Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Oruç Sürecinde Dengeyi Korumak Sağlığın Anahtarı

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan’da sahuru atlamanın, iftarda hızlı ve kontrolsüz beslenmenin gün boyu açlık-susuzluk hissini artırdığını belirterek; protein-yağ dengesi, suyun zamana yayılması ve iftarın iki aşamalı yapılmasının metabolik dengeyi koruduğunu vurguladı.

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan’da sahuru atlamanın, iftarda hızlı

Fitoterapi Uzmanı Dr. Ümit Aktaş, Ramazan ayında oruç tutarken yapılan beslenme hatalarının gün içinde enerji düşüklüğü, erken acıkma ve yoğun susuzluk hissini artırabildiğini söyledi. Oruç düzeninin, insanın biyolojik ritmiyle uyumlu bir beslenme modeli sunduğunu ifade eden Aktaş, sahur ve iftar planlamasının doğru yapılmasının hem metabolik denge hem de genel iyilik hali açısından belirleyici olduğunu dile getirdi.

Aktaş’a göre Ramazan’da en sık yapılan hatalar arasında sahura kalkmamak, karbonhidrat ağırlıklı beslenmek, suyu kısa sürede aşırı miktarda tüketmek ve kafeinli içeceklere yönelmek yer alıyor. Bu alışkanlıkların gün içinde erken acıkma, halsizlik ve susuzluk hissini derinleştirdiğini belirten Aktaş, “Dengeli beslenme Ramazan sürecinin en kritik unsurudur” değerlendirmesinde bulundu.

Sahurda protein ve yağ dengesi öne çıkıyor

Sahur öğününün atlanmasının ani kan şekeri düşüşlerine ve dalgalanmalara yol açabileceğine dikkat çeken Aktaş, sahurda tüketilen besin içeriğinin belirleyici olduğunu söyledi. Unlu ve şekerli gıdaların kan şekerini hızla yükseltip ardından hızlı biçimde düşürdüğünü belirten Aktaş, bunun gün içinde açlık hissini artırdığını; protein ve sağlıklı yağların ise kan şekerini daha dengeli tutarak uzun süre tokluk ve daha stabil enerji sağladığını ifade etti.

Aktaş, sahurda yumurta, peynir, zeytin, fermente gıdalar ve sebzelerin tercih edilmesini önerirken; çay ve kahvenin sınırlı tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Suyun ise iftardan sahura kadar zamana yayılarak içilmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu kaydetti.

İftarı yavaşlatmak kan şekeri dalgalanmalarını azaltıyor

Uzun süren açlığın ardından iftarın bir anda ağır yemeklerle yapılmasının vücut üzerinde ani yük oluşturduğunu söyleyen Aktaş, iftarın kontrollü ve aşamalı yapılması gerektiğini belirtti. Aktaş, “İftarı ikiye bölmek çok önemli bir kuraldır. Orucu hurma veya zeytinle açtıktan sonra bir kase çorba içip yaklaşık 20 dakika ara vermek iştah kontrolünü kolaylaştırır ve kan şekeri dengesini destekler” dedi.

Hızlı ve kontrolsüz beslenmenin kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini ve kalp-damar sistemi üzerinde olumsuz etki oluşturabileceğini belirten Aktaş, ana öğünde kemikli etten hazırlanan yemekler, zeytinyağlı sebzeler, salata ve fermente gıdaların sindirim sistemi açısından daha uygun olduğunu ifade etti. Hamur işi, rafine şeker ve yoğun tatlı tüketiminin ise ertesi gün susuzluk hissini artırabileceğini ve kan şekeri dengesini bozabileceğini söyledi.

Su tüketiminde doğru zamanlama vurgusu

Dr. Ümit Aktaş, iftardan sahura kadar düzenli aralıklarla su içmenin vücut dengesi açısından temel bir gereklilik olduğunu belirterek, kafeinli içeceklerin suyun yerini tutmadığını hatırlattı. Sahurda “susamamak” amacıyla kısa sürede aşırı su içmenin doğru olmadığını dile getiren Aktaş, bir anda alınan yüksek miktardaki suyun böbrekler tarafından hızla atılabildiğini, sindirimi zorlaştırabildiğini ve “fazlasının da dozuna bağlı risk” oluşturabileceğini söyledi. En doğru yaklaşımın, iftardan sonra başlayarak sahura kadar her yarım saat ya da bir saat arayla bir bardak su içmek olduğunu ifade etti.

Aktaş ayrıca, iftardan sonra yapılacak hafif yürüyüşlerin sindirimi desteklediğini ve genel enerji seviyesini olumlu etkileyebileceğini kaydetti.

Tatlıda ölçü, risk gruplarında hekim görüşü

Şekerli gıdaların mümkün olduğunca sınırlandırılması gerektiğini belirten Aktaş, tatlı tüketilecekse meyve bazlı, daha sade seçeneklerin küçük porsiyonlarla tercih edilmesinin daha dengeli olacağını söyledi.

Bazı sağlık durumlarında uzun süreli açlığın risk oluşturabileceğine dikkat çeken Aktaş; insülin kullanan diyabet hastaları, ciddi kalp-damar rahatsızlığı bulunanlar, kanser tedavisi görenler, hamileler ve yeni doğum yapmış annelerin oruç konusunda mutlaka hekim görüşü alması gerektiğini vurguladı.

Uzman görüşlerine göre sahuru atlamamak, karbonhidratı sınırlayıp protein ve sağlıklı yağlara yönelmek, iftarı yavaş ve kontrollü yapmak, suyu zamana yayarak tüketmek ve hafif fiziksel aktiviteyi sürdürmek Ramazan sürecini daha konforlu hale getiriyor. Dr. Ümit Aktaş, bilinçli beslenme alışkanlıklarının yalnızca oruç döneminde değil, yıl boyunca sağlığın korunmasında da belirleyici rol oynadığını ifade etti.