Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Hafızayı korumanın sırrı: Beyni gereksiz bilgilerden arındırmak

Anahtarınızı nereye koyduğunuzu unutmak, bir odaya girince neden orada olduğunuzu hatırlayamamak ya da yıllar önce yaşanan bir olayı tüm ayrıntılarıyla anımsarken dün tanışılan kişinin adını çıkaramamak her zaman hastalık belirtisi olmayabilir. Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Kurt, unutmanın beynin bir hatası değil, gereksiz bilgileri ayıklamasını ve yeni bilgilere yer açmasını sağlayan doğal bir mekanizma olduğunu belirtiyor.

Anahtarınızı nereye koyduğunuzu unutmak, bir odaya girince neden orada olduğunuzu

İnsan beyni her gün milyonlarca uyaranla karşılaşıyor. Görüntüler, sesler, konuşmalar, sosyal medya içerikleri, bildirimler ve günlük yaşamın ayrıntıları sürekli olarak zihne ulaşıyor. Ancak beynin bütün bu bilgileri aynı ayrıntıyla saklaması hem mümkün değil hem de gerekli görülmüyor.

Prof. Dr. Murat Kurt’a göre sağlıklı hafıza yalnızca bilgiyi saklayan değil, aynı zamanda gereksiz bilgiyi ayıklayabilen bir sistem olarak çalışıyor.

Kurt, unutmanın çoğu zaman hafızanın bozulduğu anlamına gelmediğini, aksine beynin önemli ile önemsiz arasında seçim yapabilmesinin doğal sonucu olduğunu vurguluyor.

Beyin bir depo değil, editör gibi çalışıyor

Hafızanın kusursuz çalışan bir kayıt cihazı olmadığını belirten Prof. Dr. Kurt, beynin karşılaştığı her bilgiyi olduğu gibi saklamadığını ifade ediyor.

Dikkat, duygu, anlam ve tekrar gibi faktörler hangi bilginin daha güçlü şekilde hafızada tutulacağını belirliyor.

Bir bilginin sık tekrarlanması, özellikle de güçlü bir duyguyla birlikte yaşanması halinde ilgili sinir ağları daha fazla etkinleşiyor. Bu nedenle travmatik olaylar, yoğun endişeler veya zihni sürekli meşgul eden düşünceler diğer bilgilere göre daha kalıcı hale gelebiliyor.

Kurt, bu durumu “Beyin bir depo değil, bir editördür” sözleriyle açıklıyor.

Sosyal medya zihinsel yükü artırabiliyor

Günümüzde hafızayı etkileyen önemli unsurlardan biri de sürekli dijital içerik tüketimi.

Telefon ekranında arka arkaya görüntülenen videolar, mesajlar, paylaşımlar ve bildirimler çoğu zaman derinlemesine işlenmeden bir sonraki içeriğe bırakılıyor.

Prof. Dr. Kurt, tekrarın tek başına güçlü bir hafıza oluşturmadığını; bilginin dikkatle ve anlamlı biçimde işlenmesinin de gerekli olduğunu belirtiyor.

Dijital ortamda hızla tüketilen içeriklerin çoğu yüzeysel dikkat düzeyinde işlendiği için kalıcı hafıza izi bırakmayabiliyor.

Bu durumun çok sık tekrarlanması ise zihni gereksiz bilgilerle meşgul ederek gerçekten önemli bilgilerin öğrenilmesini zorlaştırabiliyor.

Sürekli bildirim ve çoklu görev hafızayı zorluyor

Modern yaşamda insanlar yalnızca çalışırken değil; yürürken, yemek yerken, beklerken hatta dinlenirken bile ekranlara bakıyor.

Sürekli uyaranlara maruz kalmak, beynin dikkatini yeniden düzenlemesini ve bilgiyi derinlemesine işlemesini güçleştirebiliyor.

Özellikle aynı anda birden fazla işi yapma alışkanlığı, sık sık telefon kontrol etmek ve yoğun çalışma temposu kısa süreli unutkanlıkları artırabiliyor.

Uzmanlara göre bu tür durumlarda problem her zaman hafızanın kendisinde değil, dikkatin sürekli bölünmesinde yatıyor.

Neden odaya girince ne yapacağımızı unutuyoruz?

Bir odaya girip birkaç saniye sonra neden oraya geldiğini unutmak, birçok kişinin yaşadığı günlük durumlardan biri.

Psikolojide “kapı eşiği etkisi” olarak adlandırılan bu durum, beynin bir ortamdan başka bir ortama geçerken bağlamı güncellemesiyle açıklanıyor.

Yeni bir ortama girildiğinde çalışma belleğinde tutulan bilgi kısa süreliğine dikkatin merkezinden çıkabiliyor.

