İstanbul – ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yürütülen baskının yeni aşamasında deniz ablukasının devreye alınacağını ve bu süreçte yalnızca Washington’un değil, başka ülkelerin de ABD’ye destek vereceğini söyledi. Fox News’e konuşan Trump, özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik risklerine dikkat çekerek, İran’ın bıraktığı mayınların temizlenmesi için ABD’nin bölgeye mayın tarama gemileri sevk edeceğini açıkladı.
İslamabad görüşmeleri sonrası yeni mesaj
Trump’ın açıklamaları, Cumartesi günü Pakistan’ın başkenti İslamabad’da İran ile yapılan görüşmelerin, haftalardır devam eden bölgesel çatışmayı sona erdirecek kapsamlı bir uzlaşıyla sonuçlanmamasının ardından geldi. ABD Başkanı, söz konusu görüşmeyi “gerçekten iyi bir görüşme” olarak nitelendirse de tarafların en temel başlıkta anlaşamadığını ifade etti.
Trump, röportajında, “Evet, abluka uygulayacağız. Biraz zaman alacak ama çok yakında etkili olacak” diyerek İran’a yönelik deniz kuşatmasının kararlı biçimde sürdürüleceği mesajını verdi. Bu ablukanın temel amacının İran’ın petrol ihracatını sınırlandırmak olduğunu belirten Trump, Tahran’ın petrolü “sevdiklerine satıp sevmediklerine satmayarak” gelir elde etmesine izin vermeyeceklerini söyledi.
ABD Başkanı, Körfez bölgesindeki bazı ülkelerin de bu çabaya şimdiden katkı sunduğunu öne sürdü. Ancak hangi ülkelerin destek verdiğine dair ayrıntı paylaşmadı. Trump’ın sözleri, Washington yönetiminin İran’a karşı yalnızca askeri değil, ekonomik ve lojistik boyutları da içeren çok katmanlı bir baskı planı yürüttüğünü ortaya koydu.
Hürmüz Boğazı’nda mayın temizleme hazırlığı
Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin sağlanmasının bu planın en kritik ayaklarından biri olduğunu savundu. İran’ın deniz mayınlarını bir baskı ve caydırma unsuru olarak kullandığını söyleyen Trump, bu durumu “şantaj” olarak tanımladı. İran’ın “bir mayın, iki mayın, 10 mayın” bırakabileceğini söyleyen Trump, milyarlarca dolarlık ticari ve askeri gemilerin bu risk altında seyretmesinin kabul edilemeyeceğini dile getirdi.
Bu nedenle ABD’nin hem ileri teknolojiye sahip su altı mayın temizleme araçlarını hem de daha geleneksel mayın tarama gemilerini bölgeye göndereceğini belirten Trump, İngiltere ile birlikte birkaç ülkenin daha benzer destek vereceğini söyledi. Trump, “Orada mayın tarama gemilerimiz var. Şu anda son teknoloji ürünü ve en gelişmiş su altı mayın tarama gemilerimiz var, ancak daha geleneksel mayın tarama gemileri de getiriyoruz” ifadelerini kullandı.
Trump, NATO’ya yönelik eleştirilerini de sürdürdü. İttifaktan “çok hayal kırıklığına uğradığını” belirten ABD Başkanı, NATO’nun şimdi boğazdaki çalışmalara katkı sunmak istemesini geç kalınmış bir adım olarak değerlendirdi. Buna rağmen Hürmüz Boğazı’nın temizleneceğini ve yeniden kullanılabilir hale getirileceğini söyleyen Trump, sürecin çok uzun sürmeyeceğini savundu.
Anlaşmazlığın odağında nükleer program var
İslamabad’daki görüşmelere ilişkin değerlendirmesinde ise Trump, tarafların konuların “yüzde 95’inde” uzlaştığını öne sürdü. Ancak bu ilerlemeye rağmen tek büyük anlaşmazlığın İran’ın nükleer programı olduğunu belirtti. Trump’a göre Tahran, nükleer emellerinden vazgeçmeyi reddetti ve bu da müzakerelerin nihai bir sonuca ulaşmasını engelledi.
