Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Özgür Özel: Kurultayı kazanmamız hazmedilmedi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada mahkeme kararına sert tepki gösterdi. Özel, “Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır” dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MYK toplantısının ardından yaptığı açıklamada

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MYK toplantısının ardından parti genel merkezinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Mahkemenin CHP kurultayına ilişkin kararına sert tepki gösteren Özel, yaşanan süreci “Türk demokrasisi adına kara bir gün” olarak nitelendirdi.

Özel, açıklamasına basın mensuplarına teşekkür ederek başladı:

“Değerli basın mensupları, hepiniz genel merkezimize hoş geldiniz. Bir kez daha gecenin bu vaktinde buradasınız. Sizleri yorduğumuz için, bu vakitte çalışmaya zorladığımız için üzgünüz. Rejime, saray rejimine, AK Parti’nin kara düzenine verdiğimiz rahatsızlıktan da son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz.”

“Bizim hikayemiz Mayıs 2023’te başladı”

CHP’deki değişim sürecinin 2023 seçimlerinin ardından başladığını belirten Özel, seçim yenilgisi sonrası partinin ve seçmenlerin yaşadığı ruh halini anlattı.

Özel, şunları söyledi:

“Bizim hikayemiz Mayıs 2023’te başladı. Aslında Mayıs 2023’te, 14’ünde bilemediniz 28’inde Türkiye’yi Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye, o seçimi kazanmaya çok istekliydik. Bütün Türkiye istekliydi. Bir değişim umudu vardı. Ancak o seçimleri kazanamadık. O seçimleri kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk Cumhuriyet Halk Partisi’ndeydi.

Millet o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşamaktaydı. Emekliler öğretmen evine çıkmamaya, kahvede buluşmamaya, otursalar da konuşmamaya; gençler yolda giderken yerde olmayan gazoz kapağına tekme atmaya, birbirine bakmamaya başlamıştı. Herkes ‘Bir yolunu bulursam gideceğim, bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim’ demeye başlamıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir öz eleştiri yapması lazımdı ve bu öz eleştirinin milletin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Yoksa olmayacaktı. Anketler yüzde 12’leri, 13’leri, protesto oylar yüzde 40’ları göstermekteydi. Halen daha bütün kurumların ellerinde, arşivlerinde mevcut. Bu duygu durumu içinde biz ‘CHP değişmelidir’ dedik. Sonra bu sözlerimiz tepki görünce görevi hep birlikte biz üstlendik. Bir yola çıktık.”

“Delegelerin vicdanına güvendik”

Kurultay sürecinde kendilerine aday olmak için gerekli imzayı dahi toplayamayacaklarının söylendiğini belirten Özel, değişim kampanyasını tüm Türkiye’de anlattıklarını ifade etti.

Özel, şöyle devam etti:

“Yola çıktığımızda aday olacak imzayı dahi toplayamayacağımızı, mevcut delege yapısıyla 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Biz bütün bir kampanya boyunca bütün Türkiye’yi gezdik. Bütün il kongrelerini gezdik. Kazanırsak ne yapacağımızı, nasıl yöneteceğimizi, ne hedefleyeceğimizi açık açık paylaştık.

Dediler ki ‘Bu delegeyi ikna edemezsiniz.’ Dedik ki ‘O delegeyi zaten biz ikna etmeyeceğiz. O delegeyi onu tıraş eden berberi ikna edecek. O delegeyi asansörde karşılaştığı bir kat altında oturan üniversite öğrencisi, asansörde üç kat çıkarken ikna edecek. O delegeyi kurultaya yollayan torunu, evladı, kızı, oğlu ikna edecek. Eşi, hakkımı helal etmem diyerek yollayacak. Yanına yolluk koyarken, Ankara’ya giderken değişim olmazsa gelme diye gönül koyarım diye yollayacak ve o delege o şehirde ikna edilecek.’

Ben delegelerimizi buraya çağırırken ‘En güvendiğinizle konuşun, öyle gelin’ dedim. Ben onların vicdanına güvendim. Biz onların vicdanına güvendik.

