Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Sınırsız, kontrolsüz çocuk, yalnız öğretmen: Krizin gerçek yüzü

Bir sınıfa dışarıdan bakıldığında görülen şey çoğu zaman sadece derstir. Oysa kapı kapandığında içeride yalnızca bilgi aktarımı değil; davranış, sınır, saygı ve sabır da sınanır. Bugün okullarda yaşanan gerilimlerin asıl yüzü de tam olarak burada saklıdır.

Son yıllarda çocuk yetiştirme anlayışında belirgin bir değişim yaşanıyor. “Özgürlük” kavramı, çoğu zaman “sınırsızlık” ile karıştırılıyor. Çocuğun üzülmemesi adına her isteğinin karşılanması, sınır konulmaması bir yöntem gibi görülüyor. Ancak hayatın kendisi sınırlarla anlam kazanır. Kuralsız büyüyen bir çocuk, kurallarla karşılaştığında bunu baskı olarak algılar.

Bu noktada göz ardı edilmemesi gereken bir başka gerçek daha var: sosyal medya. Artık çocuklar yalnızca aileden ve okuldan değil, ekranlardan da besleniyor. Üstelik çoğu zaman denetimsiz ve sınırsız bir içerik akışıyla karşı karşıyalar. Kısa videolar, hızlı tüketilen içerikler, “her istediğini yap” mesajı veren akımlar… Tüm bunlar çocuk zihninde sabır, emek ve sorumluluk kavramlarını zayıflatıyor.

Sosyal medyada sürekli haklı gösterilen, alkışlanan ve merkezde olan bir profil gören çocuk; gerçek hayatta sınırla karşılaşınca bunu kabul etmekte zorlanıyor. Çünkü dijital dünyada kurallar esnek, sonuçlar hızlı ve çoğu zaman sorumluluk yok. Oysa gerçek hayat böyle değil.

Ev, çocuğun ilk öğrenme alanıdır. Sokak bu öğrenmeyi pekiştirir, okul ise şekillendirir. Fakat evde verilmeyen sınır, sosyal medyada daha da silikleşiyorsa; okulda ortaya çıkan tablo kaçınılmaz hâle gelir.

Sınıfa gelen çocuk yalnız değildir; başka çocukların hakkı, düzeni ve güvenliği vardır. Bu dengeyi kurmakla yükümlü olan öğretmen ise artık sadece ders anlatan biri değil; aynı zamanda davranışları düzenlemeye çalışan, dijital çağın etkileriyle mücadele eden bir rehberdir.

Ancak öğretmen çoğu zaman bu mücadelede yalnız bırakılıyor. Ne yeterli destek görüyor ne de otoritesi korunuyor. Bu yalnızlık, zamanla tükenmişliğe dönüşüyor. Ve ne yazık ki bazı durumlarda bu birikmiş yük, istenmeyen tepkilere yol açabiliyor.

Elbette hiçbir koşulda şiddet kabul edilemez. Eğitim, şiddetin karşısında durmak zorundadır. Ancak yalnızca sonucu konuşup sebepleri görmezden gelmek, çözümü imkânsız hâle getirir.

Bugün açıkça görülmelidir ki; okullarda yaşanan sorunlar tek başına sınıfın içinde başlamıyor. Evde konulmayan sınırlar, sosyal medyada pekişen sınırsızlık algısı ve öğretmenin yalnızlığı bir araya gelerek bu tabloyu oluşturuyor.

Çocukları korumak, onları hayata hazırlamakla mümkündür. Bu da sevgi kadar sınır, özgürlük kadar sorumluluk öğretmekten geçer. Sosyal medyayı yok saymak değil, doğru kullanmayı öğretmek gerekir.

Aksi hâlde sınıflarda yaşanan her kriz, aslında göz göre göre büyüyen bir sorunun habercisi olmaya devam edecektir. Çocuklarımız gelecektir; geleceği korumak sınır koymakla başlar. Sınır koymak baskı değil, yarınları güvence altına almaktır.

Reklamı Geç