Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Dünyanın en pahalı şehirleri açıklandı: Türkiye iPhone fiyatında zirvede

Deutsche Bank tarafından hazırlanan “Dünyanın Fiyatlarını Haritalamak” raporu, 69 şehirde yaşam maliyetinden konut fiyatlarına, maaşlardan ulaşım giderlerine kadar çok sayıda kalemi karşılaştırdı. Zürih ve Cenevre dünyanın en pahalı şehirleri arasında öne çıkarken, Lüksemburg yaşam kalitesinde ilk sıraya yerleşti. Raporda Türkiye’ye ilişkin en dikkat çekici sonuç ise iPhone fiyatlarında ortaya çıktı. Türkiye’de bir iPhone’un fiyatının ABD’deki satış fiyatının yaklaşık 2,2 katına ulaştığı ve incelenen 41 ekonomi arasında en yüksek oranın Türkiye’de bulunduğu belirtildi.

Deutsche Bank tarafından hazırlanan “Dünyanın Fiyatlarını Haritalamak” raporu, 69 şehirde

Deutsche Bank Araştırma Birimi, küresel şehirlerdeki yaşam maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını karşılaştırdığı “Mapping the World’s Prices”, Türkçesiyle “Dünyanın Fiyatlarını Haritalamak” raporunun onuncu baskısını yayımladı.

Jim Reid ve Galina Pozdnyakova tarafından hazırlanan raporda, dünyanın farklı bölgelerinden 69 şehir mercek altına alındı. Araştırmada konut kiraları, ev fiyatları, maaşlar, ulaşım giderleri, restoran harcamaları, kahve, taksi, akaryakıt, telefon ve giyim gibi günlük yaşamın temel harcama kalemleri karşılaştırıldı.

Raporda kentlerin yalnızca pahalı ya da ucuz olup olmadığı değil, gelir seviyesi, satın alma gücü ve yaşam kalitesi gibi göstergeler de değerlendirildi.

Zürih ve Cenevre pahalılıkta zirve yarışını sürdürüyor

Araştırmaya göre İsviçre’nin Zürih ve Cenevre şehirleri, dünyanın en pahalı kentleri arasındaki yerini korudu.

Yüksek maaş seviyelerinin yanı sıra konut, ulaşım, restoran ve hizmet fiyatlarıyla öne çıkan iki İsviçre kentini Tel Aviv, New York ve San Francisco takip etti.

Raporda, özellikle büyük finans ve teknoloji merkezlerinde yüksek gelir seviyelerinin tüketici fiyatlarını ve konut maliyetlerini yukarı çektiğine işaret edildi.

New York ve San Francisco’da kira ile konut fiyatlarının yaşam maliyetinin en önemli bölümünü oluşturduğu, Tel Aviv’de ise günlük tüketim ürünlerinden restoran harcamalarına kadar birçok kalemde dikkat çekici fiyat artışları yaşandığı belirtildi.

Tokyo gelişmiş ülkeler arasında “ucuz şehir” olarak öne çıktı

Raporda en dikkat çekici sonuçlardan biri Japonya’nın başkenti Tokyo’ya ilişkin veriler oldu.

Tokyo, dünyanın en büyük ve en gelişmiş şehirlerinden biri olmasına rağmen diğer küresel finans merkezleriyle karşılaştırıldığında görece ucuz bir şehir olarak öne çıktı.

Deutsche Bank, Japonya’da uzun yıllardır devam eden düşük enflasyon, ücretlerdeki sınırlı artış ve Japon yenindeki değer kaybının Tokyo’daki fiyatları uluslararası karşılaştırmalarda aşağı çektiğini belirtti.

Satın alma gücü paritesine göre Tokyo’nun fiyat seviyesinin 1990’lı yılların ortasında 173 puan seviyesinde bulunduğu, bugün ise yaklaşık 60 puana kadar gerilediği ifade edildi.

Tokyo’da akşam yemeği New York’un üçte biri seviyesinde

Raporda, Tokyo’daki restoran ve konut fiyatlarına ilişkin karşılaştırmalara da yer verildi.

Buna göre Tokyo’da iki kişilik bir akşam yemeğinin maliyeti, New York ve Zürih’teki benzer bir yemeğin yaklaşık üçte biri seviyesinde bulunuyor.

Tokyo’da üç yatak odalı bir dairenin kirasının ise New York’taki benzer büyüklükteki bir dairenin yaklaşık dörtte biri düzeyinde olduğu belirtildi.

Bu sonuçların, Japonya’nın küresel fiyat sıralamasında son yıllarda belirgin şekilde gerilediğini gösterdiği kaydedildi.

Yaşam kalitesinde Lüksemburg ilk sırada

Deutsche Bank raporunda şehirler yaşam kalitesi açısından da sıralandı.

Lüksemburg, ikinci yıl üst üste yaşam kalitesi bakımından dünyanın en iyi şehri seçildi.

Lüksemburg’u Kopenhag, Amsterdam, Viyana ve Münih takip etti. Bu şehirlerin yüksek gelir düzeyi, güvenlik, sağlık hizmetleri, toplu ulaşım imkanları ve çevresel şartlar bakımından öne çıktığı belirtildi.

