Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Hipnoz beynin anlamlandırma süreçlerini destekliyor

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin yalnızca farklı bir bilinç durumu oluşturmadığını, beynin dikkat, algı, anlamlandırma ve davranış süreçleriyle de ilişkili olduğunu belirtti. Tarhan, klinik hipnoz sırasında kişinin kontrolünü tamamen kaybetmediğini ve farkındalığını koruyabildiğini söyledi.

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnoterapinin yalnızca farklı bir bilinç

Hipnoterapinin psikiyatri ve nörobilim alanındaki çalışmalarla birlikte daha fazla gündeme geldiğini belirten Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, NPİSTANBUL Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hipnozun beynin dikkat, algı, öğrenme, hafıza, duygu ve davranış süreçleriyle yakından ilişkili olduğunu ifade etti.

Tarhan, hipnozun yalnızca farklı bir bilinç durumu oluşturmakla sınırlı olmadığını belirterek, beynin dikkat, anlamlandırma ve davranış süreçleri üzerindeki etkilerinin de araştırıldığını söyledi.

Hipnoz farklı bilinç durumlarıyla ilişkili

Hipnoz sırasında kişinin terapötik amaçla farklı bir bilinç durumuna geçebildiğini anlatan Tarhan, bunun disosiyasyon kavramıyla açıklanabileceğini belirtti.

Beynin farklı bilinç durumlarına geçebilme özelliğinin hipnoterapinin nörobiyolojik temelini oluşturan unsurlardan biri olduğunu ifade eden Tarhan, bu süreçlerin beyin görüntüleme yöntemleriyle de incelenebildiğini söyledi.

Beyin ağları hipnotik süreçte öne çıkıyor

Tarhan, beyindeki yapısal ve işlevsel bağlantıların Difüzyon Tensör Görüntüleme (DTI) ve fonksiyonel Manyetik Rezonans (MR) gibi yöntemlerle incelenebildiğini belirtti.

Özellikle “default mode network” olarak adlandırılan varsayılan ağın kişinin hayal kurduğu, iç dünyasına yöneldiği, kendisi ve yaşamındaki konumu üzerine düşündüğü süreçlerde etkinleştiğini ifade etti.

Tarhan, hipnoz araştırmalarında merkezi yürütme ağı, önem ve öncelik ağı ile varsayılan ağın öne çıktığını belirtti.

Yeni bakış açıları geliştirmeye destek olabilir

Klinik hipnozun kişinin yalnızca probleminin farkına varmasına değil, sorun karşısında harekete geçmesine ve yeni bakış açıları geliştirmesine de destek olabileceğini belirten Tarhan, zihinsel imgelemede rol oynayan bazı beyin bölgelerinin hipnotik süreç sırasında etkinleşebildiğini söyledi.

“Amaç yalnızca mutlu olmak olmamalı”

Modern yaşamda dijital teknolojilerin hızlı ödül ve haz arayışını güçlendirebildiğine dikkat çeken Tarhan, bunun insanları sürekli dopamin arayışına yöneltebildiğini ifade etti.

Haz ile mutluluğun birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Tarhan, yaşamın amacının yalnızca mutlu olmak değil, anlamlı ve dayanıklı bir yaşam sürdürebilmek olması gerektiğini söyledi.

Hipnotik telkin bilişsel süreçleri etkileyebiliyor

Hipnotik telkinlerin algı ve davranış üzerinde değişiklik oluşturabileceğini gösteren araştırmalara değinen Tarhan, Stroop testi üzerinden örnek verdi.

Kelimenin anlamı ile yazı renginin farklı olduğu durumlarda kişinin yanıt süresinin uzayabildiğini ve hata oranının artabildiğini belirten Tarhan, yüksek derecede hipnotize edilebilir kişilerde yalnızca renge odaklanılması yönündeki telkinin bu etkinin azalmasına yardımcı olabildiğini söyledi.

Tarhan, siyah-beyaz görüntülere bakarken renk görme telkini verilen bazı kişilerde beynin renk işleme bölgelerinin etkinleştiğini gösteren çalışmalar bulunduğunu da ifade etti.

Bu sonuçların hipnotik telkinin bilişsel süreçler üzerinde “üstten aşağıya” bir etki oluşturabileceğine işaret ettiğini belirten Tarhan, hipnoterapinin uyku sorunları, stres yönetimi, ağrı ve bazı davranışsal sağlık sorunlarındaki etkilerinin de araştırıldığını söyledi.

Klinik hipnozda kişi kontrolünü kaybetmiyor

Hipnozla ilgili en yaygın yanlış algılardan birinin kişinin kontrolünü tamamen kaybettiği düşüncesi olduğunu belirten Tarhan, klinik hipnozun böyle bir durum olmadığını vurguladı.

Tarhan, “Hipnoterapi sırasında kişi farkındalığını koruyabilir, süreci hatırlayabilir ve hatta iletişim kurabilir.” dedi.

Hipnoterapinin temel aşamalarının farkındalık, odaklanma ve gevşeme olarak ele alınabileceğini ifade eden Tarhan, kişinin terapiye gönüllü olmasının ve üzerinde çalışılacak konunun önceden belirlenmesinin önem taşıdığını kaydetti.

Hipnoterapi kişiye göre şekillendirilmeli

Tedavi öncesinde kişinin sorunlarının, güçlü ve zayıf yönlerinin, kendilik şemalarının ve tetikleyicilerinin değerlendirilmesi gerektiğini belirten Tarhan, hipnoterapinin sistematik bir tedavi sürecinin parçası olarak uygulanabileceğini ifade etti.

Duygu ve tekrar öğrenmeyi güçlendirebilir

Beynin öğrenme ve hafıza süreçlerinde duygu ile tekrarın önemli rol oynadığını belirten Tarhan, bir bilginin duyguyla ilişkilendirildiğinde daha kalıcı hale gelebileceğini söyledi.

Tekrarlanan bilgilerin zamanla davranışa ve alışkanlığa dönüşebileceğini ifade eden Tarhan, otohipnoz tekniklerinin öğretilmesinin terapide elde edilen kazanımların günlük yaşama taşınmasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Tarhan, “Kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve niçin” sorularından oluşan 5N1K yaklaşımının da bilgiyi anlamlandırmaya yardımcı olabileceğini söyledi.

Nörofeedback ile beyin süreçleri düzenlenebilir

Nörofeedback uygulamalarına da değinen Tarhan, kişinin kendi beyin dalgalarına ilişkin geri bildirim almasının dikkat ve stres yönetimi gibi becerilerin geliştirilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Beynin yürütücü işlevlerinden sorumlu frontal bölgeyi bir orkestra şefine benzeten Tarhan, nörofeedback ile kişinin beyin süreçlerini daha iyi düzenlemeyi öğrenebileceğini belirtti.

Hipnoz uykuya benziyor ancak uykudan farklı

Hipnozun uykuya benzeyen ancak uykudan farklı bir bilinç durumu olduğunu vurgulayan Tarhan, hipnoz sırasında kişinin bilincinin açık kalabileceğini söyledi.

Beynin algılama ve yorumlama biçiminin fiziksel deneyimler üzerinde önemli rol oynadığına dikkat çeken Tarhan, fantom ağrıyı buna örnek gösterdi.

Uzvu ampute edilen bazı kişilerin olmayan uzuvlarında ağrı veya hareket hissedebilmesinin beynin bedensel algıyı nasıl oluşturduğunu gösteren örneklerden biri olduğunu ifade etti.

Reklamı Geç