Türkiye makine sektörünün ihracatı yılın ilk 4 ayında artış gösterdi. Makine İhracatçıları Birliği verilerine göre, serbest bölgeler de dahil edildiğinde makine imalat sanayisinin konsolide ihracatı ocak-nisan döneminde 9,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.
Sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,5 artarken, miktar bazında ise yüzde 6,7 düşüş kaydedildi. Buna karşın kilogram başına ortalama ihracat fiyatının yüzde 12 artarak 8,6 dolara yükselmesi, değer bazında ihracatı yukarı taşıdı.
Böylece makine sektörü, geçen yılın aynı dönemine kıyasla 350 milyon dolar daha fazla ihracat geliri elde etti.
Yıllıklandırılmış ihracat 29,1 milyar dolar oldu
Makine sektöründe yıllıklandırılmış konsolide ihracat yüzde 1,3 artışla 29,1 milyar dolara yükseldi.
Aynı dönemde ithalatın yüzde 8,2 artarak 47,2 milyar dolara çıkması ise sektör açısından dikkat çeken başlıklar arasında yer aldı. İhracattaki artışa rağmen ithalattaki yükseliş, makine sanayisinde dış ticaret dengesi ve yerli üretimin korunması tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.
En yüksek ihracat Almanya’ya yapıldı
Ocak-nisan döneminde makine sektörünün en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya oldu. Almanya’ya yapılan ihracat yüzde 14,1 artışla 1,1 milyar dolara ulaştı.
Almanya’yı yüzde 39,5 artış ve 767 milyon dolarla ABD takip etti. Üçüncü sırada ise yüzde 12,7 yükseliş ve 442 milyon dolarlık ihracatla İtalya yer aldı.
Buna karşılık Irak, Rusya ve Polonya, sektörün en çok daralma yaşadığı büyük pazarlar olarak kayıtlara geçti.
İçten yanmalı motor ve aksamları ilk sırada
Alt sektörlere bakıldığında en yüksek ihracat “içten yanmalı motor ve aksamları” grubunda gerçekleşti. Bu alandaki ihracat 867 milyon dolar oldu.
İkinci sırada 629 milyon dolarla “inşaat ve madencilik makineleri”, üçüncü sırada ise 530 milyon dolarla “pompa ve kompresörler” yer aldı.
Oransal bazda en güçlü artış “türbin, turbojet ve hidrolik silindirler” grubunda yaşandı. Bu alt sektörün ihracatı yüzde 40,1 yükseldi. En sert düşüş ise yüzde 52,2 ile “deri işleme makineleri” ihracatında görüldü.
Yılmaz: Güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz
Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ticaret ortamında enerji maliyetleri, savaşlar, korumacılık politikaları ve savunma sanayisine yönelen yatırımların sektör açısından yeni bir tablo oluşturduğunu belirtti.
Avrupa’nın Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle enerji tedarikinde uzun süredir ek maliyetlere katlandığını ifade eden Yılmaz, ABD/İsrail-İran Savaşı kaynaklı ilave enerji maliyetlerinin de Avrupa sanayisi üzerinde baskı oluşturduğunu söyledi.
Yılmaz, ülkelerin böyle bir dönemde dahi savunma sanayisine ayırdığı bütçeyi artırdığına dikkati çekerek, makine sanayisinin yüksek teknoloji üreten hatlarının savunma sanayisinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle uyumlu hale gelmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin tüm ticari muhataplarıyla diyalog kurabilen bir konumda olduğunu ifade eden Yılmaz, Türk makinesinin güvenilir ve esnek çözüm ortağı kimliğini güçlendirmek istediklerini belirtti.
Yılmaz, “Batının siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken doğunun teknolojik ham madde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz” dedi.
Finansman kanallarının açık tutulması vurgusu
MAİB Başkanı Yılmaz, küresel rekabette öne çıkmak isteyen firmaların finansal hareket alanını genişletecek yapısal adımların önemine işaret etti.
Yatırım Teşvik Paketi ile gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini imalatçı sektörler açısından stratejik bir adım olarak desteklediklerini belirten Yılmaz, düzenlemenin hem yerli tedarik zincirinin korunması hem de firmaların küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmesi açısından önemli olduğunu söyledi.
Yılmaz, finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesinin bu adımların kalıcı etkiye dönüşmesine katkı sağlayacağını kaydetti.
“Kaynaklar stratejik sektörlere yönlendirilmeli”
Sevda Kayhan Yılmaz, TL kredilerdeki bazı istisnaların yabancı para kredilerde yalnızca İhracatı Geliştirme AŞ kapsamıyla sınırlandırılmasının uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırdığını dile getirdi.
Finansal enstrümanların vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bütüncül bir yaklaşımla kurgulanması gerektiğini belirten Yılmaz, sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inandıklarını ifade etti.
Kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin gerisinde kaldığı uzun bir dönem yaşandığını söyleyen Yılmaz, bunun ihracatçıyı dış rekabette dezavantajlı hale getirdiğini belirtti.
Yılmaz, finansal piyasalardaki teknik tıkanıklıkların giderilmesi ve kaynakların teknoloji geliştiren stratejik sektörlere seçici şekilde yönlendirilmesinin Türkiye ekonomisini hızlı şekilde canlandıracağını vurguladı.
Cari açık ve enflasyonla mücadelede sanayi vurgusu
Yılmaz, sanayideki mevcut kapasite ve potansiyelin bütüncül bir stratejiyle yüksek verimliliğe dönüştürülmesinin Türkiye ekonomisi açısından kritik öneme sahip olduğunu söyledi.
Makine sektörünün yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesiyle cari açık ve enflasyonla mücadelede güçlü bir araç olabileceğini belirten Yılmaz, yerli üretimin güçlendirilmesi ve teknoloji odaklı sektörlerin desteklenmesi gerektiğini ifade etti.