Kurultay salonunun en beklenmedik, en organik, en kendiliğinden ve en etkileyici sesini siz de hatırlıyorsunuz, ben de hatırlıyorum. O koca salon, o aşağıda yerini almış delegeye dakikalarca, saatlerce ‘Delege sokağın sesini dinle’ diye bağırdı. Ve o delege kabine girdi. Vicdanının, evladının, torununun, komşusunun, berberinin ve sokağın sesini dinledi. Delege değişime karar verdi.”

“CHP’nin kimseden icazet almadan değişebileceğini gösterdik”

Özel, kurultayda elde edilen sonucun Türkiye demokrasisi açısından önemli olduğunu belirterek, CHP’deki değişimin herhangi bir güç odağından izin alınmadan gerçekleştiğini söyledi.

“Hiç huyumuz değildir, hiç haddimiz değildir, şu kadar kibir yapmadık. Bizim sevincimizin, bizim galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik.

Ama o günlerde hep bana şunu söylüyorlardı: ‘Sana devlet geldi mi?’ Devlet dediğim binadır diyordum ben. Devlet bana nasıl gelsin? CHP’deki değişime birileri izin vermezse o değişim olmazmış. ‘İzin aldın mı, konuştun mu, soruştun mu?’

Biz bu müesses nizamın çarkına somağı orada soktuk arkadaşlar. Biz Türkiye’de ana muhalefet partisinin kimseden icazet almadan, Türkiye’nin kurucu partisinin kimsenin onayını almadan değişebileceğini ve Türkiye Cumhuriyeti’nde bir siyasi partinin mevcut genel başkanını yarışla değiştirebileceğini bütün Türkiye’ye ve dünyaya gösterdik.

O geceki kazancımız Türkiye demokrasisinin, Türkiye’deki siyasi partiler rejiminin kazancıydı. Ama ‘Biz onay vermeden, bizden onay almadan değişim olmaz’ diyenler o gece Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve güçlü siyasal partiler geleneğimize savaş açmaya niyetlenmişler. Sonradan bunu da öğrendik, bunu da gördük.”

“Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak”

Özel, 31 Mart yerel seçimlerine de değinerek, CHP’nin büyük bir başarı elde ettiğini söyledi.

“Önümüzde vakit yoktu. 4 ay vardı ve sözümüz vardı. Nasıl ki Ecevit 70’lerde ikisi yerel, ikisi genel girdiği dört seçimin dördünden de bu partiyi birinci çıkardıysa biz de çıkaracağız, yapmazsak bu işi bırakacağız demiştik.

Kadınlara, gençlere ve bilime güvenerek ve büyük bir özgüvenle yerel seçimlerde hem adayları belirledik hem ittifak aradık. Kötü söz duyduk, kötü söz işittik ama duymadık. Asla cevap vermedik. Herkese, sevene sevmeyene can sağlığı diledik. Önümüze baktık ve inandığımızı, vatandaşın bize güveninin boşa olmadığını dosta ve olmayana gösterdik.

1 Nisan’da felaket bekleyenler, kayıp bekleyenler, ‘1 Nisan’dan sonra orada oturamaz, Cumhuriyet tarihinin, parti tarihinin en kısa genel başkanlığını yapacak’ diyenler, 1 Nisan akşamı ekranlarda, TRT ekranlarında Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir siyasi partiye nasip olmayan en büyük yerel seçim başarısını gördüler.

Nüfusun yüzde 65’i, ekonominin yüzde 84’ü ve o müesses nizamın ve AK Parti’nin kara düzeninin yoksulu daha yoksul yapan, işsizi işsiz yapan, emekliyi gitgide fakirleştiren, emeği sömüren düzenine esas çomağı da orada soktuk.

Bizim suçumuz ne? Bizim suçumuz 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Bizim suçumuz kurulduğu günden beri AK Parti’yi ilk kez yenmek. Suçumuz bu bizim. Bizim suçumuz emeklilerin, asgari ücretlilerin, köylülerin, esnafların, gençlerin umudu olmak.”

“Kurultayı kazanmamız hazmedilmedi”

Mahkeme kararını bu başarılarla ilişkilendiren Özel, CHP yönetiminin hedef alındığını savundu.

