Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya

Nefes darlığını yaşlılığa bağlamayın: Kalp kapağı hastalığının 6 önemli belirtisi

Nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve eforla gelen göğüs ağrısı her zaman yaşlanmanın doğal sonucu olmayabilir. Uzmanlara göre bu belirtiler kalp kapağı hastalıklarının habercisi olabiliyor. Günümüzde bazı kapak hastalıklarında göğüs kafesi açılmadan uygulanan girişimsel yöntemlerle tedavi mümkün hale gelirken, sigara, hareketsizlik, yüksek tuz tüketimi ve kötü ağız hijyeni gibi alışkanlıkların da kalp kapaklarına zarar verebildiği belirtiliyor.

Nefes darlığı, çabuk yorulma, çarpıntı ve eforla gelen göğüs ağrısı

Kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığı son yıllarda artıyor. Bunun nedenleri arasında yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra, modern yaşamla birlikte yaygınlaşan bazı sağlıksız alışkanlıklar da gösteriliyor.

Uzmanlar, özellikle yürürken, merdiven çıkarken ya da fiziksel aktivite sırasında ortaya çıkan ve dinlenince azalan nefes darlığının önemsenmesi gerektiğini belirtiyor.

Kalp kapağı hastalıklarında sık görülen belirtiler arasında nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, çarpıntı, eforla gelen göğüs ağrısı, baş dönmesi ve bayılma ile bacaklarda şişlik bulunuyor.

Kalp kapaklarına zarar verebilen 6 alışkanlık

Sigara: Damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırabiliyor. Özellikle aort kapağının sertleşmesi ve daralması açısından risk oluşturuyor.

Yetersiz ağız ve diş hijyeni: Diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına ve kalp kapakçıklarını etkileyen enfeksiyonlara yol açabiliyor.

Kötü beslenme ve yüksek kolesterol: Doymuş yağ ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesi, damarlarda olduğu gibi kalp kapaklarında da yağ birikimi ve kireçlenmeyle ilişkilendiriliyor.

Hareketsizlik: Obezite, diyabet ve yüksek tansiyon riskini artırarak kalp kapakları üzerindeki yükü artırabiliyor.

Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek: Özellikle çocukluk ve gençlik dönemindeki bazı streptokok enfeksiyonlarının tedavisiz kalması, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına zemin hazırlayabiliyor.

Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açarak aort ve mitral kapak üzerinde sürekli basınç oluşturabiliyor.

Göğüs açılmadan kapak tedavisi mümkün olabiliyor

Kalp kapağı tedavisinde bazı hastalar için açık kalp ameliyatına alternatif girişimsel yöntemler uygulanabiliyor. Bu işlemler çoğunlukla kasık damarlarından girilerek gerçekleştiriliyor ve uygun hastalarda iyileşme süresini kısaltabiliyor.

Uygulanan yöntemler arasında aort kapağının kateter yoluyla değiştirilmesi, mitral ve triküspit kapaklarda klips uygulamaları, daralmış kapağın balonla genişletilmesi ve bazı kapakların kateter yoluyla yenilenmesi bulunuyor.

Bu tedavilerin her hasta için uygun olmadığı, yöntemin kalp kapağındaki sorunun türüne, hastanın yaşına, genel sağlık durumuna ve kalp yapısına göre belirlendiği vurgulanıyor.

Uzmanlar, eforla ortaya çıkan nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma veya bacaklarda şişlik gibi şikayetlerin ihmal edilmemesini ve kardiyoloji değerlendirmesi yapılmasını öneriyor.