Tasavvuf büyüklerinden Musa Topbaş Efendi’nin, Medine’de bir sohbet sırasında Urfa türküsü istemesi ve türkünün “Urfa’yı Hak saklasın, bir sevdiğim var içinde” bölümünde ağlaması, yıllar sonra anlatılan dikkat çekici hatıralardan biri olarak kayıtlara geçti.
Urfa’nın manevi şahsiyetlerinden merhum Mehmet Parmaksız Ağabey’in aktardığı hatıra, Musa Topbaş Efendi’nin Urfa’ya olan muhabbetini, hizmet ehline verdiği değeri ve yaşanan bir otobüs kazasıyla bağlantılı olarak gönüllerde derin iz bırakan bir hadiseyi ortaya koyuyor.
Mehmet Parmaksız Ağabey, Sami Efendi Hazretleri’nin Urfa’ya gelmesinin nasip olmadığını, ancak Musa Efendi’nin Urfa’yı birçok kez ziyaret ettiğini belirterek, “Sami Efendi Hazretleri’ne Urfa’ya gelmek nasip olmadı. Ama Musa Efendi çok geldi. 40 ihvan için gelir, iki gün kalır, günde iki defa sohbet ederdi. Her gelişinde mutlaka Harran’daki Hayatî Harrânî Hazretleri’ni ziyaret ederdi. İkramları genellikle kardeşler hazırlar vazife taksimi ile hizmet ederlerdi. Kimi kebabı hazırlar, kimi pişirir, kimi künefeyi yapardı. Musa Efendi bizim usulümüzü görünce gülerek; ‘Maşallah Urfalılar kendi işlerini kendileri yapıyorlar, hanımlarına hiç iş bırakmıyorlar’ derdi. Hizmet ehlini çok sever, özellikle takdir ve taltif eder idi. Hizmet ehlini nereye giderse gitsin seçer ayırır ve ona özel olarak davranırdı. Bazen gözlerin içine bakarak gülümser, bazen musafaha yapar veya nadiren sadır sadıra gelecek şekilde kucaklaşır bazen onun gönlünü alacak hediyeler verirdi” ifadelerini kullandı.
Umrede Yaşanan Kaza Hatırası
Mehmet Parmaksız Ağabey’in anlattığı hatıraya göre, Mekke-i Mükerreme’de umre sırasında bir grup, Altınoluk’un önünde otururken Adanalı Faruk Karabucak Ağabey, o gecenin Miraç gecesi olduğunu söyleyerek tespih namazı kılmayı teklif etti. Sabah namazının ardından Medine’ye gidecek olan kafile veda tavafını yaptı.
Tavaf sonrası Faruk Karabucak Ağabey’e neden tavafa katılmadığı sorulunca, Karabucak’ın Adana şivesiyle “Ağam ayakkabılarınıza bekçilik yaptık” diyerek latife yaptığı aktarıldı. Bu esnada Esad Ağabey’in Faruk Ağabey’in kulağına eğilerek, “Cenab-ı Hak imanla gitmeyi nasip eder ise inşallah öbür tarafta görüşürüz” dediği ifade edildi.
Kafile Mekke’den ayrıldıktan yaklaşık 50 kilometre sonra otobüsün devrildiği, kazada 22 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Mehmet Parmaksız Ağabey, kendi ailesinden de otobüste sekiz kişinin bulunduğunu, Esad Ağabey’in de kazada vefat ederek rahmet-i Rahman’a kavuştuğunu anlattı. Esad Ağabey’in Cennetü’l Mualla Kabristanı’na defnedildiği kaydedildi.
Son Anda Bile Kul Hakkı Hassasiyeti
Kazanın ardından yaşanan bir başka hadise ise vefat edenlerin kul hakkı konusundaki hassasiyetini ortaya koydu. Kazadan sonra eşyaların ve paraların etrafa saçıldığı, polislerin bunları toplayarak sahiplerine teslim etmeye çalıştığı anlatıldı.
Mehmet Parmaksız Ağabey, kendilerine cenazenin cebinden çıktığı söylenen para ve eşyaların teslim edildiğini, ancak eve gidildiğinde elbisenin kemerinden çıkan bir kâğıt sayesinde önemli bir ayrıntının fark edildiğini söyledi. Kâğıtta, otobüse binmeden önce kişinin üzerindeki para miktarını yazdığı görüldü. Polislerin teslim ettiği para sayıldığında 500 riyalin fazla verildiği anlaşıldı. Bunun üzerine fazla para götürülerek iade edildi.
Bu hadise, “son anında bile üzerinde hak bırakmadan gitmek” şeklinde yorumlandı.
Musa Efendi Medine’de Hüzünlenmişti
Hatıranın en dikkat çekici kısmı ise kazanın yaşandığı saatlerde Medine’de meydana geldi. Ankara’da Makro Turizm’in sahibinin aktardığına göre, otobüs kazasının olduğu anlarda Musa Topbaş Efendi Medine’de bir sohbetteydi. Sohbet sırasında hüzünlü olduğu görülen Musa Efendi, sohbetten sonra orada bulunanlara hiç mutadı olmadığı şekilde bir soru yöneltti.
Musa Efendi’nin, “İçinizde Urfalı var mı?” diye sorduğu, ardından da “Urfalıyım ezelden türküsünü söylemesini bilen var mı?” dediği aktarıldı. Oysa Musa Efendi’nin sohbetlerden önce veya sonra ilahi dahi söyletmediği ifade edildi.
Türkü söylenirken “Urfa’yı Hak saklasın, bir sevdiğim var içinde” bölümüne gelindiğinde Musa Efendi’nin ağlamaya başladığı belirtildi. Bu durum, o sırada yaşanan kazayla ve vefat edenlerle ilişkilendirilerek gönüllerde derin bir iz bırakan manevi bir hatıra olarak anlatıldı.
Urfa Muhabbeti ve Manevi Bağ
Musa Topbaş Efendi’nin Urfa’ya sık sık gelmesi, Harran’daki Hayatî Harrânî Hazretleri’ni ziyaret etmeyi ihmal etmemesi ve Urfalı hizmet ehline özel muhabbet göstermesi, hatıranın merkezinde yer alan Urfa sevgisini daha da anlamlı kılıyor.
Anlatılanlara göre Musa Efendi, Urfa’daki kardeşlerin hizmet anlayışını takdir eder, onların kendi işlerini kendilerinin yapmasından memnuniyet duyardı. Hizmet edenleri fark eder, gönüllerini alır, onları kimi zaman bir tebessümle, kimi zaman musafahayla, kimi zaman da hediyelerle taltif ederdi.
Medine’de bir sohbetin ardından Urfa türküsü istemesi ve türkünün belli bir bölümünde gözyaşlarına hâkim olamaması ise, sevenleri tarafından onun gönül dünyasındaki derin hassasiyetin bir tezahürü olarak değerlendirildi.
Söz konusu hatıra, 2018 Aralık tarihli Altınoluk Dergisi’nde Y. Selman Tan imzasıyla yayımlanan mülakattan kısmi olarak iktibas edilen anlatımlara dayanıyor.