Özel, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün bu suçun cezası kesilen kadrolar, bedel ödemesi gerektiği düşünülen ve bu partinin başından uzaklaştırılmaya çalışılan kadrolar; delege tarafından sokağın sesini dinleyerek, torunlar hatrına, evlatlar hatrına, ‘Ya bu sefer bunlar kazanabilir galiba’ denen o duygunun hatrına göreve getirilmiş olan, yaş ortalaması o gün 42 olan, yarısı kadın yarısı erkek olan ve kaybetmeyi kabul etmeyen, ‘Bundan sonra kaybetmeyeceğiz’ diyen kadrolardır. Bizim suçumuz, günahımız bu. Bununla uğraşıyorlar.

Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Adalet ve Kalkınma Partisi ‘milli irade’ derken kendileri içinde yarışlı seçimler yapmıyorlar. Biz mahalleye sandık koyarak başlıyoruz. İlçe, il, genel merkez, çarşaf liste, herkes seçeceği her birine tek tek oy vererek seçiyor.

Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, millet kendilerini seçtiğinde meşruiyeti alıp yere göğe sığdıramayıp milli iradeyi baş tacı edenler bir kere kaybettiler, milli iradeyi yerle bir ettiler.

Birileri bizim kurultayı kazanmamızı da hazmetmedi. Bir diğerleri bizim yerel seçimi kazanmamızı hazmetmedi. Müesses nizamın kazanmasını istediklerinin kazanmasına alışık olanlar, müesses nizama itiraz edenlerin zaferini hazmedemediler ve maalesef milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler.”

“Konforlu muhalefet koltuğunu reddediyorum”

Özel, açıklamasında Ekrem İmamoğlu’na ilişkin sürece de değinerek, kendisine “Ankara merkezli siyaset yap” denildiğini ancak bu çizgiyi kabul etmediğini söyledi.

“Siyaset üretemeyince yargı kollarını kurdular. O yargı kolları 19 Mart 2025’te bir sivil darbeye kalkıştı. Onu sandıkta dört kez yenen, 15,5 milyon kişinin cumhurbaşkanı adayı gösterdiği, 25,5 milyon kişinin özgürlüğü için imza verdiği birisini 14 aydır hapiste tutuyorlar. Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’nu…

Bize kenardan, sağdan, soldan, açıktan, grup toplantısından ‘Ekrem’i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara’ya dön, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur’ dediler. Oturmadık o koltukta. Oturmayacağım o koltukta.

Hani beni bir koltuktan kaldırmaya çalışıyorlar ya, onlara söylüyorum: Oturmayacağım koltuk mutlu, mesut, güvenli muhalefet liderliği koltuğudur. Ben bu koltuğu reddediyorum.

Ben partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, partimin cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuklarına oturtmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum.

Sarayın icazetiyle, yargısının açtığı yolla o koltukta oturmadım, oturmam. Kimse oturmamalıdır. Bu millet kendine rağmen kimseyi o koltuğa oturtmaz.”

“Bu mesele bizim değil milletin meselesidir”

Özel, yaşananların kişisel bir mesele olmadığını belirterek kararın seçme ve seçilme hakkına karşı alındığını savundu.

“Bugün geldiğimiz aşamada seçim kazanma suçuna ilave olarak kazanacak bir cumhurbaşkanı adayı belirleme, kendisi bir yerlere heves edip kazanacak cumhurbaşkanı adayı göstermek yerine kendini aday göstermeme ya da o aday olamıyorsa ‘Fırsat bu fırsat ben varım’ demek yerine en doğru adayı bulma, amacım partimi iktidar yapmak, mağdurun, mazlumun yüzünü güldürmek deme suçundan da halen daha saldırı altındayım.

Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim, ‘Ben aday olurum, Ekrem gitti’ deseydim, Ekrem’e sırtımı dönseydim, Mansur Yavaş gibi bir seçeneği tüketseydim, benden iyisi yoktu arkadaşlar. Şu anda siz de evlerinizde rahattınız, ben de bu koltukta rahat oturuyordum. Ama ben o değilim, biz o değiliz.

Bu yüzden bugün koltuğundan, makamından, geldikleri görevden edilmek istenenler; kendileriyle ilgili ihtirasları, hevesleri değil, milletle ilgili kararlılıkları olanlardır.

