Türkiye’de gıda zehirlenmeleri günlük yaşamda sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken, uzmanlar gıdaların hazırlanması, saklanması ve tüketilmesi sırasında yapılan bazı hataların riski artırabileceğine dikkat çekiyor.
Uzman Dr. Mehmet Uluğ, bakteri, virüs veya parazit gibi mikroorganizmalarla ya da bunların toksinleri ve sporlarıyla kirlenmiş yiyeceklerin tüketilmesinin gıda zehirlenmesine yol açabileceğini belirtti. Hijyenik olmayan su tüketiminin de benzer klinik tablolara neden olabileceğini ifade etti.
Norovirüs, rotavirüs, Salmonella ve E. coli öne çıkıyor
Gıda kaynaklı hastalıklarda farklı mikroorganizmaların etkili olabileceğini belirten Uluğ, virüsler arasında norovirüs ve rotavirüsün, bakteriler arasında ise Salmonella ve Escherichia coli’nin (E. coli) öne çıktığını söyledi.
Parazit kaynaklı vakaların ise özellikle hijyenik su ve gıdaya erişimin yetersiz olduğu bölgelerde daha sık görülebildiğini ifade etti.
Mikroplar gıdalara nasıl bulaşıyor?
Uzmanlara göre gıda zehirlenmelerinin önlenmesinde mutfaktaki temel hijyen kurallarına dikkat edilmesi büyük önem taşıyor.
Dr. Uluğ, mikropların gıdalara bulaşmasındaki en önemli üç nedeni şöyle sıraladı:
| Risk | Nasıl oluşuyor? |
|---|---|
| El hijyeni eksikliği | Hasta veya taşıyıcı kişilerin yiyeceklere dokunmadan önce ellerini yıkamaması |
| Yetersiz temizlik veya pişirme | Gıdaların yeterince yıkanmaması veya iç kısımlarına kadar pişirilmemesi |
| Çapraz bulaşma | Aynı bıçak veya kesme tahtasının çiğ ve pişmiş/farklı gıdalarda kullanılması |
Özellikle çiğ et, tavuk ve deniz ürünleriyle temas eden ekipmanların başka gıdalarda yıkanmadan kullanılması çapraz bulaşma riskini artırabiliyor.
Gıda zehirlenmesinin belirtileri neler?
Gıda zehirlenmesinde belirtilerin ortaya çıkış süresi tüketilen gıdaya ve hastalığa neden olan mikroorganizmaya göre değişebiliyor.
En sık görülen belirtiler arasında:
- mide bulantısı,
- kusma,
- karın ağrısı,
- sulu veya kanlı ishal,
- ateş
bulunuyor.
Daha nadir durumlarda bulanık görme, baş dönmesi ve sinir sistemi fonksiyonlarında bozulmalar da görülebiliyor. Belirtilerin bazı vakalarda saatler içinde, bazı durumlarda ise günler sonra ortaya çıkabileceği belirtiliyor.
Hangi durumlarda hastaneye başvurulmalı?
Gıda zehirlenmelerinin büyük bölümünün kısa sürede düzelebildiğini belirten Uluğ, bazı belirtilerin ise tıbbi değerlendirme gerektirdiğini söyledi.
Kaynakta yer alan uzman değerlendirmesine göre şu durumlarda sağlık kuruluşuna başvurulması gerekiyor:
- 24 saat içerisinde 5’ten fazla ishal,
- kusmuk veya dışkıda kan görülmesi,
- bir günden uzun süren 37,8 derecenin üzerindeki ateş,
- şiddetli karın ağrısı.
Özellikle 5 yaş altındaki çocuklar, ileri yaştaki kişiler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireylerde sıvı kaybının daha ciddi sonuçlara yol açabileceği ifade ediliyor.
Sıvı kaybının belirtilerine dikkat
Yoğun kusma ve ishal sonucunda gelişebilen dehidratasyon, yani sıvı kaybı, gıda zehirlenmelerinde en önemli risklerden biri olarak gösteriliyor.
Aşırı halsizlik, yoğun susuzluk, ağız ve dil kuruluğu, kas krampları, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, uyku hali, koyu renkli idrar ve uzun süre idrar yapamama sıvı kaybının işaretleri arasında bulunuyor.
Antibiyotik her gıda zehirlenmesinde kullanılmamalı
Uzmanlar, gıda zehirlenmelerinde kontrolsüz antibiyotik kullanımına karşı da uyarıyor.
Dr. Uluğ, ishal ve gıda zehirlenmelerinin önemli bölümünde etkenin bakteri olmadığını, bakteriyel vakalarda bile çoğu zaman antibiyotik gerekmediğini ifade etti.
Antibiyotik kullanımının ancak hekim değerlendirmesi sonrasında gündeme gelmesi gerektiğini belirten Uluğ, özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin doktor önerisi olmadan antibiyotik kullanmaması gerektiğini söyledi.
Gıda zehirlenmesinden korunmak için ne yapılmalı?
Mutfakta ve günlük yaşamda alınabilecek basit önlemler gıda zehirlenmesi riskini önemli ölçüde azaltabiliyor.
Dr. Uluğ’un önerileri arasında; ellerin tuvalet sonrası, çöp veya hayvan temasından sonra yıkanması, pastörize edilmemiş süt ürünlerinden kaçınılması, meyve ve sebzelerin iyice temizlenmesi ve çiğ gıdayla temas eden bıçak ile kesme tahtalarının mutlaka yıkanması yer alıyor.
Buzdolabının 4,4 derecenin altında, dondurucunun ise -18 derecenin altında tutulması; et ve deniz ürünlerinin tamamen pişirilmesi ve yumurtanın sarısının tam sertleşene kadar pişirilmesi de öneriler arasında bulunuyor.
En önemli önlem: Temizle, ayır, pişir ve doğru sakla
Gıda zehirlenmelerini önlemede temel yaklaşım; elleri ve ekipmanları temiz tutmak, çiğ ve pişmiş gıdaları birbirinden ayırmak, yiyecekleri yeterli şekilde pişirmek ve uygun sıcaklıkta saklamak olarak öne çıkıyor.
Özellikle yaz aylarında ve toplu yemek tüketiminin arttığı dönemlerde gıdaların açıkta uzun süre bekletilmemesi, soğuk zincirin korunması ve şüpheli gıdaların tüketilmemesi önem taşıyor.