Lüksemburg’da toplu taşımanın ücretsiz olması da kentin yaşam kalitesi sıralamasında üst sıralarda yer almasını sağlayan önemli unsurlardan biri olarak gösterildi.

Küresel finans merkezleri yaşam kalitesinde geride kaldı

Paris, New York, Londra ve Hong Kong gibi dünyanın önde gelen finans merkezleri ise yüksek gelir seviyelerine rağmen yaşam kalitesi sıralamasında daha alt sıralarda yer aldı.

Raporda bu durumun başlıca nedenleri arasında yüksek konut ve kira fiyatları, uzun işe gidiş-geliş süreleri, trafik yoğunluğu, hava kirliliği ve kalabalık nüfus gösterildi.

Özellikle New York, Londra ve Hong Kong’da konut maliyetlerinin hane gelirleri üzerinde önemli baskı oluşturduğu ifade edildi.

Maaşlarda Zürih liderliğini korudu

Küresel maaş karşılaştırmasında da Zürih ilk sırada yer aldı.

Zürih’i San Francisco, Cenevre, Boston ve New York takip etti.

Bu şehirlerde maaşların yüksek olmasına karşın yaşam maliyetlerinin de aynı ölçüde yüksek olduğu vurgulandı. Raporda, yüksek gelirlerin her zaman daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğine dikkat çekildi.

Kira, sağlık, ulaşım ve günlük tüketim harcamalarının yüksek olduğu kentlerde maaşların önemli bölümünün temel ihtiyaçlara ayrıldığı belirtildi.

Budapeşte, Prag ve Varşova’da maaşlar hızla yükseldi

Raporun son 10 yıllık verilerine göre Orta ve Doğu Avrupa şehirlerinde maaşlarda önemli artışlar yaşandı.

Budapeşte’de maaşlar 10 yılda yüzde 161 artarken, Prag’da yüzde 121 ve Varşova’da yüzde 120 oranında yükseldi.

Bu şehirlerde ücret artışlarının Batı Avrupa’ya kıyasla daha hızlı gerçekleştiği, ancak konut ve tüketici fiyatlarının da aynı dönemde önemli ölçüde arttığı ifade edildi.

Hong Kong emlakta dünyanın en pahalı şehri

Konut ve emlak fiyatlarında Hong Kong, dünyanın en pahalı şehri konumunu korudu.

Hong Kong’daki emlak fiyatlarının pandemi öncesi dönemin yaklaşık yüzde 10 altında bulunmasına rağmen diğer kentlere kıyasla hâlâ son derece yüksek seviyede olduğu belirtildi.

Raporda, sınırlı arazi arzı, yoğun nüfus ve güçlü yatırım talebinin Hong Kong’daki konut fiyatlarını yüksek tutmaya devam ettiği kaydedildi.

Hong Kong’u emlak fiyatlarında Zürih, Seul, Singapur ve Cenevre takip etti.

Seul’de teknoloji sektörü konut fiyatlarını artırdı

Güney Kore’nin başkenti Seul, konut fiyatlarında dünyanın en pahalı şehirleri arasına girdi.

Raporda, teknoloji sektöründeki büyümenin ve yüksek gelirli çalışan sayısındaki artışın Seul’de konut talebini yükselttiği belirtildi.

Şehirde konut arzının sınırlı kalmasının da fiyatları artıran başlıca faktörlerden biri olduğu ifade edildi.

Budapeşte’de konut fiyatları yüzde 209 arttı

Raporda son 10 yıldaki en yüksek konut fiyatı artışının Budapeşte’de gerçekleştiği aktarıldı.

Macaristan’ın başkentinde konut fiyatlarının 10 yılda yüzde 209 yükseldiği belirtildi.

Bu oran, raporda incelenen şehirler arasında kaydedilen en yüksek artış olarak açıklandı.

Maaşlarda yaşanan artışa rağmen konut fiyatlarının çok daha hızlı yükselmesinin, Budapeşte’de ev sahibi olmayı giderek zorlaştırdığı ifade edildi.

En pahalı iPhone Türkiye’de satılıyor

Raporun Türkiye açısından en dikkat çekici sonucu akıllı telefon fiyatlarında ortaya çıktı.

Deutsche Bank’ın incelediği 41 ekonomi arasında bir iPhone’un ABD fiyatına kıyasla en pahalı olduğu ülkenin Türkiye olduğu belirtildi.

Rapora göre Türkiye’de satılan bir iPhone’un fiyatı, ABD’deki satış fiyatının yaklaşık 2,2 katına ulaşıyor.

Bu farkta döviz kuru, gümrük vergileri, Katma Değer Vergisi, Özel Tüketim Vergisi, diğer yasal kesintiler ve dağıtım maliyetlerinin etkili olduğu değerlendiriliyor.

