Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Şerife Bozoğlan Eker
Şerife Bozoğlan Eker

Diline sahip çıkan, geleceğine mühür basar…

Türkçe: Bir Milletin Asırlık Hafızasıdır.

Bir milletin varlığını devletlerle, ordularla veya sınırlarla ölçmek mümkündür; fakat onun gerçek bekası ancak diliyle kaim olur. Çünkü dil, yalnızca kelimelerin toplamı değil; bir medeniyetin binlerce yıllık yürüyüşünün sesli hâlidir. Türk dili de bu yürüyüşün en kadim tanığıdır. Orhun Yazıtları’nda yankılanan özgürlük ve birlik çağrılarından, Dîvânu Lugâti’t-Türk’ün bilimsel titizliğine, Kutadgu Bilig’in devlet ve adalet felsefesine kadar uzanan geniş bir miras, Türkçenin hem tarihî derinliğini hem de ilmi kudretini ortaya koymaktadır.

13 Mayıs 1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yayımlanan ve “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.” hükmüyle tarihe geçen ferman, bu köklü mirasın devlet bilinciyle sahiplenildiği en önemli dönüm noktasıdır. Bu karar, sadece bir yönetim tercihi değil, Anadolu’da Türkçenin resmî kimlik kazanmasının, milli hafızanın korunmasının ve kültürel bağımsızlığın ilanıdır.

Dil, milletlerin hafızasıdır; çünkü bir toplumun acılarını, zaferlerini, törelerini, inançlarını ve dünyayı yorumlayış biçimini içinde saklar. Türkçe yüzyıllar boyunca yalnızca bir iletişim aracı olmamış; destanların coşkusunu, dervişlerin irfanını, halk ozanlarının hikmetini, bilim insanlarının düşünce dünyasını taşımıştır. Bu yönüyle Türkçe, hem milli hem manevi varlığımızın temeli, bizi biz yapan en güçlü harçtır.

Bugün küreselleşmenin hızlandığı, dillerin birbirine karıştığı bir çağda Türkçenin korunması ve doğru kullanılmasının önemi daha da artmıştır. Yabancı kelimelerin ölçüsüz kullanımı, kültürel özgüvenin zayıflaması ve iletişimde yozlaşma, dilimizin geleceğini tehdit eder niteliktedir. Oysa bir millet, ana dilini ne kadar güçlü yaşatırsa, kimliğini ve geleceğini de o kadar sağlam temeller üzerine kurar.

Türkçe; sade, berrak, köklü ve taşıdığı tarihî yükle evrensel bir dildir. Bizlere düşen görev, bu dili günlük hayatta özenle kullanmak, sanat ve bilim alanlarında geliştirmek, genç nesillere bilinçle aktarmaktır. Çünkü Türkçe yalnızca geçmişin emaneti değil, geleceğin inşasında da en büyük gücümüzdür.

Karamanoğlu Mehmet Bey’i ve Türkçeyi yaşatma iradesini minnetle anarken, şu sözün anlamı bugün daha berrak görünmektedir:

“Türkçe giderse Türkiye gider.”

Türkçe yaşarsa, millet yaşar !

Reklamı Geç