Trump, “Çok yoğun bir müzakere yürüttük ve sonlara doğru oldukça dostane bir hal aldı. İhtiyaç duyduğumuz hemen hemen her noktayı elde ettik, tek istisna onların nükleer emellerinden vazgeçmeyi reddetmeleriydi” dedi. İran’ın nükleer silaha sahip olmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Trump, bu konunun ABD açısından tartışmaya kapalı olduğunu söyledi.
“Azami kampanya” ve altyapı tehdidi
ABD Başkanı, İran’a karşı “azami bir kampanya” başlattıklarını da ifade etti. Washington’un İran üzerinde ekonomik, askeri ve stratejik baskıyı büyük ölçüde yaygınlaştırdığını savunan Trump, geriye yalnızca deniz hattının kaldığını ve bunun da İran açısından son derece yıkıcı olacağını dile getirdi.
Trump ayrıca, İran’ın enerji santralleri, köprüler, tuzdan arındırma tesisleri ve su arıtma merkezleri gibi kritik altyapı unsurlarının hedef alınabileceği yönündeki tehditlerini yineledi. Olası hedefler arasında “başka şeylerin de” bulunduğunu söylemesi, ABD’nin İran’a karşı daha geniş kapsamlı bir askeri seçenek setini masada tuttuğu şeklinde yorumlandı.
Çin’e gümrük vergisi tehdidi
Röportajda dikkat çeken bir diğer başlık ise Çin oldu. Trump, Çin başta olmak üzere herhangi bir ülkenin İran’a silah göndermesi halinde yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulayacaklarını söyledi. Böyle bir adımın ekonomik açıdan son derece ağır sonuçlar doğuracağını belirten Trump, “Eğer onları bunu yaparken yakalarsak, yüzde 50’lik bir gümrük vergisi öderler” dedi.
Trump, Çin’in enerji ihtiyacını İran yerine başka kaynaklardan karşılayabileceğini savundu. Çin’in ABD ve Venezuela’dan petrol ile doğalgaz satın alabileceğini ifade eden Trump, Washington’un Pekin’e bu yönde mesaj verdiğini söyledi. Bu açıklama, ABD’nin İran üzerindeki baskıyı artırırken Çin’i de dolaylı biçimde enerji ticareti üzerinden hizaya çekmeye çalıştığını gösterdi.
Çin ile ilişkilerinin iyi olduğunu söyleyen Trump, buna rağmen Çin kaynaklı ekonomik rekabeti sert ticari önlemlerle baskıladığını belirtti. Çin’den gelen otomobillere yüzde 100 gümrük vergisi uyguladığını hatırlatan Trump, bunun Avrupa otomotiv sektörünü de zor durumda bıraktığını ileri sürdü. Mercedes ve BMW gibi markaların Çinli üreticiler nedeniyle pazar kaybı yaşadığını savunan Trump, ABD’de Çin malı araçların yayılmasına izin vermediklerini söyledi.
Kriz daha geniş bir jeopolitik mücadeleye dönüşüyor
Trump’ın açıklamaları, yalnızca İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskının artırılacağını değil, aynı zamanda bu baskının küresel ticaret, enerji arzı ve deniz güvenliği ekseninde daha geniş bir jeopolitik mücadeleye dönüştüğünü de ortaya koydu. Özellikle Hürmüz Boğazı’na ilişkin çıkışları, enerji piyasaları ve uluslararası deniz taşımacılığı açısından yeni bir gerilim döneminin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki günlerde ABD’nin bölgeye sevk edeceği mayın temizleme unsurlarının kapsamı, hangi ülkelerin deniz ablukasına fiilen katılacağı ve İran’ın buna nasıl karşılık vereceği, Ortadoğu’daki gerilimin seyrini belirleyecek temel başlıklar arasında yer alacak.