Türkiye böylece iPhone fiyatlarının ABD’ye kıyasla en yüksek olduğu ülke olarak listenin zirvesine yerleşti.

iPhone’un ABD’den ucuz olduğu iki ülke var

Araştırmaya göre iPhone fiyatlarının ABD’den daha düşük olduğu yalnızca iki ülke bulunuyor.

Bunlar Güney Kore ve Japonya olarak açıklandı.

Japon yeninin değer kaybı ve bu ülkelerdeki rekabetçi fiyatlandırma politikalarının telefon fiyatlarını aşağı çektiği belirtildi.

Türkiye’de ise yüksek vergi yükü ve döviz kurundaki değişimlerin fiyatların küresel ortalamanın oldukça üzerine çıkmasına neden olduğu ifade edildi.

Tel Aviv birçok üründe dünyanın en pahalıları arasında

Deutsche Bank raporu, Tel Aviv’de son 10 yılda fiyatların hızlı biçimde yükseldiğini de ortaya koydu.

Tel Aviv, bir McDonald’s menüsünün en pahalı olduğu şehir olarak kayıtlara geçti.

Şehir ayrıca iki kişilik akşam yemeği, yazlık elbise ve kot pantolon fiyatlarında da dünyanın en pahalı ilk beş şehri arasında yer aldı.

Raporda Tel Aviv’deki yüksek fiyatların konut, hizmet ve tüketici ürünleri başta olmak üzere birçok alana yayıldığı belirtildi.

Toplu taşımada en pahalı şehir Londra

Aylık toplu taşıma abonmanlığı ücretlerinde Londra açık ara dünyanın en pahalı şehri oldu.

Londra’da toplu taşıma giderlerinin hane bütçeleri üzerinde önemli yük oluşturduğu belirtildi.

Buna karşın Lüksemburg’da toplu taşıma hizmetlerinin ücretsiz olduğu hatırlatıldı.

Bu durum, Avrupa şehirleri arasındaki ulaşım politikalarının ve kamu desteklerinin yaşam maliyeti üzerindeki etkisini de ortaya koydu.

Benzin Hong Kong’da Kahire’den 9 kat pahalı

Akaryakıt fiyatlarında da şehirler arasında büyük farklılıklar gözlendi.

Rapora göre Hong Kong’daki benzin fiyatı, Kahire’deki benzin fiyatının yaklaşık 9 katına ulaşıyor.

Vergi politikaları, enerji ithalatı, sübvansiyonlar ve döviz kurları ülkeler arasındaki akaryakıt fiyatı farklılıklarının temel nedenleri arasında gösterildi.

Taksi ücretlerinde 23 katlık fark

Taksi ücretleri karşılaştırmasında da çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.

Zürih’te yapılan bir taksi yolculuğunun maliyetinin Kahire’deki benzer bir yolculuğun yaklaşık 23 katı olduğu belirtildi.

İşçilik maliyetleri, akaryakıt fiyatları, sigorta giderleri ve şehirlerde uygulanan tarife politikalarının taksi ücretleri üzerindeki farkı büyüttüğü ifade edildi.

Enerji krizi Avrupa’daki faturaları yüksek tuttu

Raporda Almanya ve Orta Avrupa’daki şehirlerin elektrik, doğal gaz ve diğer hane faturalarında dünyanın en pahalı şehirleri arasında yoğunlaştığı belirtildi.

Enerji krizinin kalıcı etkilerinin, Avrupa’daki tüketici faturalarında hissedilmeye devam ettiği kaydedildi.

Özellikle Almanya’daki şehirlerin en yüksek fatura maliyetine sahip ilk 10 kent arasında önemli bir yer tuttuğu aktarıldı.

ABD tarifelerinin fiyatlara etkisi sınırlı kaldı

Deutsche Bank, ABD’nin uyguladığı tarifelerin tüketici fiyatlarına yansımasının şu ana kadar beklenenden daha sınırlı kaldığını belirtti.

ABD’de market ürünleri ve otomobil fiyatlarının yıllık bazda büyük ölçüde yatay seyrettiği aktarıldı.

Tarifelerin maliyetler üzerindeki etkisinin üreticiler, ithalatçılar ve perakendeciler tarafından kısmen karşılandığı, bu nedenle tüketici fiyatlarına tam olarak yansımadığı değerlendirildi.

Küresel şehirlerde gelir ve gider dengesi değişiyor

Raporda ortaya çıkan sonuçlar, dünyanın en pahalı şehirlerinin aynı zamanda en yüksek maaşların ödendiği şehirler olduğunu gösteriyor.

Ancak konut, ulaşım, enerji ve günlük harcamalardaki artışların, maaşların sağladığı avantajı önemli ölçüde azalttığı belirtiliyor.

Zürih, Cenevre, New York ve San Francisco yüksek maaşlarıyla öne çıkarken, Tokyo daha düşük fiyat seviyesiyle gelişmiş ülkeler arasındaki farklı konumunu koruyor.

Türkiye ise genel yaşam maliyeti sıralamasından çok, yüksek vergi ve döviz kuru etkisinin belirgin biçimde görüldüğü iPhone fiyatlarıyla raporun en dikkat çekici ülkelerinden biri oldu.