20 milyon emeklinin maaşına mahkum edilenlerin 1,5 asgari ücret emekli maaşı almasını, emekli maaşının 39 bin lira, asgari ücretin 39 bin lira olmasını savunanlar bu hayallerinden vazgeçseler maaşlarını alıp bu koltuklarda onlarca yıl oturabilirler. Yaşımız müsait. Bana 30 sene bu koltukta oturmayı teklif ediyor rejim. Onu rahatsız etmeden, kendi rahatımı düşünerek. 50 yaşındayım ben, 51. 30 sene oturabilirim o koltukta.

Ama bu ülkenin 80 yaşına kadar muhalefet koltuğunun tadını çıkaran genel başkanlara değil, muhalefette olduğu her günden ızdırap duyan, bu milletin sorunlarını çözecek bir iktidarı kuracak bir genel başkana ihtiyacı var.

Net söylüyorum: Mesele ne Özgür Özel meselesidir ne de mesele değişim kurultayının göreve getirdiği her birimizin şahsi meselesidir. Şahsi çıkarlarımızı reddederek, her türlü kirli teklife hayır diyerek, her türlü işbirliği teklifine içeriden dışarıdan hayır diyerek doğru bildiğimiz yolda yürüyerek bugüne geldik biz.

Bu mesele bizim değil milletin meselesidir. Bu savaş bize değil millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil millete yapılmıştır. Bu darbe, milletin Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten emanet cumhuriyetin en büyük kazanımı olan sandığa, seçme ve seçilme hakkına karşı yapılmıştır. 19 Mart’ta cumhurbaşkanı adayına, 21 Mayıs’ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Mesele bu darbeye teslim olup olmama meselesidir.”

“Kararın ekonomiye zararı 10 milyar dolar”

Özel, kararın ekonomik sonuçları olduğunu da savunarak piyasalardaki dalgalanmaya dikkat çekti.

“Bu kararın mağduru millettir ve maalesef çok daha ağır bedeller ödeyecektir. 86 milyondur bunun mağduru.

Geçen sene 19 Mart darbesinin 60 milyar dolarlık kaybının nasıl düşmekte olan enflasyonu tırmandırdığını, hayat pahalılığını nasıl körüklediğini, İran Savaşı’na da nasıl bizi hazırlıksız yakaladığını herkes konuşurken; bugün karar, yarın piyasalar kapanacakken, bir grubun endişeli bir şekilde Erdoğan’a koşup ‘Yapmayalım, etmeyelim’ demesinden korkanların kararı bugünden yükletmesinin ülke ekonomisine yarım saat içinde verdiği zarar 10 milyar dolardır.

Resmi rakamlar arkadaşlar. Yarın herkesin izleyeceği piyasa oyuncularının, piyasadaki yetkili kuruluşların verdiği rakam, yarım saatte borsadaki yüzde 8,5’luk düşüşle birlikte yakılan rezerv 10 milyar dolardır.

An itibarıyla vadeli işlemler piyasasında tüm hisse senetleri için en dipten satıcı vardır, alıcı yoktur. Yarın böyle bir felakete uyanacağız. Bunun için yakılacak her rezerv milletin gelecekte daha pahalıya et, daha pahalıya süt, daha pahalıya ekmek, çocuğunun ayağına daha pahalıya ayakkabı alması ve artık alamaması sonucunu doğuracaktır.”

“Erdoğan milleti seçeneksiz bırakmanın çabası içinde”

Özel, kararın CHP’yi ve Ekrem İmamoğlu’nu siyaset dışı bırakma amacı taşıdığını ileri sürdü.

“Bunların hepsi 19 Mart’taki o akıl almaz, vicdansız, hesapsız, kitapsız darbecilerin; ‘Biz Ekrem’i içeri attık ama onun hırsızlığına kimseyi ikna edemedik, yolsuzluğuna ikna edemedik, ajanlığına ikna edemedik. Çünkü CHP’yi durduramadık, CHP’nin belini kıramadık. Özgür Özel’in belini kırmalıyız, CHP’nin belini kırmalıyız ki orada yatan masumların üstüne beton dökmeliyiz. O da seçenek olmaktan çıksın, CHP de seçenek olmaktan çıksın’ anlayışıdır.

Erdoğan milleti adaysız, partisiz, lidersiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içindedir. Erdoğan CHP’yi AK Parti’nin butlan kollarına yönettirme niyetindedir.

