Bazen tartışmaların merkezinde görünen isimler değil, görünmeyen hesaplar vardır.
Önceki gün kaleme aldığım “Hırsınızın kurbanı olmayın, Konya’ya zarar vermeyin” başlıklı yazının ardından çok sayıda telefon ve mesaj aldım.
Farklı görüşlerden insanların büyük bölümü aslında aynı noktaya temas ediyordu.
Konya Ticaret Odası’nın üyeler tarafından yönetilmesi gereken bir kurum olduğu, üyelerin iradesi üzerinde vesayet kurulmasına yönelik her girişimin karşısında durulması gerektiği ifade ediliyordu.
Aslında ilk yazıda sorduğumuz soru da buydu.
Konya’nın kurumlarını üyeler mi yönetecek, yoksa perde arkasında pozisyon almaya çalışan küçük gruplar mı?
Gelen geri dönüşler gösteriyor ki birçok kişinin baktığı yer Selçuk Öztürk ya da Konya Ticaret Odası değil.
Tartışmanın merkezinde kaybedilen eski etki alanları ve yeniden kurulmak istenen güç dengeleri görülüyor.
Çünkü bazıları için mesele seçim değil, kaybedilen nüfuz alanlarını yeniden tahkim etme meselesi.
Konyalılar artık şunu görüyor:
Bazı isimler gerçekten aday olmak için değil, birilerinin yeniden masaya oturabilmesi için adaylaştırılıyor.
Çünkü bazen amaç seçimi kazanmak değildir.
Amaç, seçim üzerinden yeniden ağırlık üretmek, yeniden pazarlık gücü elde etmek ve kaybedilen mevzileri geri almaktır.
Bu yüzden şehir artık öndeki isimden çok, ipleri elinde tutanları merak ediyor.
Zira Konyalılar uzun zamandır gölgeyle değil, gölgenin sahibiyle ilgileniyor.
Belki de bu yüzden birçok kişi bugün yaşananları sadece bir oda seçimi tartışması olarak görmüyor.
Geçtiğimiz dönemlerde farklı oda seçimlerinde şehirde ciddi kırılmalara ve kırgınlıklara yol açan organizasyon ve operasyon süreçlerinde rol alan bazı isimlerin bugün yeniden aynı fotoğrafın içinde yer alması, ister istemez hafızaları tazeliyor.
Bu nedenle insanlar artık sadece sahnedeki aktörlere değil, o aktörleri aynı hedef doğrultusunda bir araya getiren iradeye de bakıyor.
Çünkü bazıları için değişen sadece isimler oluyor, hesaplar değil.
Konyalılar bugün şehirde oluşan birlik ve beraberlik tablosundan memnun.
Dün gün boyu izledim, Uğur Başkan, AK Parti il ilçe teşkilatlarları, milletvekilleri, ilçe belediye başkanları bir uyum gösteriyor, burada tabi Uğur İbrahim Altay Başkan ile Fatih Özgökçen’in konulara hasbi yaklaşmasının çok önemli olduğunu da düşünüyorum.
Özellikle Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile AK Parti İl Başkanı Fatih Özgökçen’in ortaya koyduğu bu uyumlu çalışma anlayışının şehirde ciddi karşılık bulduğu görülüyor.
İnsanlar kurumların birbirleriyle çatıştığı, kişisel hesapların şehrin önüne geçtiği dönemleri geride bırakmak istiyor.
Birbirleriyle kavga eden, karşılaştığında tokalaşmayan, şehir meselelerini ortak akıl yerine güç mücadeleleriyle çözmeye çalışan eski Konya anlayışını yeniden görmek istemiyor.
O anlayışın uzantılarının farklı isimler üzerinden yeniden etkili hâle getirilmesine de sıcak bakmıyor.
Belki de bazı çevreleri asıl rahatsız eden şey tam olarak budur.
Çünkü şehir artık birkaç kişinin işaret ettiği yöne değil, ortak aklın gösterdiği yöne bakıyor.
Anlaşılan o ki bazıları kaybettikleri mevzileri odalar ve sivil toplum kuruluşları üzerinden yeniden kazanmaya çalışıyor.
Ancak şehir başka bir noktaya geldi.
Dünya değişiyor.
Türkiye değişiyor.
Konya da değişiyor.
Otuz yıl önceki alışkanlıklarla bugünün dünyasını yönetmek mümkün olmadığı gibi, otuz yıl önceki yöntemlerle bugünün Konya’sını yönetmek de mümkün değil.
Yeni nesil iş insanları farklı düşünüyor.
Yeni nesil yöneticiler farklı düşünüyor.
Daha fazla istişare isteyen, daha fazla ortak akla inanan ve kurumları kişilerin değil, şehrin ortak değeri olarak gören yeni bir anlayış güç kazanıyor.
Bugün Konya’da oluşan birlik ve beraberlik iklimi de bunun bir sonucu.
Bu değişimi durdurmak mümkün görünmüyor.
Çünkü mesele artık kişiler meselesi değil.
Mesele, şehrin geleceği meselesi.
Belki de bugün yaşanan tartışmaların özeti tam olarak budur:
Birileri eski Konya’yı geri çağırmaya çalışıyor, şehir ise yeni Konya’da kalmak istiyor.
Konya’nın geleceği eski hesaplarla değil, ortak akılla şekillenecek.
Çünkü artık şehirde eski alışkanlıkların değil, yeni gerçeklerin sözü geçiyor.