Bu nedenle kişi ne yapmak için odaya geldiğini bir anlığına unutabiliyor.

Prof. Dr. Kurt, yoğun iş temposu, sık dikkat bölünmesi ve aynı anda çok sayıda işle uğraşmanın bu durumu daha sık hale getirebileceğini belirtiyor.

Çoğu zaman birkaç saniye durmak, yeniden odaklanmak veya önceki bağlamı hatırlatan bir ipucuyla karşılaşmak bilginin tekrar hatırlanmasını sağlıyor.

Her unutkanlık hastalık belirtisi değil

Toplumda yaygın inanışlardan biri, unutkanlığın doğrudan yaşlanma veya demans belirtisi olduğu yönünde.

Ancak uzmanlara göre zaman zaman;

  • isim unutmak,
  • anahtarın yerini karıştırmak,
  • bir randevuyu geç hatırlamak,
  • odaya neden girildiğini unutmak

tek başına ciddi bir sağlık problemini göstermeyebilir.

Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığı da hafıza performansını etkileyebiliyor.

Hangi unutkanlıklarda uzman değerlendirmesi gerekiyor?

Unutkanlığın günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemeye başlaması ise daha dikkatli değerlendirilmesi gereken bir durum.

Özellikle;

  • aynı soruları sürekli tekrarlamak,
  • tanıdık ortamlarda yön bulmakta zorlanmak,
  • günlük işleri yapamamak,
  • para yönetiminde güçlük yaşamak,
  • unutkanlığın zaman içerisinde belirgin şekilde artması

gibi durumlarda uzman değerlendirmesi öneriliyor.

Prof. Dr. Kurt, günlük yaşamı aksatmaya başlayan veya giderek kötüleşen unutkanlığın tıbbi açıdan değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Travmatik anılar neden kolay unutulmuyor?

Beynin bazı gereksiz ayrıntıları hızla elemesine karşın travmatik olayların yıllarca hatırlanabilmesi de hafızanın çalışma biçimiyle ilişkili.

Güçlü duygularla birlikte yaşanan olaylar beyinde daha güçlü izler bırakabiliyor.

Bir travma veya olumsuz düşünce sürekli olarak zihinde tekrarlandığında, ilgili sinir ağları tekrar tekrar etkinleşiyor ve anının kalıcılığı artabiliyor.

Bu nedenle travmatik anılar tamamen ortadan kalkmak yerine belirli sesler, görüntüler, yerler veya başka ipuçlarıyla yeniden hatırlanabiliyor.

Kötü anıların etkisini azaltmak mümkün

Travmatik veya olumsuz anıların tamamen silinmesi mümkün olmasa da, bu anıların kişi üzerindeki duygusal etkisinin azaltılabileceği belirtiliyor.

Prof. Dr. Kurt’a göre burada amaç anıyı tamamen ortadan kaldırmak değil, kişinin o anıyla kurduğu ilişkiyi değiştirmek.

Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destek, travmatik anıların günlük yaşam üzerindeki etkisinin azaltılmasına yardımcı olabiliyor.

Hafızayı güçlü tutmanın yolları

Uzmanlar hafızayı koruyan tek bir mucize yöntem bulunmadığını vurguluyor.

Bunun yerine günlük yaşam alışkanlıklarının beyin sağlığının korunmasında daha önemli olduğu belirtiliyor.

Prof. Dr. Kurt’un önerileri şöyle:

  • Kaliteli ve düzenli uyku
  • Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite
  • Yeni beceriler öğrenmek
  • Günlük rutinin zaman zaman dışına çıkmak
  • Zihinsel merakı canlı tutmak
  • Güçlü sosyal ilişkiler kurmak
  • Dengeli beslenmek
  • Stresi yönetmek
  • Çalışırken dikkati sürekli bölen alışkanlıklardan kaçınmak
  • Bilgiyi yüzeysel değil, odaklanarak öğrenmek

“İyi çalışan beyin gerektiğinde unutabilen beyindir”

Hafızanın sağlıklı çalışabilmesi için yalnızca hatırlama kapasitesinin değil, gereksiz bilgileri eleme becerisinin de önemli olduğu belirtiliyor.

Prof. Dr. Kurt, güçlü hafızanın temelinin beynin her şeyi depolaması değil, önemli bilgiyi seçebilmesi olduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulunuyor:

“Hafızayı güçlendirmek için mucize yöntemler aramak yerine beynimizi koruyan yaşam alışkanlıklarına odaklanmalıyız. Düzenli uyku, fiziksel hareket, zihinsel merak, sosyal yaşam ve odaklanarak öğrenme, hafızamız için yapabileceğimiz en değerli yatırımlardır. İyi çalışan bir beyin sadece hatırlayan değil, gerektiğinde unutabilen beyindir.”