Cumhuriyet Halk Partisi tüm darbecilere, tüm işbirlikçilerine ve onların kariyer ihtiraslarına karşı dimdik ayaktadır. Şunu herkes bilsin ki Cumhuriyet Halk Partisi bugün kendisini savunma peşinde değildir. Özgür Özel kendisini savunma peşinde değildir. Bunu yapacak olsak bu imkanlar vardı, hepsini elimizin tersiyle ittik.

Cumhuriyet Halk Partisi bugün kurduğu cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandıktaki değişime umut bağlamış 10 milyonları, bu milletin bütün evlatlarını savunmak durumundadır.”

“Hiçbir partinin kongresinin garantisi kalmamıştır”

Özel, siyasi partilerin anayasal düzen içindeki yerine dikkat çekerek mahkeme kararının yalnızca CHP’yi değil tüm partileri ilgilendirdiğini söyledi.

“Siyasi partiler Anayasa’nın 68. maddesine göre demokrasilerin vazgeçilmez unsurudur. Siyasi partileri ayakta tutan üyeleri, delegeleri, kongreleri ve kurultaylarıdır.

Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Seçim hukuku vardır. İtiraz süreleri vardır. Seçim hukukunun dışında başka mahkemelerin bu işlere karışması Yüksek Seçim Kurulunu yok saymaktır. Seçim hukuku güvencesini yok saymaktır.

Artık hiçbir siyasinin koltuğunda güvenle oturmaması demektir. Çünkü bir asliye hukuk mahkemesini ayarlayanın istediğini indirme, istediğini bindirme yetkisi tanımlanmaya çalışılmaktadır. Mücadele edilen meselenin kendisi de budur.”

“İlk itirazımızı Yargıtay’a yaptık”

Hukuki sürece ilişkin bilgi veren Özel, ilk itirazı Yargıtay’a yaptıklarını, YSK’ya da başvuracaklarını açıkladı.

“Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay’a harcını da yatırarak süresi içinde yaptık.

Yarın Yüksek Seçim Kurulunun bize vermiş olduğu, İstanbul’daki kayyım kararlarının üstüne defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için Yüksek Seçim Kuruluna başvuracağız.

Yüksek Seçim Kuruluna yaptığımız başvuru ile Yargıtay’a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK’nın Anayasa’nın 79. maddede kendisine münhasıran tanınan görev ve sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay’ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye’yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz.”

“Bu gece umut gecesine dönüştü”

Özel, kararın ardından siyasi partilerden, barolardan, sendikalardan ve sivil toplum kuruluşlarından destek açıklamaları geldiğini belirterek gecenin “umut gecesine” dönüştüğünü söyledi.

“Bu gece Türkiye demokrasisi açısından bugün bir kara gündür. Ama bu gece bir felaket, bir matem gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim.

Bir yanda butlana toplumdan verilmeyen destek, boş bir sokak, telaşlı muhterisler, çarpık çırpık açıklamalar; bir tarafta partisine sahip çıkan, demokrasiye sahip çıkanlar var. Bu Ankara’yla sınırlı değil. 81 ilde, tüm ilçelerde ışıkları yanan, önü dolan, sokaklara taşan, yürüyüşler yapan demokratlar, Cumhuriyet Halk Partililer ve onunla dayanışmaya gelmiş olan demokratlar var.

Özellikle şu ana kadar bu hukuksuz karara istisnasız tepki gösteren ve bizimle dayanışma içinde olan tüm siyasi partilerin tamamı telefon açtı. Genel başkanlardan dönemediklerim var, açıklamalardan sonra kendilerine döneceğim. Sosyal medya paylaşımları yapıldı, bütün programlar kesildi, merkezi yönetim kurulları toplantıya çağrıldı.

Diğer siyasi partiler CHP’ye sahip çıkmaya koşmuyor. CHP’nin de kendilerinin de içinde bulunduğu demokratik rekabet zeminine sahip çıkıyorlar.

Bugün bir mahkeme kararının bir bakan tarafından telaşla ve bir basın toplantısıyla savunulup sahiplenilmesi utanç vericidir. Tarihte görülmemiş iştir.”

