Şizofreni tedavisinde ilk ataktan itibaren süreklilik, hastalığın yeniden alevlenme riskinin azaltılması açısından önemli görülüyor.
Uzmanlara göre ilk psikoz atağından sonra belirtilerin azalması, tedavinin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Tedavinin kesilmesi veya aksaması, yeni atak riskini artırabiliyor ve kişinin eğitim, iş ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebiliyor.
Tedaviye devam etmekte yaşanan güçlüklerin birçok nedeni var
Tedavi sürekliliğinin yalnızca hastanın tutumuyla açıklanamayacağı belirtiliyor.
Yan etkiler, unutkanlık, hastalığa ilişkin farkındalık güçlükleri, damgalanma kaygısı ve sağlık hizmetlerine erişim sorunları tedavinin aksamasına neden olabiliyor.
Bu nedenle tedavi planının, yalnızca akut belirtileri azaltmaya değil, uzun vadede kişinin yaşamını sürdürebilmesine de odaklanması gerektiği ifade ediliyor.
Uzun etkili tedaviler bazı hastalarda seçenek olabilir
Belirli aralıklarla uygulanan uzun etkili antipsikotik tedaviler, günlük ilaç kullanımını sürdürmekte zorlanan bazı hastalarda tedavi devamlılığını destekleyebiliyor.
Yakın zamanda ilk şizofreni atağını geçiren 83 hastanın izlendiği bir araştırmada, 12 ay içinde hastalığın alevlenme veya tekrarlama oranı uzun etkili enjeksiyon grubunda yüzde 5, aynı ilacın ağızdan kullanıldığı grupta ise yüzde 33 olarak bildirildi.
Ancak bu sonucun belirli bir ilaç ve hasta grubuna ait olduğu, tüm hastalara genellenemeyeceği vurgulanıyor.
Tedavi kişiye özel planlanmalı
Uzmanlar, tedavi seçiminde hastanın beklentilerinin, önceki ilaç deneyimlerinin, yan etkilerin ve yaşam koşullarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Uzun etkili enjeksiyonların her hasta için aynı ölçüde uygun olmadığına da dikkat çekiliyor.
Hedef yalnızca belirtileri azaltmak değil
Şizofreni tedavisinde amaç sadece hastalık belirtilerini kontrol etmek değil; kişinin arkadaşlıklarını sürdürebilmesi, bağımsız yaşayabilmesi, eğitimine veya işine dönebilmesi ve kendi hedeflerine ilerleyebilmesi olarak tanımlanıyor.
Bu nedenle ilaç tedavisinin yanında psikoeğitim, aile desteği, psikolojik destek ve sosyal yaşama dönüş planları da önem taşıyor.




