Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarında öne çıkardığı “Made in Europe” yaklaşımı, üretimden enerji kullanımına, tedarik zincirlerinden kamu alımlarına uzanan geniş kapsamlı bir dönüşümü zorunlu kılıyor. Türkiye açısından bu yeni çerçevenin, bir yandan ihracat fırsatlarını büyütebileceği, diğer yandan uyum sağlanmadığı takdirde maliyet baskısı ve pazar kaybı riskini artırabileceği değerlendiriliyor.
Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, Avrupa’da yerli üretimi güçlendirmeye dönük bu yaklaşımın Türkiye’nin ihracat yapısı ve sanayi rekabeti üzerinde belirleyici sonuçlar doğuracağını söyledi. Karadeniz, sürecin “yeni bir rekabet dönemine” işaret ettiğini vurguladı.
“Doğru strateji yeni ihracat fırsatları yaratabilir”
Avrupa pazarına erişimde sürdürülebilirlik, yerelleşme ve üretim standartlarına uyumun daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Karadeniz, firmalar açısından tabloyu şöyle özetledi:
“Uyum sağlayan firmalar rekabet avantajı elde edecek, uyum sağlayamayanlar ise maliyet artışı ve pazar kaybı riskiyle karşılaşacak.”
Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve esnek sanayi yapısıyla dönüşüme uyum sağlayabilecek potansiyele sahip olduğunu belirten Karadeniz, bunun için kamu ve özel sektörün eşgüdüm içinde hareket etmesinin kritik olduğunu kaydetti. Zamanında atılacak adımların, Türkiye’nin Avrupa pazarındaki konumunu güçlendirebileceğini ve yeni ihracat kanalları açabileceğini ifade etti.
“Türkiye’siz Avrupa sanayisi eksik kalır”
Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki rolünün stratejik olduğuna işaret eden Karadeniz, üretim ağlarının bütünlüğünün korunmasının hem rekabetçilik hem de tedarik güvenliği açısından önemli olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin dışarıda kalmasının yalnızca ticari değil, bölgesel ekonomik istikrar bakımından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Gümrük Birliği vurgusu
Karadeniz’e göre sürecin en kritik başlıklarından biri, Türkiye-AB ekonomik entegrasyonunun yeni sanayi politikalarına uyumlu biçimde güçlendirilmesi. Bu çerçevede Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin belirleyici olabileceğini ifade eden Karadeniz, entegrasyonun derinleştirilmemesi halinde üretim ağlarında zayıflama riskine dikkat çekti.
“Türkiye’nin yeni sanayi mekanizmalarına daha fazla dahil edilmesi ve ekonomik iş birliğinin ticaret, teknoloji ve sürdürülebilirlik alanlarındaki güncel koşullara uygun şekilde modernize edilmesi önem taşıyor.”
Karadeniz, Avrupa’daki dönüşümün yalnızca üretim politikalarıyla sınırlı kalmadığını; yeşil dönüşüm, dijitalleşme, teknoloji yatırımları ve tedarik güvenliği gibi stratejik başlıkları da kapsadığını belirterek, Türkiye’nin bu sürecin dışında değil, aktif bir parçası olarak konumlanmasının kritik olduğunu vurguladı.