“Ne CHP ne Türkiye bu darbeye teslim olacaktır”

Özel, CHP’nin karara karşı direneceğini belirterek eylem planı hazırladıklarını söyledi.

“Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi içinde yaşadığı ve kıymetli gördüğüm bir sessizliğin yarın demokrasiden yana bir tavra evrilmesi ihtimali çok düşük olmakla birlikte, bizim için değil kendileri için, gelecekleri için kıymetlidir. Kendilerini de yok edecek, insan yiyen, demokrasi yiyen, siyasetçi yiyen bu yamyam virüse karşı bir tedbir almaları ihtimali çok kıymetlidir. Yoksa o virüs muhalefeti yiyince doymaz.

Aynı apartmandayız. Bizim ev yanarsa apartman yanar. Biz bir ormanda yaşıyoruz. Bizim ağaç yanarsa orman yanar.

Bunca yıl iktidar olup da şimdi gelinen nokta fevkalade tehlikelidir. Muhalefet bugün akşam gösterdiği dayanışmayla öyle sınıfı falan geçmemiştir; muhalefet tarihe geçmiştir bu akşam.

Şanlıurfa Barosu’nun ilk açıklamayı yapması ve takip eden Türkiye’de onlarca baronun peşi sıra yaptıkları açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin, sivil toplum örgütlerinin peşi sıra yaptıkları açıklamalar bu geceyi bir matem, bir yas, bir kara geceden bir umut gecesine hızlı şekilde dönüştürmüştür.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin elbette bu darbeye karşı bir direnci, bir eylemliliği, hazırladığı bir eylemlilik planı vardır. Bütün paydaşlarla çalışılıp bütün paydaşlara açık tartışılacak. Ama herkes şunu bilsin ki ne Cumhuriyet Halk Partisi ne Türkiye bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır.

Zira bizim sözümüz seçimlerden önce ‘Bu binanın ışıkları bu seçim akşamı sönmeyecek, sabaha kadar yanacak’ olmuştu. 81 il başkanlığımızın ışıkları sönmeyecek, sabaha kadar yanacak olmuştu. Kadın kolları tülbenti sirkeye basıp başına sarıp karanlık odada uyumaya çalışmayacak, o tülbenti mutluluktan sallayacak olmuştu.

Bu gece seçim akşamı ışığı açık tutanların sabaha kadar ışıklarını açık tuttuğu ve gelecek seçimde bu binanın ışıkları erkenden kapanmasın diye baba ocağına sahip çıktıkları bir gecedir. Buradayız. Bu darbeye sonuna kadar direneceğiz.”

“Teslim olmayacağız”

Özel, açıklamasının sonunda partililere ve destek verenlere mücadele çağrısında bulundu.

“Bize karşı plan yapanlara iki taraftan söylüyorum. Birisi Sayın Erdoğan’ın zaman zaman tekrarladığı bir ayeti hatırlatırım: ‘Onlar sana tuzak kurarken Allah da karşı planlar yapıyordu. Allah plan yapanların en hayırlısıdır.’ Bunu Erdoğan’ın ağzından duyup duygulananlara söylüyorum; bugün de bu ayeti duyup duygulanıyorsanız umut vardır. Bir düşünün bakalım, bu yapılan size, partinize, seçtiklerinize yapılsaydı ne hissederdiniz?

Diğer yandan bir başka duyguyla ifade etmek isterim: Yolumuz yolsuza, yüzümüz nursuza, ömrümüz arsıza denk düşmesin inşallah.

Sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, teslim olmamaya, bir arada durmaya ve çağrıldığı yer neresiyse oraya koşmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum.

Yarın bir aklıselimin hakim olmasını, yanlışın üstüne yanlışla gidilmemesini, ülkenin geleceğinin karartılmamasını ümit ediyorum. Buradan sonra CHP’yi savunmak, bu partiyi savunmak, rekabetli bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir. Bizi teslim alırlarsa gelecek sandığı şimdiden teslim almış olurlar. O yüzden teslim olmayacağız. O yüzden gösterilen her dayanışmanın çok kıymetli olduğunu bir kez daha ifade ediyorum.

Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Biz müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmak yerine her şeyi göze almışız ama müesses nizamı değiştirip mağdurların, mazlumların, emeklinin, emekçinin, çiftçinin ve gençlerin iktidarını kurmak üzere risk alıyoruz. Kendi konforlu koltuklarımızı ‘Akıllı ol, otur’ diye teklif edenlere biz bu koltukları reddediyoruz. Sadece ve sadece milletimizden yetki ve milletimizden destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız.”

Gazetecilerin sorularını yanıtladı

Açıklamasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Özel’e, hukuki itirazlardan sonuç alınamaması halinde CHP’nin olağanüstü kurultay çağrısı yapıp yapmayacağı ve yol haritasının ne olacağı soruldu.

Özel, şu yanıtı verdi:

“Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Önümüzde hangi zeminin olacağı, o mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı, kabul edilip edilmeyeceği, edilirse daha önce örnekleri var, hangi hükümlerinin kabul edilip hangi hükümlerinin tenzil edilip hangi hükümlerinin farklı şekilde yorumlanacağını göreceğiz.

Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bizim net olarak durduğumuz bir yer var. Bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Millet bayrağı verir. O bayrak elinde durduğu müddetçe senin arkanda durur. Zoru görünce bayrak atanı, kaçanı ya da bayrağı birisinin istediği gibi sallayanı haz etmez ve bunu hazmetmez.

O bayrak elimizde. Ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayız. Onun için her şartı zorlayacağız ve elimizdeki bayrağı bırakmayacağız. Elimizdeki bayrak bize partimizin verdiği bayraktır. Millet o bayrağı, o değişimi kuvvetli bir öz eleştiriye saymıştır. Seçimlerde de tarihin en büyük yerel seçim zaferini bize yaşatmıştır. Millete borcumuz var. Ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayız.”

“Kılıçdaroğlu aradı, henüz dönmedim”

Özel’e, eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisini arayıp aramadığı da soruldu.

Özel, bu soruya şu yanıtı verdi:

“Yoğun bir toplantı oldu. Sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim zaten. Hani dönüp de ne konuşacağız?

Daha bugün ‘Cumhuriyet Halk Partisi butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız’ diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu’ndan daha önce şanla şerefle seçildiği Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı koltuğuna AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor.

Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefonu açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam.

Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir. Ancak bir butlan kararını meşru görmemi bekleyeceğini beklemem. Onun dışında bunlar yaşanmasaydı zaten bayram günü ben arayacaktım Sayın Kılıçdaroğlu’nu. O aramış, o telefona bir şekilde dönülür. Ama o dönüş rejimle uzlaşma, saray yargısının kararını kabullenme ya da ona yönelik bir tutum içinde olma olamaz.

Sayın Kılıçdaroğlu’ndan da bugünün şartları altında böyle bir diyalog zeminine girmeyi aramızdaki geçmiş hukuka da yakıştırmam. Sonuçta önümüzdeki dönemde partimizin geçmiş dönem genel başkanı olarak yine kendisine saygı duyacağız. Bir gerginlik yaratmak da istemem.”

“Genel merkezdeyiz, emanete sahip çıkacağız”

Özel’e, CHP Genel Merkezi’ni terk edip etmeyecekleri de soruldu.

Özel, bu soruya şöyle yanıt verdi:

“Ben genel merkezdeyim. Arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesiyle gündüzüyle genel merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane’ye sahip çıktıysak genel merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir.”

“Bu sorunun cevabı Kemal Bey’e sorulmalı”

Bir gazetecinin, “Kemal Kılıçdaroğlu bunu neden yaptı, neden bu görevi kabul etti?” sorusuna Özel şu yanıtı verdi:

“Bu soruyu cevaplamaya ben mezun değilim. Bu soru Kemal Bey’e sorulabilir. O yanıtlayabilir. Ben niçin bu karara direneceğimi anlatabilirim. Sorunun cevabı yanlış yere soruluyor. Bir önceki genel başkanımıza sormak lazım.”

“Yedek parti düşünmedik, düşünmeyiz”

Özel’e, hukuki süreçten sonuç alınamaması halinde yeni bir parti ya da “yedek parti” seçeneğinin gündeme gelip gelmeyeceği de soruldu.

Özel, şunları söyledi:

“Aynı tutarlılık içinde cevaplayacağım. İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye’deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı böyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz.

