleyiş: Rakka kırsalı–Tabka ekseninde yeni hat (17 Ocak)

17 Ocak’ta SANA, ordunun Rakka kırsalında bir dizi yerleşimde kontrol sağladığını; Mansura gibi noktalara girildiğini ve Tabka’ya yaklaşan bir hat oluştuğunu duyurdu.
Aynı gün SANA, Rakka ve Tabka’da belirlenen bazı noktalardan uzak durulması yönünde “haritalı uyarı” yayımladı.

Stratejik eşik: Tabka ve barajlar, ardından enerji sahaları (18 Ocak)

18 Ocak’ta operasyonun ağırlık merkezi iki kritik başlığa oturdu:

  • Tabka ve Fırat üzerindeki baraj hattı: Reuters ve AP, Suriye hükümet güçlerinin Tabka çevresinde ilerleyerek kent ve baraj hattında kontrolün genişlediğini, sahada SDG’nin çekilme görüntülerinin oluştuğunu aktardı.
  • Deyrizor enerji sahaları: Bölge kaynakları, ordunun ve müttefik Arap aşiret unsurlarının Deyrizor’da Omar petrol sahası ile Conoco gaz sahası dahil büyük enerji noktalarında kontrol sağladığını; bunun SDG’nin gelir kaynakları açısından ciddi bir kırılma yarattığını yazdı.

Rakka çevresi ve “ateşkes + entegrasyon” duyurusu (18 Ocak)

Aynı gün, devlet medyası “tüm cephelerde derhal ateşkes” içerikli bir uzlaşmadan söz ederken Reuters bunu “acil ateşkes anlaşması” olarak geçti.
Yekililer, Ahmed el-Şara’nın SDG ile ateşkese imza attığını ve SDG’nin orduya entegrasyonu başlığının metinde yer aldığını aktardı.