Ruhsal sorun yaşayan kişiler, çevreleri tarafından “zayıf”, “hasta” ya da “deli” gibi etiketlenme endişesi nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları gizleyebiliyor ve ihtiyaç duysalar bile profesyonel destek almaktan kaçınabiliyor.
Uzmanlara göre yardım istemek bir zayıflık değil, kişinin yaşadığı güçlüğü fark ederek çözüm için adım atması anlamına geliyor.
“Güçlü ol” demek çözüm olmayabilir
“Abartıyorsun”, “kafana takma”, “istersen başarırsın” ve “her şey senin elinde” gibi ifadeler, kişiyi motive etmek amacıyla söylense de psikolojik sorunların yalnızca irade gücüyle aşılabileceği mesajını verebiliyor.
Bu durum, kişinin kendisini “yetersiz” ya da “başarısız” hissetmesine, suçluluk duymasına ve yardım almaktan daha da uzaklaşmasına neden olabiliyor.
Uzmanlar, yakınların akıl vermek yerine kişiyi dinlemesinin, yargılamamasının ve gerektiğinde profesyonel destek almaya teşvik etmesinin daha doğru olduğunu vurguluyor.
Erken destek sorunların büyümesini önleyebilir
Uykusuzluk, kaygı, isteksizlik veya yoğun stres gibi belirtilerin görmezden gelinmesi halinde sorunların zamanla sosyal yaşamı, aile ilişkilerini, iş ve okul performansını etkileyebileceği belirtiliyor.
Erken dönemde alınacak psikolojik destek ise sorunların kronikleşmeden ele alınmasına yardımcı olabiliyor.
Psikolojik destek için hastalık şart değil
Psikolojik destek almak için mutlaka ağır bir ruhsal hastalık yaşanması gerekmiyor.
Kayıp, boşanma, iş değişikliği, evlilik, ebeveynlik, ilişki sorunları, karar verme güçlüğü, tükenmişlik ve yoğun stres gibi yaşam olaylarında da destek almak kişinin başa çıkma becerilerini güçlendirebiliyor.
Uzmanlar, ruhsal hastalıkların “kişilik zayıflığı” ya da “irade eksikliği” olarak görülmemesi gerektiğini, bunların biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunları olduğunu belirtiyor.