Çünkü biz burada ev sahibiyiz. Kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye hukuk mahkemeleri falan karar vermez.”

“Kararların başka yerde yazıldığı bir yere gelmişiz”

Özel’e, kararın kendileri açısından beklenip beklenmediği de soruldu.

Özel, istinaf mahkemesi sürecine ilişkin şunları söyledi:

“23 gündür şunu söyleyeyim, ben İstinaf Mahkemesi’ne hep saygılı bir dil kullandım. Çünkü çok baskı altında oldukları biliniyor olmasına rağmen istinaf mahkemesine arkadaşlarımız gittiğinde ‘Şöyle görüşüyoruz, böyle görüşüyoruz, bu hafta müzakeremiz yok’ denildi.

Bu hafta pazartesi günü avukatlarımız istinaf mahkemesinin başkanına gitti. ‘Bu hafta müzakere yok’ dediler. ‘Karar bayramdan sonraya kaldı’ dediler. Bugün sabah gidildiğinde ‘Müzakere yok dedik ya’ dediler. Sonra haber geldi: ‘Sayın Erdoğan ikna edildi, mutlak butlan kararı yarın akşam sisteme yüklenecek.’

Zaten dün bir basın yayın kuruluşunda, her türlü gizli soruşturmanın belgelerinin sızdırıldığı, verildiği bir televizyon kanalında birisi çıkıp ‘Karar verildi, yarın yüklenecek, öbür gün yüklenecek’ diye de söylemişti.

Biz bu sabah sorduğumuzda ‘Müzakere yok, nasıl karar alacağız?’ diyen mahkeme başkanı, öğleden sonra sorulduğunda ‘Karar alındı, yüklenebilir’ demeye başladı. Yani bu kararın kimin tarafından nerede alındığı, kimin ikna olduğu, ne zaman yüklendiği açıkça ortada.

Bu konuyla ilgili isim isim, kanıt kanıt bunların hepsi söylenebilir. Zaten memleket öyle bir hale gelmiş ki gazeteci televizyon kanalında dün çıkıyor, ‘Karar alındı, şöyle olacak’ diyor. Sabah mahkeme başkanı ‘Daha karar almadık, müzakere bile etmedik’ diyor.

Öyle bir yere gelmişiz. Kararların başka yerde yazıldığı, mahkeme başkanlarının, heyetlerinin sadece bu kararları temize çektikleri, daktilo ettikleri bir yere gelmişiz. Saray yargısı böyle bir şey. O yüzden ben bu saray yargısının yetkilendirmelerine kimsenin önem atfetmemesini ve tarihin doğru yerinde durmalarını bekliyorum.

Onun dışında memlekette artık her şey birbirine karışmış. Bırakın kuvvetler ayrılığını, bir kişinin, bir kuvvetin mahkeme kararını kendi verip o gün alacağı karardan bihaber zavallı bir mahkeme başkanının durumuyla karşı karşıyayız.”

Siyasi partilerden ziyaret

Özel, farklı siyasi partilerden CHP Genel Merkezi’ne ziyaret talepleri olduğunu da belirtti:

“EMP bir ziyarette bulundu. İlk ziyaretçimiz onlardı. Ümit Bey beni aradı, ‘Yoldayım’ dedi. Ben de ‘Genel merkezdeyim’ dedim. ‘Gece yarısını geçebilir’ dedi. ‘Sabaha kadar buradayım’ dedim. Herhalde siyasi tarihimizin en enteresan ziyaretlerinden birisi bu gece yarısını geçince olacak.

Yarın için hemen hemen bütün siyasi partilerin, burada olan siyasi partilerin liderlerinin görüşme, ziyaret talepleri var. Onları karşılayacağız, ağırlayacağız. Çok sayıda çeşitli kurumlardan, kuruluşlardan talepler geliyor. Onları bir şekilde takvimlendireceğiz. Yarın, ondan sonraki gün buradayız.”

Genel merkeze yüz binler akın etti

Bu arada CHP Genel Merkezinin önü adeta insan seline dönüştü. CHP Genel Merkezi partililerin yoğun bir şekilde akın etmesi ile adeta tıklım tıklım doldu. Parti genel merkezinin önündeki partillere de seslenen Özgür Özel, burada da mücadele mesajı verdi.